NEREYE GİDİYORSUNUZ?
Başlıktaki ifade bir ayet mealidir; Tekvir Suresi’nin 26. ayetidir. Allah Resulü’ne peygamberlik ve vahiy gelince müşrikler Efendimize (s.a.v.) —hâşâ— "deli" dediler, "kâhin" dediler; bir türlü vahiy ile gelen emir ve nehiyleri kabule yanaşmadılar. İnat ettiler, alay etmeye başladılar. Allah (c.c.) onlara, "Bu gidiş nereye, nereye gidiyorsunuz?" buyurarak asi kavmi ikaz etti.
Bu soruyu ilahi kelamın ışığında bugün fertlere ve topluma da sorabiliriz: Bu yaşantı, bu yönetme ve yönetilme anlayışı ile nereye gidiyorsunuz?
Dünyada huzur bırakmadınız. Saltanatlarınız devam etsin diye insan öldürüyor, toprakları işgal ediyor, insanları bir lokma ekmeğe muhtaç ediyorsunuz. Haksız vergilerle, düşük ücretlerle, sömürgen birer haram olan yüksek faizlerle, yüksek faturalarla, enflasyonun şişen balonları ve her gün gelen zamlarla insanları eziyorsunuz. Üstelik hesap da vermiyorsunuz. Kanunlar çıkarıyor ancak kendiniz uymuyorsunuz. Kanunlara uymak sadece yönetilenlere has özel bir kural mıdır? Böyle bir kalkan olmadığına göre; devlet gücünü ve "sopasını" kullanarak yönetilenleri evcilleştirip, "Ben güçlüyüm ve her şeyde haklıyım" diyorsunuz. Bu anlayış gerçek yöneticilerin vasfı değildir, olamaz da.
Etrafımızda savaş ve barış naraları atılıyor. Yaklaşımlar; taraflı, ırkçı ve mezhepsel olursa bu durum ateşe benzin dökmek gibidir; netice alınmaz. Bunun tersi olursa neden barış olmasın? Siyonist kuşatmalar tüm dünyayı huzursuz ediyor; ancak buna "dur" diyecek bir birleşen yok. Birleşmek isteyenler ise tehditlerle ve ambargolarla sindirilmeye çalışılıyor.
İslam beldeleri; D-8’ini, İslam Birliği’ni, kendi NATO’sunu, bağımsız basınını, ekonomik ve savunma iş birliğini, gerçek adalet mekanizmalarını ve bağımsız eğitim kurumlarını kurmadan; somut adımlar atılmadan ne İslam beldelerindeki ne de yeryüzündeki mazlumlar esaretten, zilletten ve gözyaşından kurtulabilecektir. "Yahudileri dost edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar" ilahi fermanı varken; Siyonist düşüncelilerden barış beklemek, onlara güvenmek ve her gün yanlı ekranlarda bunları "barış elçisi" ilan etmek Siyonizm severlik değil midir?
Şu husus kesin bilinmelidir: Siyonist, hiçbir İslam beldesine dost değildir. Tek bir gayesi vardır: Bölmek, parçalamak, sömürmek ve sonra yutmak.
Ülkemizin kronik sorunları var. Çalışanla emekli arasında uçurum seviyesinde maaş farkı var. İktidar, yandaş basın ve paralı yorumcular ekranlarda algılarla beyinleri alabora etmeye çalışsa da toplumun büyük bir kısmı yokluk ve yoksullukla pençeleşiyor. Alım gücü sıfırlanmış; evlilik, yuva kurma ve doğurganlık oranları azalmış. Bunların temel nedeni maddiyat değil mi?
Nereye gidiyorsunuz? Kim bunu düzeltecek? Bir nesli kaybediyoruz. Ahlak, hayâ ve terbiye uçup gitmiş; "nikâhsızlık" tohumları ekilmiş ve bunları yaymak için gönüllü paralı yeminliler var. Bu sapık tohumları eken kim? Ambarlar hububatla dolu ama içini dışını fareler sarmış; ortada hububat mı kalır?
Barış için komisyonlar kurulmuş; ancak ırkçılıkla, sindirmeyle, tehditle ve taraf tutmakla barış mı olur? Adaleti olmayanların barışı da olmaz. Başkalarını barıştırmak, öncelikle barışı içte sağlamakla mümkündür. Basından takip ettiğimiz kadarıyla Rusya-Ukrayna savaşında ölü, yaralı ve kayıp sayısı 2 milyon insanı bulmuş. Filistin zaten gündemden düşürülmüş; yazık değil mi? İnsan bu kadar mı ucuz?
İran ve Suriye konusuna değinmiyorum, her şey ortada. Tek cümleyle; İran Siyonizme ve emperyalizme düşman olduğu için bugüne kadar büyük bedeller ödemiştir. Eğer İsrail ve Amerika’ya kul köle olsaydı, bugün İran gibi bir hedef olmazdı. Kürtler de ümmetin yetimleridir; asırlardır ırkçı emperyalizmin değirmeninde öğütülüyor ve bedel ödemeye devam ediyorlar.
Allah yeryüzündeki tüm mazlumlara yardım eylesin. Ey zalimler, katiller ve sömürgenler! Bu vahşi anlayışınızla insanlığı nereye götürüyorsunuz?
Vesselam...