İSLAM DEVLETLERİNDE VE ÜLKEMİZDE SAHTE EHL-İ BEYTİN VE SAHTE SEYYİDLİĞİN DOĞUŞU!!!

İslam tarihinde önemli bir yere sahip olan Nakîbü’l-Eşrâflık kurumunun temelleri bizzat Resulullah (sav) tarafından atılmış, ancak bu kurum 3 Mart 1924 tarihinde halifeliğin kaldırılmasının ardından lağvedilmiştir. Bu mübarek kurumun ortadan kalkmasıyla birlikte gerçek seyyidler adeta arka plana itilerek unutturulmaya çalışılmıştır. Yüzyıllardır ümmet-i Muhammed’in gönlünde taht kuran seyyidlerin kaydı, takibi ve toplumsal görünürlüğü yok edilerek bu kutlu soyun tarihî izleri bir sis perdesinin arkasına gizlenmek istenmiştir.

İstismar Süreci ve Sahte Kimlikler

Süreç içerisinde bazı çevreler, gerçek Ehl-i Beyt mensuplarının yerine seyyid olmayan bazı grupları, tarikat şeyhlerini ve nüfuzlu aileleri Müslümanlara "Seyyid, Şerif ve Ehl-i Beyt mensubu" olarak takdim etmişlerdir. Bu dönemde sahte kimliklere bürünen bazı kişiler, seyyidlik vakarına yakışmayan tutum ve davranışlar sergilemişlerdir. Bu kişilerin yanlışlarını gören ve Ehl-i Beyt’e gönülden bağlı olan Müslümanlar, bu sahtekârları "gerçek seyyid" zannettikleri için ne yazık ki bu mübarek soydan uzaklaşmaya başlamışlardır. Bu durum, Ehl-i Beyt’e duyulan muhabbetin azalmasına ve bağların zayıflamasına neden olan talihsiz bir tablo oluşturmuştur.

Maddi ve Manevi Sömürü

Geçen elli yıllık süreçten sonra tablo daha da karmaşık bir hâl almıştır. Bazı tarikat mensupları; makam, çıkar ve itibar elde etmek amacıyla kendilerini seyyid veya şerif olarak tanıtmaya başlamışlardır. Resulullah’ın soyuna hasret duyan saf ve iyi niyetli müminler ise bu kişilere inanarak biat etmişlerdir. Zamanla bu istismarcılar, taraftarlarını maddi ve manevi yönden sömürerek haksız servetler ve rantlar elde etmişlerdir.

Hakikatin Gün Yüzüne Çıkışı

Ancak devletimiz, yakın zamanda bu karanlık tabloyu aydınlatacak önemli bir adım atmıştır. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla arşivler açılmış ve geçmişe yönelik kapsamlı bir inceleme başlatılmıştır. Yapılan araştırmalarda, kendilerini yıllardır halka "seyyid" olarak tanıtan pek çok kişinin hiçbir resmi kaydının bulunmadığı açıkça ortaya çıkmıştır.

Bugün gelinen noktada hakikatin gün yüzüne çıkması, Ehl-i Beyt sevgisini istismar eden yapıların maskesini düşürmüştür. Bu durum, gerçek seyyidlerin itibarının iadesi ve Ehl-i Beyt muhabbetinin yeniden asli yerine oturması için büyük bir fırsattır. Müminlerin imanî bir noktada duran bu kıymetli hassasiyetinin, sahtekârlar elinde sömürülmesine artık müsaade edilmemelidir. İslam âleminde sahte seyyidliğin önlenmesi, İslamiyet'in geleceği ve selameti için bir zorunluluktur.