TOPLUM ÜÇ ANA SÜTUN ÜZERİNDEN ÇÖKÜYOR: AİLE, AHLAK VE ADALET
Kelamların en güzeli; ilahi ve nebevi kelamlardır. Mevlamız Nahl Suresi 90. ayette şöyle buyurur (Bu ayet, her cuma günü hatipler tarafından hutbe sonunda okunur): "Muhakkak ki Allah; adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder. Çirkin işleri, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor."
Emir ve yasaklarda Allah’ın muhatabı insandır. Bu ayette dünya nizamını sağlayan üç esas emrediliyor, buna karşılık üç çirkin davranış da yasaklanıyor. Emredilen esaslar; adalet, ihsan ve akrabaya yardımdır. Yasaklar ise fahşa (fuhuş), münker ve bağydır (zulüm).
Adalet: Her şeyi tam olarak yerine getirmek, herkesin hakkını vermek ve ölçülü davranmak demektir. Adalet sadece adalet saraylarında aranmaz; insani ilişkilerin hepsinde adalet aranır. İmam Gazali’ye göre: "Vicdanda olmayan adalet, kanunlarla tatbik edilemez." Bugün ülkemizde ve dünyada adalet maalesef yerlerde sürünüyor. Adaletsizlik; eşleri, anne-babaları, çocukları ve akrabaları ağlatıyor, uykusuz bırakıyor. Geç tecelli eden adalet, adalet değildir.
Ezberleri bozan bir siyasetçimiz; "Anadolu’ya huzur, Öcalan’a umut, Ahmetlere makam, Demirtaş’a yuvaya dönüş" diyor. Alkışlıyorum. Ancak neden sadece birkaç kişi? Mağdur binlerce insan var. Ya hep ya hiç olmalıdır. Geçmiş, geleceğin aynasıdır. Geçmişte bir savcı meşhur olmuştu; zırhlı araçla korunuyordu, yalakalar "Bizde de cesur savcılar var" diye manşet atıyorlardı. 15 Temmuz alçak darbe girişiminden sonra o "cesur" savcı terörist listesine eklendi, şimdi esamesi okunmuyor. Siyasetin adalete bulaşmasının zararlarını izah etmeye çalışıyorum. Öz olarak; "Kızım Fatıma da olsa, hırsızlık yaparsa onun eli kesilir" diyen nebevi adalet anlayışımız olmalı.
Ayetten ikinci emir İhsan’dır. İhsan; ibadette Allah’ı görüyormuş gibi davranmak, Allah’ın verdiğini "Karun"laşmadan dağıtmaktır. Üçüncü emir Akrabaya Yardımdır: Uzak veya yakın akrabaya el uzatmaktır. Fakat akraba adeta "akrep" olmuş; evden cenaze çıksa belki ancak taziyede buluşabiliyorlar.
Ayette geçen Fahşa; yalan, iftira ve zina gibi söz veya fiille işlenen günahlardır. Münker; İslam’ın haram kıldığı her şeydir. Yaşantıda hem Leyla hem Mevla, hem cami hem kilise olmaz; bu tevhide aykırıdır. Bağy ise insanlara karşı üstünlük taslamak, onları baskı altında yaşatmak ve zulmetmektir.
Başlıktaki Aile konusu ise çok geniştir. Bir araştırmaya göre ülkemizde; kitap okuma oranı %1, sanat etkinliklerine katılım %1, gazete okuma oranı %0.3, müze dolaşma oranı %0.1'dir. Buna karşılık; TV izleme oranı %78, dizi izleme oranı %37, evlilik programı izleme oranı %76.1, dini haberlere ilgi %78 ve pornografiye ilgi %80’dir. Halkın borçluluk oranı ise %78.3’tür.
Aile, ahlak ve adalet bir toplumun sütunlarıdır; bunlar çökerse o toplum kuşlara yem olmaya mahkumdur. Araştırma rakamları aile ve ahlak durumumuzu açıkça ortaya koymaktadır. Batı ve batıl şebekeler asırlardır bu üç sütunu yıkmaya çalışıyor. Takva, bunların panzehiridir. Kurtuluş reçetesi ilahi kelamdadır: "Ey insanlar! Rabbinizden size bir öğüt, gönüllerdeki dertlere şifa, müminlere doğru yolu gösteren bir rehber ve tam bir rahmet olan Kur’an geldi." (Yunus Suresi, Ayet 57). Efendimiz (S.A.V) de şöyle buyurur: "Allah, şu Kur’an ile bir takım kimselerin kıymetini yükseltir, bazılarını da alçaltır." (Müslim, 269).
Bu yazıyı 6 Şubat 2026’da yazıyorum. "Asrın Felaketi" olarak adlandırılan ve 11 ilimizde meydana gelen depremin 3. yıl dönümü. Mevla bir daha göstermesin. Depremde vefat eden kardeşlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara şifa, yakınlarına sabr-ı cemil niyaz ediyorum. Vesselam...