Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ana Sayfa GAP Urfa ve çevresinde misyonerler cirit atıyorlar

Urfa ve çevresinde misyonerler cirit atıyorlar

Türkiye’de mevzuat boşluğundan faydalanan misyonerler son zamanlarda özellikle doğu ve güneydoğuda cirit atıyorlar. Özellikle Şanlıurfa'yı merkez edinen misyonerler boşluğa düşmüş gençleri hedef seçiyorlar. Misyonerliğin serbest olduğuna dikkat çeken hukukçular, mevzuatın derhal gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi.

Giriş Tarihi: 3 Şubat 2016 Çarşamba 08:50
Urfa ve çevresinde misyonerler cirit atıyorlar

Son günlerde özellikle Türkiye’nin doğusunda ortaya çıkan misyonerlerle ilgili konuşan Hukukçu-Yazar Emin Güneş, önemli konulara değindi.

Türkiye’de bir mevzuat sorunu olduğunu belirten Güneş, 90’lı yıllarda Türkiye’de Kur’an dersi verdikleri gerekçesiyle on binlerce insanın cezalandırılmasına karşılık misyonerliğin serbest olduğuna dikkat çekti.

Misyonerlik yapanların bir lobi çalışması yürüttüğünü söyleyen Güneş, “Görünürde çok masum bir şey yapıyorlar, gelmiş kendi dinlerini anlatıyorlar. Ama işin gerçeğinde şu var; bunlar özellikle yoksul kesim üzerinde, devletle sorunlu kişiler üzerinde başka bir çaba yürütüyorlar. Bunların zamanla örgütlenip misyonerlik yapan ülke lehine bir lobi çalışmasına yöneltmek gibi kötü maksatlar var. Bunlar tespit edilmiş olduğundan 2001 yılı siyaset belgesinde misyonerlik tehdidi, milli istihbarat raporlarına dayandırılarak gündeme getirilmişti. 2005 yılında yine bu tekrar edilmiştir. Fakat iç hukukumuzda bunu yasaklayan düzenleme yoktur. Aksine Türk Ceza Kanunun 115. maddesine göre misyonerleri engellemek belki suç sayılabilir. Çünkü kimsenin dini faaliyetleri engellenemez deniliyor.” diye belirtti.

Misyonerlik çalışmalarına müsaade edildiğini ama 90’lı yıllarda camilerde Kur’an dersi verdikleri gerekçesiyle on binlerce kişinin cezalandırıldığını hatırlatan Güneş, sözlerine şöyle devam etti: “Bu ülkede kırsalda, köyde faaliyet yürüten özellikle medreselerimiz ve müderrislerimiz İslam’ı anlatmaya çalıştıkları için uzun süre daha önce 163. maddenin mağduru oldular. ‘Siz Allah’ın emirlerini bu ülkede yürürlüğe girmesini istiyorsunuz. Öyleyse siz anayasal düzenimizi değiştirmeye kalkışıyorsunuz’ diyerek dinimizin bize yüklediği görevleri yapmamız engellendi. Bir yandan Türkiye’deki Hristiyanlar dış ülkelerdeki taraftarları vasıtasıyla, onların ekonomik kaynaklarından istifade ederek bölgelere gelip çeşitli dokümanlar, para ve çocuklara hediyeler dağıtıyorlar. Öbür taraftan bu ülkede halen her birinin dosyasında ‘cami sorumlusu’ ya da ‘hangi camide faaliyet yapıyorsun’ diye çocuklara Kur’an öğretmekten dolayı cezaevlerinde kalan Müslümanlar var. Bu bir çelişkidir.”

Bölgede camilerin yakılmasına karşılık misyonerlik faaliyetlerinin yoğunlaştığına dikkat çeken Güneş, “ Özellikle bu son süreçte camilerimizin hunharca tahrip edildiğini görüyoruz. Bu icraatı yapan örgüt, aynı zamanda bu misyonerlere rehberlik, tercümanlık faaliyetleri yapıp bölge halkını Hristiyanlaştırıyor. Bu planlı bir çabadır. Misyonerler örgütün silahlı kanadının güçlü olduğu yerlerde cirit atarken, oraya giden Müslümanlardan ise kimlik soruyorlar. O yüzden buna dikkat edilmesi lazımdır. Bu, gelip de masumane bir şekilde dinini anlatma faaliyeti değildir.” dedi.

“Amaçları misyonerliği meşrulaştırmak”

Onların misyonerlik faaliyetlerini masum bir şekilde göstermeye çalışanların amaçlarının misyonerliği meşrulaştırma olduğunu ifade eden Güneş, “Dolayısıyla misyonerlik faaliyetlerini ‘ne olmuş adamlar gelmiş dinlerini anlatıyorlar’ şeklinde anlattıklarına şahit oluyoruz. Bu sadece dinini anlatmak gibi masumane bir şey değildir. Yani burada silahların eşitsizliği var. Onlarda gelip anlatsa, bizde gidip anlatsak tamamdır. Fakat bizim oradaki faaliyetlerimizde bırakın bir şeyler anlatmamız, bizim kılık-kıyafetimize bile tahammül etmiyorlar. Sakallı gördüklerinde saldırıyorlar, çarşafı gördüklerinde saldırıyorlar.” diye konuştu.

Hristiyanların ibadetlerini kısıtlamayanların Müslümanların İslami faaliyetlerini kısıtladıklarını belirten Güneş, son olarak şunları söyledi: “Hristiyan ve Yahudilerin dini ibadetlerini kısıtlayıcı bir mesaimiz yoktur. Ama Müslümanların mesaisi için gün değil saat itibariyle Cuma Namazı genelgesine gidildi, ayağa kalktılar bunun iptal edilmesi için kurumlara başvuruyorlar. Böyle bir haksızlık olamaz. Bu Müslümanların verdiği vergileri alan hâkim, İslami faaliyetleri kısıtlayacak, ama misyonerliğin de önünü açacak, bu garabet son bulmalıdır.” (İLKHA)

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Bu Kategorideki Diğer Haberler
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com