NANKÖR İNSAN

NANKÖR İNSAN

İnsan; her şeyle alakadardır, başıboş değildir. Aklı sayesinde onu diğer varlıklardan ayıran özellikleri vardır. İlahi kelamda ve hadis-i şeriflerde insan en güzel şekilde tarif edilir. Makalemizi ilahi kelamla ziynetlendirelim. Mevlamız buyurur: "İncire, zeytine, Sina Dağı’na ve şu emin beldeye (Mekke) yemin ederim ki, biz insanı en güzel biçimde yarattık. Sonra onu aşağıların aşağısına indirdik." (Tin Suresi, 1-5. Ayetler).

Allah, dört ayette kasem ederek yemin ediyor ve yeminin cevabını da ayette veriyor: "Ben insanı en güzel şekilde yarattık," buyuruyor. Ne yazık ki, en mükemmel varlık (eşref-i mahlukat) olan insan, ayetin ifadesiyle "sonra aşağıların aşağısına" itiliyor. Dünyayı yaşanmaz hale getiren insandır. Sözde çağdaş teknoloji asrında, Epstein belgeleriyle servis edilen görüntüler; melunluğun, ahlaksızlığın, acımasızlığın ve vicdansızlığın zirvesidir. Bunlara insan bile denemez. Bu "vampirler" arasında devlet başkanları, haramzade milyarderler, sanatçılar ve sözde elit tabakadan yöneticiler var.

İşledikleri fiiller; organ kaçakçılığı, körpe dimağlı çocuklara tecavüz, cinayet ve vahşet gibi Lut kavmini andıran alçaklıklardır. Bu yüzden ilahi kelam, bu tipleri "hayvandan daha aşağı" olarak tarif eder. İslam ülkelerinden de bu necasete (pisliğe) bulaşanlar var. Bunlar nasıl devlet yönetiyor, nasıl sözlerine itibar ediliyor? Bakın, Rabbu’l-Alemin bu zalimleri nasıl tarif ediyor: "Biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar bunu yüklenmekten çekindiler. O emaneti insan yüklendi. Doğrusu insan çok zalim ve çok cahildir." (Ahzab Suresi, 72).

Yönetimde adaletsiz olmak, paylaşımda taraflı davranmak; zamlarla, haksız vergilerle ve düşük maaşlarla yönetilenleri (emeklileri) boğmak zalimliğin ta kendisidir. Emanet ehline verilmedikçe ezilmekten, gözyaşı dökmekten ve protestolardan kurtulamayız. Batı'nın ne olduğunu bildiği halde hâlâ onlardan kurtuluş bekleyenleri hayretle karşılıyorum.

Rahmet ayı Ramazan, 19 Şubat 2026 Perşembe günü başlıyor. İnsanlığın kurtuluşuna vesile olsun. Oruç tutmak bize farz kılındığı gibi, bizden önceki ümmetlere de farz kılınmıştır (Bakara Suresi, 183). Tuttuğumuz oruç bize hakkı, batılı ve tağutu tanımayı aşılamalıdır. Bir ay boyunca camilerimizde mukabele okunur; fakat "Bu Kur'an bana ne diyor?" diye kimse anlatmaz. Sanki din, sadece bir ruhbanlık dinidir. Allah bizi Kur'an'ı okuyan, anlayan, yaşayan ve anlatanlardan eylesin.

İlahi kelamda Mevlamız, "İnsan yediğine bir baksın," buyurur (Abese Suresi, 24). Efendimiz (S.A.V.) ise şöyle buyurmuştur: "Her şeyin bir zekatı vardır, vücudun zekatı da oruçtur. Oruç, sabrın yarısıdır." (İbn-i Mace, Sıyam 44).

İllerde kentsel dönüşümler yapılıyor; yapılsın, ancak önce "ahlak dönüşümü" yapılmalıdır. Bizim iftar soframız küçüktür ama Allah’ın yeryüzündeki sofrası çok geniştir. Ektiğimizi de ekmediğimizi de bizden ücret almadan bize verir. Öyleyse nimetlere karşı nankör olmayın.

Vesselam...