Saçma İşler

Birtakım olayların sadece seyircisi kaldığınızda çevredeki hadsizlerin sizi olayların içine çekme çabasını hayretle izlersiniz. Bu durum ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ demek değil. Aksine herkesin özel alanına müdahale edilmemesi, özgürlüğün kısıtlanmaması için verilen bir çabadır bu. Sadece kendi işiyle, kendi arkadaşları ve kendi ilişkileriyle meşgul olan birini hiç tanımadığı kişilerin, hiç bilmediği olayların ve fikri dahi olmadığı konuların içine çekip sorumlu tutmak da neyin nesi?

Herkes işini yaptığı sürece, herkes işini ‘adam akıllı’ yaptığı sürece bir sorun çıkmaması gerekirken sorumsuzlukla işini yapanların suçunu örtbas etmek amacıyla bahsettiğim saçmalığa başvurması ne kadar da sinir bozucu.

Attığımız adımlar, yaptığımız işler, söylediğimiz sözler ve planladığımız geleceğimizden sorumlu olan tek kişi bizizdir. Ötesi, öncesi, altı, üstü ne kimseyi bağlar ne de kimsenin ilgilenmesini gerektirir. Ah ama şu insanoğlu dediğimiz yaratıklar neden bu basit konuyu karmakarışık hale getirmek için yarış içine girer ki? Kişilerin kendi beceriksizliğini size yıkarak yapma zorunluluğu varmış hissi uyandırması da bu saçmalığın başka bir boyutu. Hani şöyle ağız dolusu ‘bana ne ulan bundan’ diye bir isyanın eşiğinde geçen günlerinizin kıymetini anlamaları gerek. Öyle ki o ince çizgide aslında olumsuz görünen tarafa bir adım atarsam var ya… Ama elbet bir gün! O zaman oklar tersine nasıl dönüyor, nasıl o burnunuzu yere indirip kuzu gibi oluyorsunuz seyircilerle birlikte izleyeceğiz. Kendi bir işe yaramayanların başkalarının gölgesi altında havaya saldığı zehrin bir gün kendine nasıl bir zarar vereceğinin farkında olmalı bu insanlar.

Yüksekte uçan yere hızla çakılır. Ayakları yere basanların uçma hayali, tekrar toprağa basana kadardır. Gökyüzünde gezinen kartallar ile akbabaları ayırabilen insanların varlığı beni ziyadesiyle mutlu etmektedir. Akbabalar bir gün dağılacaktır ve aslında kimin haklı, güçlü olduğu da ortaya çıkacaktır.

Selamla Kalın Selamette Kalın