Efendisini Doğuran Anneler

Efendisini Doğuran Anneler

    Eskilerin "ahir zaman" dediği, her şeyin hızla dönüştüğü bir çağın tam ortasındayız. İslam literatüründe kıyamet alametlerini anlatan o meşhur Cibril Hadisi’nde, bugün dahi üzerine düşündüğümüz sarsıcı bir ibare geçer: *"Cariyenin kendi efendisini doğurması..."*
     Peki, ne anlama geliyor bu ifade? Modern zamanın penceresinden baktığımızda, bu sözün sadece tarihsel bir kölelik hukukundan bahsetmediğini, çok daha derin bir sosyolojik yaraya parmak bastığını görüyoruz.
     Âlimlerin en güçlü yorumuna göre bu durum; ailedeki hiyerarşinin, hürmetin ve şefkatin tersyüz olmasıdır. Yani, bir annenin bin bir emekle büyüttüğü evladının, gün gelip o anneye bir hizmetçiymiş gibi hükmetmesi, ona emirler yağdırmasıdır. Şefkat yuvası olması gereken aile bağlarının, bir güç mücadelesine dönüşmesidir.
     Bugün "çocuk merkezli" aile yapısı adı altında, farkında olmadan evlatlarımızı birer küçük hükümdar gibi yetiştiriyoruz. Onlara sorumluluktan ziyade haklarını, hizmetten ziyade talep etmeyi öğretiyoruz. Sonuçta; annesine sadece ihtiyaçlarını karşılayan bir "görevli" muamelesi yapan, rızasını gözetmek yerine ona direktif veren bir nesil tablosuyla karşı karşıya kalıyoruz.
    Belki de bu hadis, bize şunu hatırlatıyor: Toplumsal kıyamet, sadece büyük doğa olaylarıyla değil; evdeki nezaketin, anneye olan hürmetin ve evladın haddini bilme duygusunun kaybolmasıyla başlar.
Asıl mesele, sadece evlat doğurmak değil; kendisine "cennet ayaklarının altındadır" denilen o yüce makama, layık olduğu değeri verecek bir nesil inşa edebilmektir.