Emperyalizmin İştahı ve İslam Coğrafyasının Sınavı: Şimdi Kenetlenme Vakti!

İran üzerine kara bulutların çöktüğü, silahların gölgesinin tüm bölgeyi sardığı günden beri çok şey yazıldı, çok şey söylendi. Kimi stratejik analizlerle kağıt üzerinde savaş oyunları oynadı, kimi ideolojik pencerelerinden olayları çarpıttı. Ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda kurduğu cümleler, meseleyi sadece siyasi bir kriz değil, bir varoluş ve kardeşlik meselesi olarak ortaya koydu.

Erdoğan’ın şu sözleri, aslında bugün içinde bulunduğumuz durumun en kapsamlı ve en güçlü özetiydi

Erdoğan, sadece bir siyasetçi gibi değil, bu coğrafyanın vicdanı gibi konuştu.

Kimliğimiz Değil, Kaderimiz Hedefte

Bakın, biz içeride "İran mı haklı, başkası mı?", "Türk müyüz, Kürt müyüz, Fars mıyız?" kavgası verirken, sınırın ötesindeki batı emperyalizmi bizi ayırmıyor. Erdoğan’ın şu sorusu hepimizin kulağına küpe olmalı:

“Saldırganların nazarında Şii veya Sünni olmamızın; Türk, Kürt, Arap ya da Farisi olmamızın bir farkı var mı?”

Cevap net: Yok. Onlar için hepimiz aynı coğrafyanın, parçalanması gereken unsurlarıyız. Gazze’de kiliseler yerle bir edilirken, Batı kendi dindaşlarının kutsalını bile korumazken; o yıkıntılar arasından yükselen feryada yine Türkiye, yine Erdoğan sahip çıktı. Bu vahşi iştah, bugün İran üzerinden tüm bölgeyi yutmaya çalışıyor.

İspanya’nın Dik Duruşu ve Erdoğan’ın Liderliği

Süreç boyunca İspanya hükümetinin sergilediği hakikatten yana duruş, vicdan sahibi herkes için bir umut ışığı oldu. Batı’nın içinde yükselen bu sağduyu sesi kıymetlidir; ancak Erdoğan’ın durduğu yer bir başkadır. Çünkü o, dışarıdan bir gözlemci olarak değil, ev sahibi olarak konuşuyor.

“İster İran'da ister Körfez'de olsun atılan her füze ile zarar gören, vurulan, kanayan biz değil miyiz?” diyerek, her patlayan bombanın aslında hepimizin geleceğinden çaldığını hatırlatıyor.

Eleştiri Baki, Ama Kardeşlik Mezar Kadar Gerçektir

Daha önce İran politikalarını eleştirmiş, mesafesini korumuş bir yazar olarak bugün durduğum nokta şudur: Gün, komşunun evi yanarken "ama" diye başlayan cümleler kurma günü değildir. Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği gibi; mezheplerimiz, kökenlerimiz farklı olabilir ama bu coğrafyada dökülen her damla kan bizimdir. İmha edilen altyapı tesisleri, kardeşlerimizin, yani hepimizin ortak kaynağıdır. Emperyalizm bizi birbirimize kırdırarak semirirken, biz "iyi günde dost, kötü günde yalnız bırakmayan" o kadim Türk milletinin ferasetiyle hareket etmek zorundayız.

Bugün tüm kalbimle, emperyalizmin hedefindeki her mazlum coğrafyanın, her Müslüman kardeşimin yanındayım. Çünkü biliyorum ki; biz birleşmedikçe, batı emperyalizmi bizi tek tek yemeye devam edecek.

Erdoğan’ın dediği gibi: Atılan her füze ile kanayan biziz. Artık bu kanı durdurmanın yolu, aramızdaki suni duvarları yıkıp "bir" olmaktan geçiyor.