Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Müslüm Azizoğlu

Can, Mal, Din ve Nesil Emniyeti


Müslüm Azizoğlu
25 Mayıs 2015 Pazartesi 13:53

İslam Nizamın temel hedefi yeryüzünde İnsanların Can, Mal, Akıl, Nesil ve Din emniyetini korumak ve Kollamaktır. Bunların korunması “Zaruri maslahatlar” olarak değerlendirilmişlerdir. İslam Şeriatının hakim olduğu beldelerde İnancı, dili ve rengi ne olursa olsun her insan için bu beş emniyetin sağlanması Farzdır. Bu beş emniyetten CAN emniyetin sağlanması ise Had cezalarının tatbiki ile ancak mümkündür. Zaten İslam Âlimleri; Had cezalarının tatbikinden maksat; “İnsanların fitne ve Fesaddan kurtulup, saadete, huzura ve refaha kavuşmalarıdır” diyerek çok büyük bir inceliğe işaret etmişlerdir.

Bütün Felsefi ve ideolojik Rejimler İnsanı ya konuşan hayvan veya düşünen hayvan olarak tarif etmişlerdir. Bunun yanında Batılı bir Filozof olan Dr. Alexis Carrer; “Felsefi ve bilimsel ideolojiler insanı ve mahiyetini tarif etmekten acizdirler ”iddiası ve tezi ile Nobel Tıp ödülünü kazanmıştır. Bu da bize gösteriyor ki; Bilimsel geçinen ideolojilerin “ilkel insan ve karanlık çağ” safsata ve teorileri ciddi hiçbir temele dayanmamaktadırlar.

İslam’a göre, İnsanların CAN emniyetinin sağlanması hususundaki hassasiyet ona verilen değer ve kıymet ile alakalıdır. Sosyal ve Siyasal bir hâkimiyetidir. İktidar ve Güçlü bir Otorite meydana getirilmeden CAN emniyetinin ve güvenliğinin sağlanması mümkün değildir. İslam Akaid ve Fıkhının “Teb’a” yani Bey’at ve ahid ehli, Demokratik-Laik hukukun da “Vatandaş” diye isimlendirdiği mahiyet önümüze çıkar. İslam Şeriatine göre Mükellef olma çağına gelen her çocuk Mü’minlerin emirine Bey’at ederek, Yani Devlet başkanını seçerek Lehindeki ve Aleyhindeki tüm haklara sahip olur. Ancak Demokratik-Laik Hukuk zorbalığı Mükellef çağını beklemeden çocuk doğar doğmaz hemen onun Nüfus cüzdanın hanesine TC Vatandaşı olarak onu kaydeder. Böyle bir anlayış ve davranış İnsana büyük bir hakaret ve saygısızlıktır, insanı hiçe saymaktır. Demek ki; Gayri İslami düzenler, Demokratik-Laik sistemler aynı zamanda insana saygısı olmayan, İnsanların Can emniyetini sağlamayan Cani sistemlerdir. İnsanların birbirinin Kanını döken Kani rejimlerdir.

İslam Şeriatine göre Kat’i Nasla beyan olunmuş meşru bir sebep olmadan; İnsanın kanını dökerek CAN ını almak kesinlikle haram kılınmıştır ve yasaklanmıştır. Bu hüküm Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir. Dolayısı ile CAN emniyeti ve Hürriyet ispata muhtaç değildir. Zira her ikisi de Fıtri haklar cümlesindendirler.

Şurası muhakkaktır ki, Meşru bir sebep yokken bir insanı öldürmek, bütün İnsanların CAN emniyetini hiçe saymak, tehlikeye atmak demektir. İşte böyle bir Fiili işleyen Canilere en ağır şekilde Ceza vermek İnsana değer verme açısından çok önemli ve zaruridir. Nitekim bu konu ile alakalı olarak Kur’an-ı Kerimde “ EY İman edenler! Maktuller, öldürenler hakkında size kısas farz kılındı… Ayetin devamında da; “Ey Akıl sahipleri! Kısasta sizin için Umumi bir hayat vardır. Taki Adam öldürmekten sakınasınız.” Bakara 178/ 179.Hükmü beyan buyurulmuştur. Bu hüküm açıktır ve muhkemdir. Temel hedef kısastır. Peki, Kısas nedir? KISAS; Yapılan bir Fiilin, Mislinin, aynısının Faile yapılmasıdır. Kısasta Bedel olma mahiyeti vardır. Bundan dolayı; Kasden, Taammüden insan öldürmede kısas, öldürmenin aynısının öldürene uygulanarak onun da öldürülmesidir. İşte gerçek Hak ve Gerçek Adalet budur. İslam Devletinde Hadleri devlet uygular. Devletin dışında hiç kimsenin kendi çoğunluğuna ve kaba kuvvetine güvenerek “had” uygulama yetki ve salahiyeti yoktur. Bütün suçlulara hakkettikleri Cezayı Bizzat Devlet uyguladığı için İslam Devletinde Kan davaları meydan gelmez. Âmâ gayri İslami yanı Demokratik-Laik devletlerde Devlet Adalet ve hukuk mekanizmasını hakkı ile icra etmediği için, Fertler, Aileler ve toplumlar kendileri kafalarına göre Ceza vermeye kalkışırlar ki bu da uzun zaman Kan davalarının ve düşmanlıkların devamına sebep olur. Ama İslam devletinde çözüm bellidir ve kesinlikle sürüncemede bırakılamaz. En kısa zamanda “HAD” ler uygulanır ve Kamu vicdanı rahatlar.

