Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa Sallalahu Aleyhi Selam bir hadisi şeriflerinde şöyle buyurmakta; “Ya öğrenen ol ya öğreten ol. Üçüncüsü olma helak olursun!..” Nice kimseler var ki bize çok şey öğrettiler. Onlar hayatımızın kahramanları ve yol gösterenlerimiz oldular. Bunlar ilk etapta Anne Babamız, Öğretmenlerimiz, Hocalarımız ve İslam Alimlerimizdir. Saydığım bu öğretmenlerimize ne kadar teşekkür etsek azdır, onların Hakkı ödenmez… O kadar çok şey öğrettiler ki bir kervan yükü para ve mal versek öğrendiklerimizin yanında değersizdir kalırlar!.. Onlar bize okumayı, anlamayı, anladıklarımızı hayata geçirmeyi öğretti. Düşünmeyi öğrettiler bizlere. Düşünmenin farz olduğunu, düşünmemeyi telkin eden her hissin şeytan işi olduğunu öğrettiler!.. Onlar bize biz olmayı, bizi biz yapan değerleri öğrettiler. Ben olmayı değil biz olmayı!.. Onlar bize esas bilgeliğin diğerlerini çoğaltmak değil değerleri yaşatmak olduğunu öğrettiler!.. Bize imanın en büyük nimet ve imkân olduğunu, imanın tekeden süt çıkartacağını, imansız olan paslı yüreklerin sinede yük olduğunu onlar öğretti bize!..
Belki tatlı dilin yılanı dahi deliğinden çıkartacağını biliyorduk. "Sevdirin nefret ettirmeyin. Müjdeleyin korkutmayın. Kolaylaştırın zorlaştırmayın!" nebevi ilkesinin farkındaydık. Ama sözün her türlüsünü dinlemeyi en güzeline tabi olmayı, gücün sözcülüğüne değil sözün gücüne inanmayı, sesin desibelini değil sözün gücünü yükseltmeyi hayat felsefesi haline getirmek gerektiğini de öğrettiler bize!.. Tatlı dilin yılanı dahi deliğinden çıkartacağını da biliyorduk. "Sevdirin nefret ettirmeyin. Müjdeleyin korkutmayın. Kolaylaştırın zorlaştırmayın!" nebevi ilkesini de öğrettiler bize... Ötekileştirici, yabancılaştırıcı, başkalaştırıcı, yaralayıcı, cepheler açıcı, düşmanlaştırıcı, duvarlar örücü, sınırlar oluşturucu dilin ne büyük bir felakete yol açtığını / açabileceğini onlar öğretti bize.
Ama sözün her türlüsünü dinlemeyi en güzeline tabi olmayı, gücün sözcülüğüne değil sözün gücüne inanmayı, sesin desibelini değil sözün gücünü yükseltmeyi hayat felsefesi haline getirmek gerektiğini de onlardan öğrendik bizler!.. Müslüman olmanın ne büyük erdem olduğunu, İslam ile insan arasındaki engelleri kaldırmanın ne büyük büyük bir cihad olduğunu öğrenmek de onlar sayesinde oldu. Din, akıl ve bilim üçlüsünün hakikat duvarlarını örmek için şart olduğunu, aklımıza ruhumuza ve tüm benliğimize vahiyle abdest aldırmak gerektiğini onlar bize öğrettiğinden bu yana anlamlı bir hayatın kapısını araladık bizler. Onlar bazen bir kişi idi, bazen bir grup, bazen bir külliyat, bazen bir mektep, bazen bir akil insan, bazen bir öğretmen, bazen bir makale, bazen bir aktivist, bazen bir akademisyen, bazen bir şair, bazen bir yazar bir düşünür bir araştırmacı idi onlar. Onlara olan borcumuzu çocuklarımıza, gençlerimize onların öğrettiklerini öğreterek ödeyebiliriz. Toplum olarak bu saydıklarımızı yapmak zorundayız. Aksi halde her şeyimizi emanet edeceğimiz yeni nesil hak olan yoldan sapar bozulur vebal bizde kalır ve yarın Mahkeme-i Kübra da hesap veremeyiz… Selamla Kalın Selamette Kalın.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4

banner17