MEVLAMIZ BİZE YOL GÖSTERİYOR

Yolların en sağlamı, Rabbimizin Kur'an-ı Kerim'de bize ferman ettiği emir ve yasaklarıdır. Bu yol dışında yol aramak insanı ve insanlığı felakete götürür. "Küfür tek millettir" hadisi, dün olduğu gibi bugün de zuhur etmiştir. Küfür tek millet ise Müslümanlar da tek millettir.

Küfür ehli kendileri için; sözde insan hakları mahkemelerini, NATO'sunu, Birleşmiş Milletler'ini; kendilerini üstünlüğe götürecek siyasal, ekonomik, hukuksal, eğitim, sağlık, çevre, teknoloji ve uluslararası ilişkilerini kurmuşlar. Kurdukları bu oluşumlar da yanlıdır ve çifte standartlıdır. Küfür; doğa kanunlarını iyi okumuş; teknolojide, fende, astronomide, tıpta ve -sömürmeyle de olsa- ekonomide, paylaşımda ilerlemiş; Müslümanlara meydan okuyorlar.

Biz ise hâlen laiklikle uğraşıyoruz. Gençler dine ısınsınlar diye bazı camilerde gençlere Hacivat ile Karagöz'ü aşılıyoruz. Emekliye bin TL bayram ikramiyesi zammı verilecek diye günlerce ekranlarda zam propagandasını seyrediyoruz. Ülke olarak büyük bir deprem felaketi yaşamışız; sorunları çözeceğimize, TOKİ konut kura çekiminde Gaziantep ve Şanlıurfa'da iki vekile kurada ev çıkmış diye vaveylaları seyrediyoruz.

Basit işleri bırakarak kainat kitabını okumamız, insanlığa buluşlar sunmamız gerekirken; çoğu zaman Müslümanlar nedense "gavurdan" dilencilik yapmaya yelteniyor. Tüm küfür ehli birleşerek İslam beldelerine saldırıyor. Irak, Filistin, Libya, Suriye, Afganistan, Lübnan ve İran'a; Amerika ve Siyonist İsrail acımasızca, haksız ve hukuksuz saldırırken bazı Müslümanlar "oh" çekiyor, kına yakanlar bile var. Bu ne vahşet! Neymiş, "İran Şii imiş..." Din hâline getirilen mezhepçilik bu taifeyi kör etmiş. Seversin sevmezsin; İran siyonizme, küresel kemirgenlere ve boykotlara boyun eğmemiş, kölelik yapmamıştır. Bedel ödese de İran kadim bir devlettir. Küfre karşı cihadını kutluyorum.

Korkum; Siyonist kafalı, Müslüman geçinen kisvelilerdir. Ekranlarımızın ve ceridelerimizin çoğu Siyonizm'i dev aynasında görüp her gün ekranlara taşırken, İran'ın kendilerini koruma atılımlarını göstermiyorlar. İslam ülkelerinin çoğunda vampir ve vahşi Amerika'nın üsleri var. Amerika ve İsrail'in; gaddar, acımasız, hukuksuz, ölümcül ve sömürme amaçlı saldırganlığını vicdan sahibi her kes kınamalıdır. Zalime taraf değil; mazluma, sulh ve selamete taraf olmak hem İslami, hem insani, hem de vicdani bir yükümlülüktür. Kör yılan Siyonizm'i koyunlarında besleyenlere yazıklar olsun!

Kâl-u kîyleri (dedikoduları) bırakarak Mevlamızın bize gösterdiği sağlam yola bakalım:

"Ey müminler! Verdikleri sözü bozan, peygamberi yurdundan çıkaran ve ilk önce size karşı savaşa başlamış olan bir kavme karşı savaşmayacak mısınız? Yoksa onlardan korkuyor musunuz? Eğer gerçek müminler iseniz bilin ki, Allah kendisinden korkmanıza daha layıktır." (Tevbe, 13)

Devamla:

"Onlarla savaşın ki, Allah sizin ellerinizle onları cezalandırsın, onları rezil etsin, sizi onlara galip kılsın ve mümin toplumun kalplerini ferahlatsın." (Tevbe, 14)

Bu ayetlerin iniş sebepleri olduğu gibi bize bakan tarafı da var. Yazımı merhum Sezai Karakoç'un ifadeleri ile bitireyim:

"Kardeşiz demek yetmez; Habil misin Kabil mi? Onu netleştirmek lazım."

Rabbü'l-Âlemîn bu mübarek Ramazan ayında İran'a zaferler nasip eylesin. Batıl ordularını kahr-u perişan eylesin. Siyonizm'in "Arz-ı Mevud" hayallerini yerle yeksan etsin. Bizleri Kur'an ve sünnet yolundan ayırmasın. Vesselâm...