İslam dinin temel amacı, insan aklını ve kalbini ıslah ederek onu faziletli kılmak, böylece duygu ve davranışlarını en güzele ulaştırarak kişiyi, dünya ve ahirette mutlu etmektir.

  İslam dini bunu sağlamak için hükümlerini üç ana grupta toplamıştır. Bunlardan ilki; insanın inanç yönünü doygun hale getirecek olan imanın esaslarıdır. Bunlara “İtikadi Hükümler” denilmektedir.

İkincisi ise; insanların işlerini, davranışlarını, birbiriyle olan ilişkilerini ve Allah’a karşı yapılacak kulluk görevlerini bildiren “Ameli Hükümlerdir”.

Üçüncüsü; davranışların gözlemlenmesi, vicdanın gelişmesi ve terbiyesi hükümlerini ihtiva eden “Ahlak Esaslarıdır”.

  İslam dini, bildirdiği iman esasları ile aklı ıslah ve iradeyi takviye etmiş, imanı zayıflatacak ve bozacak asılsız şeylere, safsatalara inanmaktan insanoğlunu kurtarmıştır.

Ameli hükümleriyle neyin doğru neyin yanlış olduğunu bildirmiş, insanların Allah’a nasıl ibadet etmeleri gerektiğinin doğrusunu bildirmiştir.

Ahlak hükümleri ile de kişinin kalbini kötü huylardan arındırmak için nasıl davranılması gerektiğini öğretmiştir.

İnancı, davranışları ve ahlakı düzgün olan bir insanın her yerde sevileceği bir gerçektir. Bu bakımdan İslam, ahlaka çok büyük önem vermiştir.

Hatta Sevgili Peygamberimiz,  ahlak güzelliklerini tamamlamak üzere gönderildiğini ifade buyurmuştur.

Bir gün kendisine en hayırlı işin ne olduğu sorulmuş. Peygamberimiz de: “En iyi işin güzel ahlak olduğu bildirmiştir.”

Çünkü inanan bir insan, davranışlarını inancının gereği gibi kullanırsa değer kazanır.

Özü sözüne, sözü davranışlarına uymayan bir insan, bizim dinimize göre makbul bir insan değildir. Zira düşünce ve davranışın birbirilerine uygunluğu ahlakta çok önemlidir.

Düşünmek gibi tedbir, güzel ahlak gibi kazanç yoktur.” Buyuran Sevgili Peygamberimiz, bu gerçeği ne güzel vurgulamaktadır.

  Ahlakı güzel, davranışları örnek olan insanlar, toplumun faziletli kişileridir. Bunlar her yerde aranan, söz ve sohbetinden zevk duyulan sevimli insanlardır.

  Kalp kıran, hatır saymayan, etrafındakilere huzursuzluk veren, hakka rıza göstermeyen, güvenilir olmayan insanlar ise, daima kendilerinden kaçınılan kimselerdir. Böyleleri huzur yüzü göremez ve mutlu olamazlar. Onlar daima karamsardırlar.

  Oysa insanın görevi etrafına huzursuzluk vermek, kötü davranışlarla toplumu zehirlemek değildir.

İnsanın görevi, “emrolunduğu gibi dosdoğru hareket etmesidir.”

  Doğruluk; dürüstlük, güvenilirlik, namuslu olmak demektir.

Namus; ahlakın ve ahlaklı yaşayışın temel ilkesidir.

Kutsal kitabımızda bununla ilgili birçok emir ve yasak vardır.

Bunların her biri, Müslümanları uyarıcı en güzel hükümlerdir..

İşte bunlardan birkaç örnek:

Yüce Allah şöyle buyuruyor:” Ey iman edenler! Allah’tan korkunuz ve doğrularla beraber olunuz.” (1)

“Peygamber size ne verirse onu alınız (tutunuz). Yasak ettiği şeylerden sakınınız.” (2)

“Ey insanlar! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın, belki de onlar kendilerinden daha iyidirler. Kendi kendinizi ayıplamayın, birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın, inandıktan sonra yoldan çıkmış olmak ne kötü bir addır. Tövbe etmeyenler, işte onlar zalimlerdir.”Ey insanlar! Zannın çoğundan sakının. Zira zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin suçunu araştırmayın, kimse kimseyi çekiştirmesin, hangi biriniz ölü kardeşinizin etini yemekten hoşlanır. Ondan tiksinirsiniz. Allah’tan sakının, şüphesiz Allah tövbeleri daima kabul edendir, acıyandır.” (3)

  Sadece birkaç örnek sunduğumuz bu ayetlerden açık bir şekilde anlaşılıyor ki Yüce Allah, insanların davranışlarının iyi, güzel ve doğru olmasını istemekte, buna karşı dedikodu, alay, ad takma, hayasızlık, haddi aşma gibi bütün kötülüklerden ve kötü davranışlardan uzak kalmamızı emretmektedir. İnsanın kötülüklerden uzaklaşıp, iyiliklerle donanması en güzel meziyettir. İyilik insan için faydalı, doğru ve güzel olan her şeydir.

