ELVEDA YA ŞEHR-İ RAMAZAN

ELVEDA YA ŞEHR-İ RAMAZAN

Aslında ibadetlere "elveda" edilmez. Akıl baliğ olup ruh bedenden çıkıncaya kadar insanoğlunun ibadetlerini yerine getirmesi farz ve sünnettir. Bir Ramazan ayını daha (2026) geride bırakıyoruz. Yapılan tüm ibadetler, insanı kötülüklerden alıkoymalıdır. Yılda bir ay oruç tutmak her Müslüman erkek ve kadına farzdır. Ancak oruç sadece yemek yememekten ibaret değildir; tüm azalarımızla oruç tutulmalıdır.

Bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi, Ramazan ayı içerisindedir. Nitekim "Kadir Gecesi'ni Ramazan'ın son on gününde arayın" şeklinde Nebevi bir ikaz vardır. Ramazan ayı boyunca ekranlarda ve sosyal medyada bol bol iftar sofralarını izledik. Bu sofralar temelde iki çeşittir: Birincisi fakir fukara sofrası; ikincisi ise elitlerin, sermaye sahiplerinin ve milyarderlerin siyasete alet edilen şatafatlı sofralarıdır. Hele ki belediyeler ve sivil toplum kuruluşları bu sofraları düzenlerken giderleri kamu kurumlarından karşılıyorsa, bu tutum dinen haramdır ve kul hakkını gasptır.

Yine de ameller niyetlere göredir; her şeyi en iyi bilen Allah’tır. Halisane bir niyetle, Allah rızası için iftar yaptıran, fakirlere nakit desteği sağlayan, yardım kartlarıyla ihtiyaç sahiplerini sevindiren tüm hayırseverlerin hayırlarını Mevla kabul eylesin. Yalnız, yardım kartlarının çoğunun belli zincir marketlere ait olması düşündürücüdür. Ben bu büyük marketleri kapitalizmin emici hortumları olarak görüyorum. Bu nedenle yardım kartları sadece belirli marketlerle sınırlı kalmamalı, genel olmalıdır. Yapılan bu yardımlar, ülkede ne kadar yoksul olduğuna dair bir bilançoyu da gözler önüne seriyor.

Ramazan ayı boyunca tüm camilerimizde mukabeleler okundu; ancak okunan Kur'an’ın bize ne dediği tam olarak anlatılmadı. Kur'an sadece okunmamalı; aynı zamanda anlaşılmalı, yaşanmalı ve anlatılmalıdır. İbadetler mevsimlik değildir. Dünyevi hırslar bireyleri dinden soğutmuş; yaşanan din, vahiyle gelen din olmaktan uzaklaşmıştır. Siyaset odaklı din anlayışı, lider fetişizmi ve babadan oğula geçen sahte tarikat yapılanmaları her tarafı sarmış durumdadır; gerçek olanlara ise can kurban.

Dünyada büyük bir buhran yaşanıyor. Dünya hâkimiyetine hükmetmek, sömürmek ve kendisine muhalif olan herkesi yok etmek isteyen vahşi, barbar ve soykırımcı bir Amerika-İsrail ittifakı var. Rabbim tüm insanlığı bunların şerrinden korusun; ırkçı emperyalizmi hayata geçirmek isteyenlere fırsat vermesin. Siyonizme karşı mücadele edenlere zaferler nasip eylesin.

Bizler Ramazan ayına veda edip bayramı sabırsızlıkla beklerken; İsrail'in İran'da bir okula düzenlediği vahşi saldırıda şehit edilen 160'tan fazla masum kız çocuğunun hesabını kim verecek? Sadece bunlar mı? Milyonlarca ölüm... İlk kıblemiz Mescid-i Aksa aylardır ibadete kapalıyken, bizler bu bayramı nasıl bir mahcubiyetle kutlayacağız?

Yine de ümitsizlik yok. Elimizde Kur'an, sünnet ve gerçek ulemanın beyanları var. Siyonizme ve iş birlikçilerine güven olmaz. Tek çare birlik olmak, ümmet bilinciyle hareket etmek ve istişare etmektir. Zalimlerin bir hesabı varsa, Allah’ın da bir hesabı vardır. Allah’a kullukta sadakat esastır. Mübarek Ramazan ayı kurtuluşumuza vesile olsun. "Elveda ya Şehr-i Ramazan" yerine, gönlümüzde hep yaşatmak duasıyla "Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan" diyorum.

Vesselam...