ÖĞRENCİNİN KARNESİ
Karne başarı belgesidir. Öğrenci (talebe) öğrenen, öğretmen ise öğretendir. Hz. Ali'ye isnat edilen bir ifadede "Bana bir harf öğretenin kölesi olurum" denilmesi, öğretene verilen değerin ölçüsüdür. 26 Haziran 2026'da 18 milyona yakın ilköğretim ve ortaöğretimdeki gencimiz karne aldı. Bu sayı büyük bir servet, hem de varlıktır. Bu sayı, dünyadaki bazı devletlerin nüfuslarından bile büyüktür. Bu gençliği maddi ve manevi olarak eğitmek; başta devletin, ilgili bakanlığın, öğretmenin ve anne babanın görevidir. Bu gençlik ihmale gelmez. İmanlı, ahlaklı, terbiye abidesi bir gençlik, o ülkenin kahraman ordusu ile eş değerdedir. Temiz yürekli gençlik ifsat şebekelerinin tuzaklarından kurtarılmalı; ideolojik, siyasi görüşlerle gençliğe yanaşmak gençliğe en büyük hakarettir. Çünkü bu gençlik yarının devlet kademelerinde savcı, hâkim, hekim, öğretmen, doktor, mühendis, işveren, maliyeci, kimyager, vali, kaymakam, amir ve memurudur.
TEMELİ SAĞLAM ATILAN BİNA SAĞLAMDIR
Bina yapılırken uyulması gereken bilimsel kurallar var. Zemin, çimento, işçilik, demir ve denetim hırsızlığı olmadan yapılan binalar depreme dayanıklıdır. Acı ölümleri önler; tüm alanlarda tedbir insandan, takdir Allah'tandır. Tedbirsizlikten, "saldım çayıra Mevlam kayıra" anlayışından olacak ki gençlikte suç oranları çok yüksek. İlköğretime kadar sigara içmek, uyuşturucu kullanmak, anne babayı dinlememek, kitap okumamak, ebeveynin korkusu ile kitap hamalı gibi okula gidip gelmek... Ahlaki değerlerden yoksun bir nesil türemişse eğitimde, öğretmede bir sakatlık var ki tedavisi şarttır. Yıllardır eğitimde bakan değişir, müdür değişir ama asıl tohum değişmiyor. Üretimde istenilen verim alınamıyor.
KARNE SADECE ÖĞRENCİYE HAS OLMAMALI
Müslüman için en güzel karne, takdirname; ahiret karnesidir. Helale, harama riayet etmek, kul hakkını üzerine geçirmemek karnesidir. Öğrencinin karnesi olur da öğretmenin, belediyenin, mülki amirlerin, asayiş ve ahlak güvenliği amirlerinin, Milli Eğitim Bakanının, iktidarın ve muhalefetin karnesi olmaz mı? Bu saydıklarımın karneleri günlük olarak halk tarafından veriliyor zaten. Bir toplumun huzuru; yöneten ve yönetilenlerin sorumluluk almaları, "bana ne" dememeleri ile mümkündür. Halka hizmet Hakk'a götüren yol olsa da insana yapılan yatırım her şeyin üstündedir. 18 milyon genç karne almış; bir yıl boyunca bu gençlere ne vermişiz, üç ay boyunca tatilde bu gençlere ne vereceğiz? Sorusu çok önemlidir. Gençliği bozan en büyük etkenlerden bazıları; sosyal medya, ekranlardaki bozucu diziler, fenomen anlayışı, karma eğitim, kötü arkadaş ve en önemlisi maneviyatsızlıktır.
İSLAM'IN EĞİTİM ÖĞRETİME VERDİĞİ ÖNEM
Zümer Suresi 9. ayette Rabbimiz "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" buyurmaktadır. Efendimiz (S.A.V.) de şöyle buyurur: "İlim öğrenmek hem kadın hem de erkek üzerine farzdır." (İbn Mâce, Mukaddime, 17). Sağlam ailede çocuğun müdebbiri (terbiye edeni) annedir. Anne de bozulursa vay halimize! Dünyevileşme peşinde koşanlar annelerden bir kısmını evinden koparmış; istihdam, girişimci adlar altında anne bankamatiğe mahkûm edilmiş. İki eş çalışıyorsa çocuk kime emanet?
Okumakla ilgili bazıları "Her il ve ilçede artık üniversiteler var" diyebilir. Doğrudur. Ancak tabloya baktığımızda ülke diplomalı işsizlerle dolu. Suç işleyenlerin; arsız, hırsız, uyuşturucu müptelası, kumarcı, bahisçi ve çetecilerin çoğu yüksek diplomalı, mevki makam sahibi. Bu fosil diplomalıların ülkeye, insana ne katkı ve faydası olabilir ki? Konumuz karne; Rabbimiz dünya ve ahiret karnesi iyi olanlardan eylesin. Gençlerimizi ifsatçıların şerrinden korusun. Vesselâm...