Bir “Ağa” Öldü, Bir “Beyefendi” Gitti: Fevzi Karataş’ın Ardından
Şanlıurfa, bugün sadece bir aşiret liderini değil; "ağalık" kavramını "hizmetkarlık" ile harmanlayan, babacan tavrıyla gönüllerde taht kuran Mersavi Aşireti’nin yiğit evladı Fevzi Karataş’ı uğurluyor.
Televizyon dizilerindeki o çatık kaşlı, hükümran ve mesafeli "ağa" tiplemelerini bir kenara bırakın. Bugün Urfa, o ezberleri bozan, ismiyle müsemma bir gönül adamına veda ediyor: Fevzi Karataş... Bölgede herkesin "Fevzi Ağa" diye hitap ettiği, ancak bu sıfatın ağırlığı altında ezilmek yerine, o sıfata nezaket ve tevazu yükleyen bir çınardan bahsediyoruz.
Fevzi Karataş, hayatı boyunca "ağa" denilince akla gelen o sert profilin tam aksine; yumuşak huyu, birleştirici dili ve kapısına gelen hiç kimseyi boş çevirmeyen babacan tavrıyla yaşadı. O, aşiretine hükmeden değil, Mersavi Aşireti’nin ve bölgesindeki tüm mazlumların hizmetinde koşan bir neferdi. Bir sorunu olanın ilk kapısı, bir derdi olanın sığınağıydı.
Aslında bu "yeni nesil ağalık" mirası ona yabancı değildi. Yıllar önce ebediyete uğurladığımız ağabeyi Şükrü Karataş ile birlikte, bu topraklarda gerçek ağalığın "hükmetmek" değil, "hizmet etmek" olduğunu bizzat gösterdiler. İki kardeş, bölge insanına modern ve vicdanlı bir model bıraktılar. Onlar, gücün değil, şefkatin temsilcisi oldular.
Amansız bir hastalıkla uzun süredir verdiği savaşı bugün nihayete erdirdi Fevzi Ağa. Vefat haberi sadece Mersavi Aşireti’ni değil, tüm Şanlıurfa kamuoyunu derin bir yasın içine itti. Çünkü Urfa, bir denge unsurunu, bir uzlaştırıcıyı ve en önemlisi "herkesin abisi" olan bir değeri kaybetti.
Gidişi büyük bir boşluk bıraksa da, Fevzi Karataş’ın ve ağabeyi Şükrü Karataş’ın bıraktığı o tertemiz miras, bu coğrafyada hep hayırla yad edilecek. Onlar, isimlerini sadece mezar taşlarına değil, Urfa’nın sosyal hafızasına ve binlerce insanın kalbine yazdırdılar.
Mekanın cennet olsun Fevzi Ağa... Şanlıurfa’nın başı sağ olsun.