Şanlıurfa İçin Kritik Deprem Uyarısı: İhmal Kader Değildir, Somut Adım Şart

Şehrin ortak aklı ve danışma platformu olan Şanlıurfa Şurası, kentin deprem dirençliliğine yönelik kritik bir bildiri yayımladı. Şanlıurfa’nın deprem gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini vurgulayan Şura, "Güvenli Şehir, Afete Hazır Şehir" vizyonu için kapsamlı bir çözüm dosyası sundu.

Şanlıurfa İçin Kritik Deprem Uyarısı: İhmal Kader Değildir, Somut Adım Şart

Şanlıurfa Şurası: "Depremle Yaşamayı Öğrenmek Zorundayız"
6 Şubat felaketinin yıl dönümünde yayımlanan metinde, depremin yıkıcı etkilerinin ancak bilimsel yöntemler ve kararlı bir yerel politika ile asgariye indirilebileceği belirtildi. Şanlıurfa Şurası, depremin bir "doğal olay" olduğunu ancak yıkımın "ihmal" sonucu gerçekleştiğini hatırlatarak kamuoyuna ve yetkililere seslendi.

Şura’dan 7 Maddelik "Acil Eylem" Çağrısı
Şanlıurfa Şurası tarafından hazırlanan ve kentin yapısal geleceğini şekillendirmesi beklenen hayati öneriler şu şekilde sıralandı:

Mimari Dönüşüm: Şehir genelinde dikey yapılaşma baskısı azaltılmalı, güvenlik odaklı yatay mimari modelleri teşvik edilmeli.

Toprak Yönetimi: Şanlıurfa’nın can damarı olan tarım arazileri üzerinde yapılaşmaya tavizsiz bir şekilde son verilmeli.

Teknik Standartlar: İnşaat süreçlerinde radye temel kullanımı zorunlu hale getirilmeli ve yapı denetimleri en üst seviyede tutulmalı.

Kentsel Güvenlik: Mevcut hasarlı binaların durumu hızla yeniden analiz edilmeli; risk teşkil eden yapılara girişlerin engellenmesi için sıkı tedbirler alınmalı.

Lojistik Hazırlık: Şehirdeki deprem toplanma alanları ranta değil, güvenliğe tahsis edilerek korunmalı.

"Şimdi Harekete Geçme Zamanı"
Sosyal medyada #ŞanlıurfaGerçeği etiketiyle büyük yankı uyandıran bildiri, "Şanlıurfa için depremle yaşamayı öğrenmek zorundayız" mesajıyla son buldu. Şanlıurfa Şurası, kentin tüm bileşenlerini (yerel yönetimler, akademik çevreler ve vatandaşlar) bu somut adımların atılması noktasında sorumluluk almaya davet etti.

Uzmanlar, Şanlıurfa Şurası’nın bu çıkışının, kentin imar ve afet yönetimi politikalarında bir dönüm noktası olması gerektiğini vurguluyor.