Bir şairin deyişiyle “iyilik insanlık sanatıdır.” Ancak kuru ve sözde kalan bir iyilik hiçbir anlam ifade etmez.

İyilik, düşünce ve davranışlarla somut bir şekilde yaşanır ve uygulama alanına konulursa yararlı olur.

  İyiyi, doğruyu yapabilmek için kişinin öncelikle nefsine hakim olması gerekir. Nefse hakimiyet,  insanın faziletini ortaya çıkarır. Böyle kişiler işine sözüne sahip olanlardır. Bunlar duygularına, hislerine esir olmazlar. Davranışları akıl süzgecinden geçirdikten sonra uygulama alanına koyarlar.

  Evet, ahlaklı faziletli bir insan, aynı zamanda izzeti nefis sahibidir. Böyleleri “Adi ve Süfli” kimselere layık her türlü sözlerden ve işlerden çekinirler. Bunlar ne kibirlidir ne de dalkavukturlar.

    Ahlaklı insan, sabırlı olur. Olayları objektif bir görüş içerisinde değerlendirir. Vakar sahibidir. Onuruna ve haysiyetine düşkündür. Hayasızlıktan nefret eder. Bunlar alçak gönüllüdürler ama korkak değildirler.

  Güzel huylu insan karşıdakinin ufak tefek hatalarını bağışlamasını bilir, kin ve intikam gütmez. Öç alma duygusu taşımaz.

  Güzel huylu insan, sır saklamasını bilir. Onun bunun özel hayatı ile ilgilenmez. Çünkü gıybetten, dedikodudan nefret eder.

  Ahlakı düzgün insan, ölçülü ve dengeli insandır. O her yerde ve her işinde ölçüyü kaçırmaz. Kısacası ahlaklı insan dinin ve bağlı bulunduğu devletin emirlerine, yasaklarına uyan insandır.

  İslam dini, kişinin dünya ve ahiret saadetini tatması için ahlakının çok güzel olmasını tavsiye eder.

Bu bakımdan Sevgili Peygamberimizin ahlak ile ilgili söylediği güzel sözlerden bazılarını duyuralım. Allah elçisi şöyle buyuruyor:

İslam güzel ahlaktan ibarettir.”

“Yüce Allah yüksek ahlakı sever, rezilleri sevmez.”

“En hayırlınız ahlakça en güzel olanınızdır.”

“İyilik güzel huydur, günah, vicdanı rahatsız eden içinde sakladığın ve duyulmasını hoşlanmadığın şeydir.”

“Su, buzu erittiği gibi güzel ahlak da günahları eritir. Sirke balı bozduğu gibi kötü ahlak da ameli bozar.”

“Benim katımda en sevimliniz, ahlakça en güzel olan ve etrafındakilerle hoş geçineninizdir ki onlar herkesi sever herkeste onları sever. Benim katımda en sevimsizleriniz koğuculuk yapan, dostlarının arasını açan ve temiz kimselerde kusur arayanlarınızdır.”

“Allah katında kötü ahlaktan daha büyük günah yoktur. Çünkü kötü ahlak sahibi bir günahtan çıkmadan diğerine düşer.”

“Gerçekten şu İslam dini benim razı olduğum bir dindir. Ona ancak cömertlik ve güzel ahlak yaraşır. Sahibi olduğum müddetçe bu dini, bu iki huy ile güzelleştirip şereflendiriniz.” (4)

  Peygamberimizin buyruklarından anlaşılıyor ki; güzel ahlakın İslam’da çok önemli bir yeri vardır. Zaten öyle olmasaydı sevgili Peygamberimiz: “Ben ancak en güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” (5) buyurur muydu?

 Öyleyse bizler de Peygamberimizin ümmeti olarak onun güzel ahlakını ve örnek yaşayışını kendimize rehber edinelim.

Böylece hem dünya yaşamımızı güzelleştirelim hem de onun yüksek şefaatine nail olalım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4

banner17