Sosyal Medya ve Gençlik Problemlerimiz
(Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere Milli Eğitim Bakanımız,Aile ve Sosyal Politikalar Bakanımız,İçişleri Bakanımız ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin tüm vekillerini açık mektubumdur.)
Nice gençler vardır ki pırıl pırıl ama TikTok, Instagram, Facebook ve benzeri sosyal medya mecraları yüzünden hayatları allak bullak olmuştur.Gençler sefih eğlencelerden tutun da sanal kumara kadar her türlü rezaleti orada bulmakta ve şöhret, para, şehvet gibi hissi damarlarıylahertürlü rezaleti bu mecralarda icra etmektedirler. Nice gençlerimiz hayatlarının baharını buralarda geçirmekte ve çürütmektedirler.
Rabb'im yardımcımız olsun, artık çocukların mürebbiyeleri sosyal medya maalesef. Yasal olarak bir çözüm getirilmeli. Gerekirse yasaklanmalıdır. Bağımlı olduğu için bu yasaklardan etkilenenlere karşı da devlet tarafından psikolojik destek sağlanmalı. Çünkü var olan yasalar çocuğun üzerine anne baba etkisini kısıtlamıştır ama sosyal medyaya yönelik bir kısıtlama yok ve bu durum anne babanın çocuk eğitimi konusunda geri adım atmalarına neden olurken çocukların sosyal medyada istediği gibi at koşturmalarına ve oradan ne olduğu belli olmayan kişilerden etkilenmelerine, onların talimatlarına uymalarına ve onlardan emir alıp bu doğrultuda âdeta hipnoz edilerek çevresine ve kendilerine zarar vermelerine sebep olmaktadır. Yani yasal yollarla vatandaş çocuğuna hükmedemiyorken yine yasaların kısıtlayamadığı ya da kısıtlamadığı sosyal medya yüzünden çocuklarımız, gençlerimiz art niyetli ve bed muameleli yerli ve global güçlerin etkisiyle hareket etmek zorunda kalıyor. Malum gençler akıllarıyla değil hisleriyle hareket ediyorlar. Bu vakaa bir beka sorunudur, var olma mücadelesidir. Yoksa Allah korusun gençlik elden gidiyor. Nüfusun azalmasının önüne geçmeye çalışırken kaliteli bireylerin yetişmesi için de gerek devlet kurumları gerekse de sivil toplum kuruluşları ve aileler var güçleriyle çalışmaları gerekir, bu alandaki boşluğun ileride başımıza daha büyük belalar açmaması için teyakkuzda olmak bugün farz haline gelmiştir.
Üstat Bediüzzaman hazretleri bir asır evvel bunu keşfetmiş ve bazı ifsat komitelerinin özellikle gençleri ve kadınları bozmaya yönelik çalışmalarının olduğunu belirtmiş, bunlara yönelik Gençlik ve Hanımlar Rehberi'ni kaleme almıştır. 1952 yılında İstanbul'da havadan sudan bir gerekçeyle kendisine açılan davada kendisi aslında Gençlik Rehberi'nde yer alan bazı hassas noktalardan dolayı bu davanın kendisine açıldığını ve ileri sürülen gerekçenin ise dava açılmayı gerektirecek bir gerekçe olmadığını belirtmiştir. Bu konu yukarıda da belirttiğim gibi bir bekâ sorunudur yoksa Allah muhafaza gençlik, böyle sefih oyunlarla bozulup başımıza hem dünyada hem ahirette büyük belalar açacaktır.