Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî (Kuddise Sirruhû)’nin Artuklu Sarayı’ndaki Kerâmetleri ve Mübarek Hayatı

Bismillâhirrahmânirrahîm.
Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn, vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn.

Ehl-i Beyt-i Mustafa’nın (sallallahu aleyhi ve sellem) mümtaz simalarından olan Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî (kuddise sirruhû), 11. asırda Şam-ı Şerîf’ten Mardin’e hicret ederek o beldeyi teşrif buyurmuştur.Zamanın idarecisi olan Artuklu Devleti’nin kurucusu Emir Artuk bin Eksük devrinde bölgeye gelen bu mübarek zat, kısa zamanda halkın gönlünde müstesna bir yer edinmiş, zühd, takvâ ve irşadıyla manevî bir kutup hâline gelmiştir.
Artuklu Sarayı’nda Zuhur Eden Kerâmet
Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî (k.s.), Mardin’e teşriflerinin ardından Emir Artuk ile tanışmış ve kendisine büyük hürmet gösterilmiştir. Lakin her devirde olduğu gibi,haset-fesat  ehli kimseler bu hâli çekememiş,bir fitneci tarafından Emir’e şikâyet edilmiştir. Bunun üzerine zahiren bir imtihan olarak hapse atılmıştır.
Bir müddet Mardin Kalesi’nde mahbus kalan bu mübarek zat hakkında, Cenâb-ı Hakk’ın velî kullarına ihsan ettiği kerâmetlerden biri zuhûr etmiştir. Rivayete göre bir cuma günü Emir Artuk, camide hutbe irad ederken Seyyid Hasan Zerrakî’yi minberde görmüş, hayret ve haşyet içinde kalmıştır. Zira aynı anda zindanda bulunması gereken bu zatın camide hutbe irad etmesi,ilâhî bir tecelli olarak müşahede edilmiştir.
Namazdan sonra Emir’in sualine karşılık, Seyyid Hasan Zerrakî (k.s.) şöyle buyurmuştur:
“Güneşin ışıkları zindanın mazgallarından içeriye vurunca, ben de o nura tutunarak çıktım.”
Bu hâl karşısında Emir Artuk’un kalbine büyük bir haşyet düşmüş, hatasını anlayarak tevbe ve istiğfar etmiş, Seyyid Hasan’dan özür dilemiştir.
Şifâ Kerâmeti
Bir müddet sonra Emir’in kızı Hatice Hatun’un aklî rahatsızlığa dûçar olduğu rivayet edilir. Emir Artuk, bu müşkil hâlin halli için Seyyid Hasan Zerrakî’den dua talep etmiştir. O da Kur’ân-ı Kerîm’den âyetler okuyarak bir suya üflemiş ve hastaya içirilmesini emretmiştir.Biiznillâh Hatice Hatun şifâ bulmuş ve sıhhatine kavuşmuştur.

İzdivaç ve Manevî Müşavirlik
Bu kerâmetlere bizzat şahit olan Emir Artuk, Resûl-i Ekrem Efendimiz’in (s.a.v.) neslinden gelen bu mübarek zata olan hürmet ve muhabbetini izhar ederek kızı Hatice Hatun’u kendisine nikâhlamak istemiştir. Seyyid Hasan Zerrakî (k.s.) bu teklifi kabul etmiş, böylece saraya damat olmuş ve aynı zamanda manevî müşavirlik vazifesini deruhte etmiştir.

Tebliğ ve Beylik Vazifesi
Daha sonra Emir Artuk, İslâm’ın neşri ve nizamın temini maksadıyla Atak (Entak) Kalesi’nin idaresini Seyyid Hasan Zerrakî’ye tevdi etmiştir. Bu mübarek izdivaçtan üç oğlu ve bir kızı dünyaya gelmiştir: Seyyid Hüseyin, Seyyid Abdurrahman, Seyyid Nasır Gazi ve Fatıma Şehribânû.
Vefatı ve Nesebi
Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî’nin (k.s.) doğum tarihi kati olarak bilinmemekle birlikte, vefatının Hicrî 552 (Milâdî 1134) yılında olduğu muteber kaynaklarda zikredilmektedir.Kabri, Diyarbakır vilayeti Lice kazasına bağlı, tarihî kaynaklarda Atak (Entak) olarak bilinen ve günümüzde Dibek köyü civarında bulunan türbesindedir. Sağında oğlu Seyyid Nasır Gazi, solunda ise Seyyid Hüseyin medfundur.
Büyük oğlu Seyyid Abdurrahman’ın Bağdat’ta medfun olduğu nakledilmekte, kerimesi Fatıma Şehribânû’nun vefat yeri ise kesin olarak bilinmemektedir.
Hazro kazasına bağlı Merânî (Ülgen) köyünde medfun bulunan Seyyid Şeyh Osman Zerrakî (k.s.) ise onun neslinden gelen mübarek bir torunudur.
Neseb-i Şerîfi
Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî (k.s.), Fahr-i Kâinat Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa’nın (s.a.v.) 16. batından torunu olup, nesebi şu silsile ile Hazreti Ali (k.v.) Efendimiz’e ulaşmaktadır:
Seyyid Hasan Zerrakî → Seyyid Abdurrahman → Seyyid Ahmed → Seyyid Tahir → Seyyid Ali → Seyyid Abdullah → Seyyid Cafer-i Katal → Seyyid Muhammed Mektûm → Seyyid İsmail el-Ekber → İmam Cafer-i Sâdık → İmam Muhammed Bâkır → İmam Zeynelâbidîn → İmam Hüseyin (r.a.) → Hazreti Ali (k.v.).
Tarihî ve İçtimaî Tesiri
Evlatları vasıtasıyla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da birçok beylik tesis edilmiş; bu beylikler uzun asırlar boyunca İslâm’a hizmet etmiş, zamanla Artuklular, Akkoyunlular ve Osmanlı Devleti’ne tâbi olarak varlıklarını sürdürmüşlerdir. Nihayet Osmanlı Devleti’nin merkezîleşme siyaseti neticesinde bu beylikler tarihe karışmıştır.
Netice
Seyyid Şeyh Hasan Zerrakî (kuddise sirruhû), ilmi, takvâsı, kerâmetleri ve neseb-i şerîfi ile bölge halkı üzerinde derin tesirler bırakmış büyük bir velîdir. Onun hayatı, Ehl-i Beyt sevgisinin, Allah’a teslimiyetin ve irşad hizmetinin müstesna bir numunesi olarak İslâm tarihindeki yerini muhafaza etmektedir.
Cenâb-ı Hak, bu mübarek zatların şefaatlerinden bizleri mahrum eylemesin. Âmin.