KOCAMIŞ MERKEBE YENİ ÇUL (SEMER) DİKENLER

Şevval umresinden yeni döndüm, Hac mevsimi başladı. Mevla; "iman dolum tesisleri" olan o kutsal beldelere boş gidenlerin dolu dönmelerini nasip eylesin. Tüm ibadetlerin temelinde kötülüklerden arınma ve bir daha kötülüklere bulaşmama ilkesi vardır; bu, ibadetin temel gayesidir. Yaşam tarzında hem Leyla hem Mevla bir arada olmaz. Farzları birer "tarz" gibi görüp yaşamak ise hiç olmaz.

Hac ve umrede insanlar Mekke ve Medine’yi ziyaret ediyorlar. Peki, Medine’de ne var? Kâinatın Efendisi (S.A.V.), Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Osman, Hz. Hamza, Mus’ab bin Umeyr, Hz. Fatıma ve on binlerce sahabe var. Ziyaretçiler; başta Efendimizin ahlakından nasipleniyor mu? Hz. Ebubekir’in sıddıkıyetinden, doğruluğundan, cömertliğinden ve mertliğinden bir pay alıyor mu? Hz. Ömer’in adaletinden, Hz. Osman’ın edep ve hayasından ne kadar hissedar olabiliyor? Cihat kahramanları ve şehitlerin şahı Hz. Hamza ile Mus’ab bin Umeyr’in cihat aşkından, azminden bir miskal dahi olsa hisse alınabiliyor mu?

En önemlisi; annelerin annesi Hz. Fatıma’nın annelik vasfından ne kadar pay alınabiliyor? O Hz. Fatıma ki vefat etmeden önceki vasiyetinde; "Ben vefat edince cenazemi gece defin edin, tabutuma namahrem gözü değmesin" buyurmuştur. Bir de ahir zamanın Fatımalarına, Aişelerine, Haticelerine bakın; aradaki uzaklık ancak o zaman görülür.

Ülkemizde suç oranları çok yüksek, çareler aranıyor. İnsan nesli bozulursa işleri de bozuk olur. Suçlular için artık cezaevleri bile yetmiyor; yeni cezaevlerine ihtiyaç duyuluyor, güvenlik tedbirleri artırılıyor. Peki, bu suç oranları neden çoğalıyor? Bünyeye ve fıtrata ters hiçbir tedbir, suçluyu suçundan alıkoyamaz. Bir toplum düşünün; ahlaki ne kadar değer varsa bilerek veya bilmeyerek çökerteceksiniz, adaleti siyasallaştırarak adaletsiz bir yönetim anlayışı peyda edeceksiniz, yönetimde ehliyet ve liyakati es geçeceksiniz... Maddeci eğitime, emici kapitalist ekonomiye devam edeceksiniz; üretimden ziyade tüketime zemin hazırlayacaksınız. Milyonlarca emekliyi ve dar gelirliyi az maaşla mağdur edeceksiniz. Liyakatsizlere mevki ve makam vereceksiniz. Toplumu barıştıracağınıza kutuplaştıracaksınız. Ayrımcılıkta "arş-ı alayı" inleteceksiniz. Adaletsiz paylaşımla zengini daha zengin, fakiri daha fakir edeceksiniz. Milyarderleri çoğaltmakla övüneceksiniz. Cinsiyetsiz toplum, mülkiyetsiz toplum ve yapay ete kadar uzanan projelerde mesafe kat edeceksiniz; sonra da "Ülkede neler oluyor?" diyeceksiniz.

Okul cinayetlerinde suç en çok anne ve babalara yükleniyor; "çocuğuna sahip olsun" deniliyor. Oysa ekrandaki ve sosyal medyadaki imha ve iğfal, anne ve babaların çoğunu da bozmuş, maneviyattan koparmış. Aileler dağılıyor, nesiller bozuluyor, boşanmalar zirve yapmış durumda. Allah huzurumuzu bozmasın, bozmak isteyenlere fırsat vermesin.

Gazi Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi ve Afet Yönetimi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen Bey diyor ki: "Ülkemizde her gün 117 depremle sarsılıyoruz." Hafazanallah, önlemler alınıyor mu? Bilmiyorum. Ekonomide, siyasette, adalette, eğitimde ve güvenlikte netice almak için; kokmuş düzene ve sisteme önce ahlak ve maneviyatı yerleştirmez, emek sarf etmezseniz; sadece söylemle ve sözde önlemlerle yol alamazsınız. Netice almak bir yana, yaptığınız şey sadece başlıktaki gibi; "kocamış merkebe yeni semer dikmek" demektir.

Vesselam