ALLAH'IN GÜCÜ HER ŞEYİN ÜSTÜNDEDİR
Dünya kurulduğundan beri yeryüzüne sayamayacağımız kadar zalimler, katiller, işgalciler, kibirliler, "ilahlık" taslayanlar, halkını köle gibi çalıştıranlar ve yanlışlarını haykıranlara bedel ödetenler gelip geçmiştir; bugün esameleri bile okunmuyor. Bunun tersine adil, merhametli, insanlık için faydalı, ahlak abideleri de gelip geçmiş; toplum tarafından daima anılmış ve anılmaktadırlar.
Zalimlerin zulmü, bazen bir felaketle kursaklarında kalmıştır. Zalimlerin feraseti kapalıdır, ileriyi göremezler. Konuya örnek olması hasebiyle Fil Suresi ve Fil Hadisesi'nden kısaca bahsetmek isterim:
Yemen Valisi Ebrehe, Yemen'in başkenti Sana’da altından bir kilise yaptırır. Gayesi, insanların Kabe’ye gitmek yerine buraya gelmesidir. Meddahlarını yollara gönderir, reklamını yapar; fakat kimse o şaşaalı kiliseye gitmez. Ebrehe’nin kafası bozulur ve madem kimse gelmiyor diyerek Kabe’yi yıkmak için bir ordu hazırlar. Askerlerin önünde dev filler vardır. Mekke yakınlarındaki Müzdelife’ye vardıklarında en öndeki fil yerinden kımıldamaz.
Ebrehe, Müzdelife civarında bir çadır kurdurur ve askerlerine çevredeki develeri toplamalarını emreder. Çalınan develer arasında Peygamber Efendimizin dedesi Abdülmuttalib’in develeri de vardır. Abdülmuttalib o zaman Mekke’nin hamisidir. Bu olay, Efendimizin doğumundan 52 gün önce, yani 571 yılında meydana gelmiştir.
Abdülmuttalib, Ebrehe’nin çadırına gider. Ebrehe ona hitaben, "Bir kralın, bir valinin halkın develerini almasından utanmaz mısın?" diye soracağını sanırken; Abdülmuttalib o tarihi cevabı verir: "Kabe’nin sahibi ve koruyucusu Allah’tır, ben ise sadece develerin sahibiyim."
İlahi fermanın bu işgalciyi ne hale getirdiğini Fil Suresi bize şöyle haber verir:
"Rabbinin fil sahiplerine neler yaptığını görmedin mi? Onların kurdukları tuzakları boşa çıkarmadı mı? Onların üzerine sürü sürü kuşlar gönderdi. O kuşlar, onlara çamurdan pişirilmiş sert taşlar atıyorlardı. Sonunda Allah onları yenilmiş ekin yaprağı gibi yaptı." (Fil Suresi, 1-5. Ayetler)
Başka bir ayette Rabbimiz şöyle buyurur:
"Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim vardır? Bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette ise büyük bir azap vardır." (Bakara Suresi, 114. Ayet)
Fil olayı, Hz. İsa ile Ahir Zaman Peygamberi Muhammedü’l-Emin (S.A.V.) arasındaki 500-600 yıllık "Fetret Devri"nde meydana gelmiştir. Bu devirde yeni bir kitap gelmediği için insanlar Hanif dinî üzere yaşıyorlardı.
Bugün bazıları, "Allah’ın gücü her şeye yetiyorsa neden Filistin’e Ebabil kuşlarını göndermiyor?" diye soruyor. Göndermez! Niçin? Çünkü bugün iki milyara yakın Müslüman var; orduları, füzeleri, teknolojileri ve silahları var. En önemlisi, sivil halk iradesi var. Bedir Harbi'nde olduğu gibi; manevi güçle donanımlı bir komutan ve şehadete susamış bir ordu ile zaferler elde edilir.
İslam ülkelerini kemiren üç büyük hastalık vardır:
Irkçılık
Mezhepçilik ve Meşrepçilik
Cehalet
Bu üç hastalık Müslümanları yan yana getiremiyor. Biz Ramazan ayında doğal gazlı evlerimizde çeşitli taamlarla sahura kalkıp iftarımızı açarken, mazlumlar bir lokma ekmeğe muhtaç. Bunları bu hale getirenler, sözde "komisyonlar" kurmuş dertlere deva olacaklarmış... Heyhat! Siyonizmin içinde olduğu bir oluşumdan insanlığa zerre fayda gelmez.
Katiller yıksalar da, öldürseler de, işgal edip aç bıraksalar da; eğer gerçekten inanıyorsanız üstünsünüz. Allah’ın gücü, onların füzelerinden daima üstün olacaktır. Vesselam...