HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR
Ölüm, dünyadan ahirete terhistir. İnsan doğarken ne kadar sevinçli ise dünyayı terk edince o derecede sevinçli olması gerçek imanın zirvesidir. Mevlânâ ölümü "Şeb-i Arus" (düğün gecesi) olarak tarif eder. Ölümün izleri nesilden nesile devam eder. Asırlık mezarlıklar ve türbeler bunun açık kanıtlarıdır.
Nedense insanoğlu, dirilerden çok ölülere kıymet vermektedir. Sağ iken sorulmayan, önem verilmeyen, sevinçlerine ve dertlerine ortak olunmayan müteveffa öldükten sonra kıymete layık görülüyorsa, demek illaki evden cenazenin çıkması lazım.
HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR
Başlıktaki ifade ayetlerin mealidir (Âl-i İmran Suresi 185. ayet, Enbiyâ Suresi 35. ayet, Ankebût Suresi 57. ayet). İnsan ölüm döşeğinde iken malının üçte birini vasiyet edebilir, sarfını varislere telkin eder. Akıllı mümin hayatta iken mal sarfını varislere bırakmaz; ahiret azığını sağ iken kendi eliyle sarf eder.
Vefat eden baba sağ iken veya vefat edince kız çocuklarına mal vermemesi hak gaspıdır. Kur'an'daki "verin" ayetine rağmen (Nisa Suresi 7. ayet) babanın veya kardeşlerin kız çocuklarına mirastan pay vermemesi Cahiliye adetlerindendir. Cehalet insanı bedevileştirir.
Toplumda din dışı öyle şeyler oluyor ki insanın aklı duruyor: Baba yaşlı ve emekli maaşı var. Kızı evli... Baba ölmeden önce maaşını alabilmek için kocasından resmi olarak boşanıyor. Babanın ölümünden sonra kızı, ölene kadar babasının maaşını alıyor. Bu çirkin fiil hırsızlıktır. Avukatlar bu işi daha iyi bilir.
ÖLÜMDEN SONRA TAZİYELER
Ölümden sonra en az üç gün taziyede bulunmak; dost ve akrabaları karşılamak, teselliyi, sabrı ve duayı dinlemek hem taziye sahipleri hem de taziyeye gidenler için sünnettir, sevaptır.
Taziyelerde genellikle Kur'an-ı Kerim okunur. Okunmalı da... Ancak en faziletlisi, okunan Kur'an'ın ne dediğinin anlatılmasıdır.
Asrımızda taziyeler hüzün ve yas yeri iken; yük, israf ve gösterişe dönüşmüştür. Taziyelerde yemek yedirmek sanki farzdır. Yemek fabrikaları sektör haline gelmiştir; tam bir sömürü aracı! Taziyelerde yemekler kesinlikle kaldırılmalıdır. Taziye sahipleri hüzünlü iken neden yemek telaşı ile telaşlansın?
Sadece yemek telaşı mı? Taziye evinin üç günlük gideri, enerjisi, çayı, suyu, temizliği, işçiliği bir yük değil mi? Bu saydığım şeyleri sosyal devlet anlayışı ile ilgili kamu kurumları karşılamalıdır. En kestirme yol budur. Taziyede yardımlar yapılacaksa, birinci derece taziye sahiplerine yapılmalıdır.
TAZİYELERDE AYRIM YAPILMAMALIDIR
Taziyelere Allah rızası için gidilir, sevap alınır. Kardeşlik bağları takviye edilir; Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı ödenir. Taziyelere zengin, fakir, unvanlı, rozetli ayrımı yapılmadan her kesime gidilmelidir.
Taziyeler örf ve adetlere göre değil, sünnete göre yapılmalıdır. Taziye bugün benim, yarın senindir.
Allah'ım tüm ölmüşlerimize rahmet eylesin. Dünya fani, ecel anidir. Unutmayın.
Vesselâm...