Bakan Yusuf Tekin’in Yanındayız: Ramazan’ın Ruhuna Kim, Neden Karşı Çıkar?
Milli Eğitim Bakanlığı’nın, mübarek Ramazan ayının manevi iklimini okullarımızda hissettirmek adına yayımladığı genelge, ne yazık ki yine malum çevrelerde bir "endişe" fırtınası kopardı. Sayın Yusuf Tekin şahsında tüm bakanlık camiasını, bu yerinde ve milletin değerleriyle barışık adımından dolayı tebrik ederek söze başlamak gerekiyor. Ancak asıl mesele, bu tebriğin ötesinde; neden kendi değerlerimizi yaşama arzumuzun birilerini hep "hop oturup hop kalkacak" kadar rahatsız ettiği...
Dünyada "Gelenek", Türkiye’de "Mesele"
Dünyanın dört bir yanına bakalım. Bir Hristiyan ülkesinde Noel veya Paskalya döneminde şehirlerin o dinin sembolleriyle donatılması, okullarda törenler düzenlenmesi kimseyi rahatsız etmez. O ülkede yaşayan Müslümanlar, Yahudiler veya ateistler, devletin kendi kimliğini ve baskın kültürünü yansıtmasına "laiklik elden gidiyor" çığlıklarıyla karşılık vermezler. İsrail’den Avrupa’ya kadar her toplum, kendi inanç dünyasının kutsallarını kamusal alanda yaşatmayı bir hak ve kimlik meselesi olarak görür.
Peki, söz konusu Türkiye ve İslam olunca neden bu "alerji" nüksediyor?
Dayatma Değil, İklim Meselesi
Yayımlanan genelge, kimsenin zorla ibadet ettirilmesini değil; bu toprakların mayası olan Ramazan ayının ruhuna uygun bir çevre oluşturulmasını hedefliyor. Bizim medeniyetimizde Ramazan sadece aç kalmak değildir; bir nezaket, bir yardımlaşma ve bir maneviyat terbiyesidir. Öğrencilerimizin bu güzel hasletleri okul ikliminde solumasından daha doğal ne olabilir?
Buradaki temel sorun, "saygı" kavramının tek taraflı işletilmek istenmesidir. Şunu net bir şekilde ifade etmek gerekir:
-
İnanmayabilirsiniz: Bu sizin tercihinizdir.
-
Oruç tutmayabilirsiniz: Bu sizin iradenizdir.
-
Ancak saygı duymak zorundasınız: Bu, toplumsal barışın asgari şartıdır.
Sonuç Yerine
Müslüman bir memlekette, İslam inancının en kıymetli ayı olan Ramazan’ın manevi havasını tam manasıyla yaşamak, bu milletin en doğal hakkıdır. Kimse gölge etmesin, başka ihsan istemez. Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu kararlı duruşu, sadece bir idari karar değil, aynı zamanda bu milletin aslına rücu etme çabasına verilmiş bir destektir.
Bırakın çocuklarımız; paylaşmayı, sabrı ve bu toprakların bin yıllık geleneğini okullarında görerek büyüsünler. Kendi yurdumuzda, kendi değerlerimizle yabancılaşmak istemiyoruz. Sayın Bakanı ve ekibini tekrar kutluyor, bu sağduyulu adımın arkasında olduğumuzu ifade ediyoruz.