İslam’ın Kız Çocuklarına Bakışı: “Yük Değil, Cennete Açılan Bir Rahmet Kapısı”
Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Emin Çiftçi, Ruha TV ekranlarında yayınlanan "Gönül Günlüğü" programında, İslam’ın kız çocuklarına verdiği değeri ve toplumsal sorumlulukları değerlendirdi. Dr. Çiftçi, kız çocuklarının yetiştirilmesinin bir külfet değil, manevi bir müjde olduğunu vurguladı.
Fatima Erboyacı’nın sunduğu "Gönül Günlüğü" programına konuk olan Dr. Mehmet Emin Çiftçi, kız çocuklarına yönelik tarihsel ve güncel perspektifleri ele aldı. İslamiyet öncesi cahiliye dönemindeki karanlık bakış açısının İslam ile nasıl yıkıldığını anlatan Çiftçi, günümüzde devam eden yanlış algıların ancak doğru bir dini bilinçle aşılabileceğini ifade etti.
Peygamberi Metotla Pozitif Ayrımcılık
Dr. Mehmet Emin Çiftçi, Hz. Peygamber’in (sav) kız çocuklarına yönelik yaklaşımının devrim niteliğinde olduğunu belirtti. Çok bilinen "Üç kız çocuğunu yetiştiren cennete gider" hadis-i şerifinin arka planını şu sözlerle açıkladı:
"Bu hadis, kız çocuklarının hor görüldüğü bir toplumda zihniyet dönüşümü gerçekleştirmek için yapılmış bir pozitif ayrımcılıktır. Sayı burada bir sınır değil, temsilidir. Bir veya iki kız çocuğunu, dönemin şartlarına uygun şekilde, güzel bir ahlakla büyüten her ebeveyn bu büyük müjdeye ortaktır."
"Eğitim Sadece Dünyevi Değil, Dini Bir Sorumluluktur"
Çocuk yetiştirmenin bir sanat olduğunu ifade eden Dr. Çiftçi, ebeveynlerin çocuklarına karşı tutumunda üç temel prensibe dikkat çekti:
-
Adaletli Yaklaşım: Evlatlar arasında cinsiyet temelli ayrım yapmanın İslami ve insani hiçbir dayanağı yoktur.
-
Özgüven ve Sorumluluk: Çocuklara sadece "çocuk" olarak değil, birer şahsiyet olarak değer verilmeli; sorumluluk verilerek hayata hazırlanmalıdır.
-
Fıtrata Uygun Şefkat: Kız çocuklarının duygusal yapılarındaki hassasiyet gözetilmeli, eğitim süreçleri onları kırmadan ve incitmeden yönetilmelidir.
Kadının Toplumdaki Stratejik Rolü: "Gelecek Nesillerin Mimarı"
Toplumun yarısını oluşturan kadınların eğitimden uzak tutulmasının "toplumsal bir intihar" olduğunu savunan Çiftçi, kadının pasifize edilmesine sert eleştiriler getirdi: "Nüfusun yarısını eğitimsiz bırakmak, aslında gelecek nesilleri de karanlığa mahkûm etmektir. Çünkü bir toplumu inşa eden asıl güç annedir. İlk terbiyeyi veren, karakteri şekillendiren odur. Kadın, ailenin sadece bir ferdi değil, merkezidir."
Müjde Sadece Biyolojik Anne-Babalar İçin Değil
Haberin sonunda, toplumsal dayanışmaya da vurgu yapan Dr. Çiftçi, kız çocuğu olmayan bireylerin de bu manevi ödülden mahrum kalmayacağını hatırlattı. Bir yetime kol kanat germenin, bir kız çocuğunun eğitim masraflarını üstlenmenin veya bir öğrenciye burs vermenin de aynı "cennet müjdesi" kapsamında birer yatırım olduğunu belirtti.