Bir Kimse, Bir insanı öldürdüğü takdirde kesin olarak kendisinin de İslam Devleti tarafından “kısas” yolu ile öldürüleceğini tefekkür ederse, ister istemez kendisini öldürmekten men eder, öfkesine, gadabına hâkim olur. Bu şekilde insan öldürmediği takdirde, kendisi de öldürülmez. Bu durumda da her ikisi hayatta kalır. “Kısas” hükmü kasden adam öldürenlerle ilgilidir. Hataen veya hataya benzer veya kazaen adam öldürenlere “kısas “uygulanmaz. Bu insanlara İslami Devlet tarafından “DİYET” uygulanır.

İslami yönetimde “Kısas” ve “diyet” Sadece Müslümanlarla ilgili bir Hüküm değildir. Bir Müslüman Kasden ve taammüden bir gayri Müslim’i, yanı bir “ZİMMİ”yı öldürürse kendisi de “kısas” edilerek öldürülür. Çünkü Darul İslam Aynı zaman da bir Darul Emandır. Müslüman olsun olmasın Her insanın “CAN” emniyetinin sağlanması bir mecburiyettir. İslam devlet düzeninde Dokunulmazlık Zırhı olmadığı ve imtiyazlı bir sınıf ta bulunmadığı veya bulunamayacağı için hiç kimse kimseyi öldüremez. Kim olursa olsun Öldüren, öldürülür. Tabiki burada yetki Tamamen öldürülenin varislerindedir. Eğer Öldürülenin Velisi “kısas” ı isterse İslam Devleti bu isteği yerine getirmek zorundadır. Yok, eğer öldürülenin velisi “Diyet” isterse O zaman İslam Devleti bu istek doğrultusunda “Katil” ve Katilin Ailesinden den “diyet” i alıp maktulün Velisine öder. Diyet; İnsan veya İnsan uzvunun telef edilmesi karşılığında verilmesi gereken tazminatın adıdır. İslam Şeriatine göre “Diyet” 100 deve veya 1000 Dinar altın veya 10.000 Dirhem Gümüş olarak verilmesi esas alınmıştır.

Bu anlattıklarımız İslam Devletinde olması gereken Şer’i Hükümlerdir. Bu hükümlerin Uygulandığı yere ve hâkim olan Devlete İslam devleti denilir. Eğer İslami ahkâm uygulanmıyorsa O beldeye ve O Devlete İslam Devleti denilemez. Zira Orası İslam dışı Hükümlerin Uygulandığı, Adaletin olmadığı, Zulmün had safhada olduğu Zulüm ve İstibdat Devletidir. Demokratik-Laik Rejimdir. Başta “KISAS” Olmak üzere Had cezalarının uygulanmadığı toplumlarda, İnsanların birçok emniyetinin bulunmayacağının işaretidir. İslami Cezaların uygulanmadığı beldelerde Müslümanların “Emniyet” içinde olduklarını iddia etmek mümkün değildir.

Kaldı ki; O beldelerde Mü’minler güçlü olsalardı Allah ın emri olan Hadleri uygularlardı. Başta Ukubat olmak üzere; Muamelat ve Feraiz gibi yanı Miras gibi hükümler mutlaka icra edilirlerdi. Bu durumlar ve mahiyetler dikkatte alınarak içinde bulunduğumuz Hal ve Devlet düzeni iyi tefekkür edilmelidir. Demek ki, biz Müslümanız ama Kanun ve ilkelerimiz Müslüman değiller. İdare şeklimiz İslami ve insani değildir. Zinanın, Binanın, Ribanın, kitalin, düşmanlıkların ve krizlerin çoğalmasının sebebi budur…


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com