banner2

Ahlak denilince kişi ya da kişilerin aklına “Güzel” ile bütünleşen “Halim Ahlak” ve yaşamın her alanını içine alan, aile, toplum ve çevresi ile bütünleşen ilişkiler ağında insanca, sevgilerle yücelen davranışlar bütününü kapsar.  “Güzel Ahlaklı” olarak tanımlanan birey kendi iç dünyasında mutlu olacak, içinde yaşadığı toplumdan da saygınlık kazanacaktır. Güzel ahlaklı birey varlıklıyken de yokluk içindeyken de yetiştiği kültürden kaynaklı kendisinden vererek, başkalarının yaşamına, dayanışmaya ve toplumsal bilincin gelişmesine katkı sağlarsa, sevgi ve hoşgörü bağlarını güçlendirir ve herkes için mutluluğa kapı aralar.

 Kişinin güzel ahlaklı olarak adlandırılabilmesi, kabul görmesi için toplum tarafından benimsenmiş ve herkesin ulaşamayacağı önemli özelliklerinin olması ve toplumun bu özellikleri birçok kez gözleyerek hoşnut ve emin olması gerekir. Doğru sözlü olmak ve verdiği söze sadık kalarak gereğini yapmak ve sonuçlandırmak en önemli özelliklerinden biridir. Yerine getiremeyeceği bir konuda en yakını olsa bile- umutlandırıcı söz ve eylemlere yönelmemek ve karşısındakine bu durumu açıkça ve dürüstçe ileterek sözüne güvenilir bir kişilik sergilemek önemli bir güzel ahlak ilkesidir. Doğru sözlü olmamak kişiyi “Yalancı Duruma” düşürür; bu durum birey için çok büyük bir insanlık ayıbı olmanın yanında, güvenirliğini de kayıp etmesine sebeptir. Birey, tek tek kişilere ya da bütün olarak toplum kesimlerine karşı güvenilirliğini yitirdiğinde ise yaşamı tatsızlaşır, saygınlığı gider.

 Ahlakın kişiden kişiye değişen felsefesi açısından değerlendirildiğinde “İyi” ve “kötü” vardır ve bunların açılımında ahlaklılığın özü ve temelleri incelenir, araştırılırsa iki bakış açısı öne çıkar. Ülkemiz insanları kendilerini tanımlarken “Ben Anadolu İnsanıyım” diyerek başlar söze. Anadolu insanı olmak güvenilirliğin sembolleşmesidir. “Anadolu İnsanı” ile “Güzel Ahlaklı” tanımlamaları / tamlamaları / birbirinin üstüne oturmuş ve tek anlama dönüşmüştür bu benzerlikten dolayı. Anadolu insanı nasıldır? Anadolu insanı kimseye haksızlık yapmaz, kıymet bilir; zor kullanmaktan ve incitici sözlerden, özellikle küfürden, ailenin namus ve şerefinden kötü söz etmekten, göz koymaktan kaçınır; halkın anlatımıyla eline, diline, beline hâkim olmaya önem verir, haksızlıklara karşı da haklının yanında yer alır.

 Anadolu insanı delillere dayanarak emin olmadan karşısındaki bireyleri suçlamaz; hele hele suçlamak gerekli olduğunda bile kirli dil kullanmaz. Anadolu insanının dili de kendisi gibi saftır, temizdir; hakarete varan söyleyişlerden özellikle kaçınır. Hayattan kendisi için ne isterse, sadece dostları için değil, insan oldukları için düşmanlık edenler ya da düşman belledikleri için bile onu ister. Bir toplumun vatan sevgisi ve onun korunması için gerektiğinde canını ortaya koyarak özverili davranması en önemli yurttaşlık görevdir. Toplumun sağlıklı yaşayabilmesi için en önemli diğer değer ahlaklı olmaktır. Ahlak dışı hareketleri hafife alan toplumlar çürümeye ve çökmeye mahkumdur. Yalan söylemek, rüşvet alıp vermek, hırsızlık, gereksiz tartışmalar yaratarak toplumu gerginliğe sürüklemek, insanları taciz etmek, küfür, hak hukuk tanımamak, bir şey verirken karşılığını beklemek; bunların tümü ahlaksızlık tanımı içindedir. Ahlaksızlığı ulus için bir güvenlik sorunu olarak değerlendirmenin doğru olduğu kanısındayım.

Akılcı bakışla toplumları bilge insanların yönetmesi ve ehil olmayan kişilerin çıkar karşılığında görevlere getirilmemesi mutlu toplum için vazgeçilemez bir kural olarak benimsenir. Toplumları yönetmeye istekli olanların (siyaseten yönetmeye talip olanların) bile inanma, bilme, eyleme geçme yolları her yerde ve her zamanda aynı olmayabilir. Üstün insan kimliği taşıyan ve yönetmeye istekli olan siyasilerin ahlaklı yaşam için kuru sıkı yalan atmaları, toplumu ayrıştırır, gerer.  Ahlakın ölçütleri içinde menfaat ve faydayı ölçüt olarak alanlar yanılgıdadırlar; Ahlak için asıl ölçüt erdem ve vazifedir. Anlamayanlar için Kur’an’ın Nur Süresinden de bir örnek verelim: Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah, günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü sonuçlarından koruyandır (Kullarına karşı merhameti olan Rahîmdir. (Nur: 22) O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıklarına dair aleyhlerine şahitlikte bulunacaklardır. (Nur: 24) “Yanlışlıkların, haksızlıkların bir gün mutlaka açığa çıkmak gibi kaçınılamaz halleri var; unutulmasın”! Selamla Kalın Selamette Kalın.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4

banner17