banner2
Öne Çıkanlar Akziyaret köyü Serdar Toprak şehit oldu Büyük Han köyü Çocuk Hastalıkları Hastanesi Hereke Meslek Yüksekokulu

Türkiye’nin en şanslı insanları Isparta’da yaşıyor

İstanbul çok zor bir şehir; pahalı, güven konusunda riskli, en önemlisi trafik sorunu tabi. 10 kilometrelik yolu bir saat hatta daha fazla sürede gidebilme stresini yaşamak her zaman mümkün. İstanbul’un zor bir şehir olduğunu anlatacak daha çok şeyler var ama yazımızın konusu İstanbul olmadığı için fazla uzatmak istemiyorum. İşte bu nedenlerden dolayı İstanbul’dan ayrılmayı kafamıza koyduk ve gidip yerleşebileceğimiz şehri araştırmaya başladık... Mesleğimiz gereği Edirne’den Hakkari’ye kadar Türkiye’nin birçok ilini görme şansımız oldu. Bir-iki yıldan beri eleye eleye sonuçta Isparta’da karar kıldık. Türkiye’nin “En Yaşanılabilir” şehirleri arasında yer alan Isparta’yı seçmemizdeki bir önemli neden de çocuğumuzun SDÜ’de öğrenim görmesiydi… Üniversiteye yakın olduğu için Çünür’e yerleştik. Çünür’de “En Yaşanılabilir Şehir”e yakışmayan toz-toprak sürpriziyle karşılaştık ama bunu da “nazarlık” kabul edip hayalimizdeki Isparta’ya halel getirmemeye çalıştık… Isparta’ya geldik diye yan gelip yatacak, 37-38 yıllık gazetecilik mesleğimizden vazgeçecek halimiz yok. Elbette yaşadığımız kente elimizden geldiği kadar katkı sağlamaya çalışacağız… Bu düşünce doğrultusunda şehrin dinamik kurumlarından İTSO’yu ziyaret ettik.  Ticaret ve Sanayi Odaları bulundukları illerin lokomotifi, gelişmenin, kalkınmanın öncüsü durumundadırlar. Gül şehrine yeni gelen biri olarak Isparta’yı, kenti her yönüyle çok iyi bilen Isparta Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Sayın Şükrü Başdeğirmen’den öğrenmek, duymak istedik. Güzel bir görüşme oldu, nazik davetlerinden dolayı Şükrü Bey’e teşekkür ediyor ve ziyaret sırasında yaptığımız mini röportajı beğeninize sunuyorum… (Müslüm Aktürk)

--Sayın Başkanım, biz de “En Yaşanılır Şehir” olduğu için İstanbul’dan Isparta’ya geldik. Isparta bu unvanı hangi kriterlere göre alıyor, somut örnekler verebilir misiniz?

-70 maddelik kriter var. Bu kriterlerden alınan sonuçların toplamının ortalaması o şehre ‘En Yaşanılabilir’ özelliğini veriyor. O ildeki sosyal yaşantı, sağlıkla alakalı insanların tedaviye ne kadar kolay ve çabuk ulaşabildiği, eğitimde derslik, öğrenci sayısı, günde iki eğitim veren okulun olup olmadığı, hava kirliliği, iklim, coğrafya, trafik, ekonomi, gıda fiyatları, insanların meyve-sebze ihtiyaçlarını nasıl, ne maliyetle karşılayabildiği gibi daha bir çok konu masaya yatırılıyor ve bunların karşılığında alınan puanlar o şehre yazılıyor. Isparta son 5 yılda yapılan puanlamada Türkiye’nin en yaşanılabilir ilk 5 kenti arasında. Son iki yıldan beri de birinci sırada…

-Çok ilginç değil mi? Bu kadar cazibesi olan bir kentin nüfusunun az olmasının yani yoğun göç almamasını neye bağlıyorsunuz?

-Bugün Türkiye’de nüfusu 40 bin olan iller var. Isparta’nın merkezinde 230 bin insan yaşıyor. İlçelerle birlikte baktığımızda 450 bine yakın nüfusu var. Yoğun göç almaması sanayisine bağlanabilir. Ayrıca gözler daha ziyade denizi, kumu olan şehirlere yönelik oluyor. Bu ayakları güçlü olan iller göç alıyor ve nüfusları hızla artıyor. Bazı iller kendi öz varlıklarıyla ilerleye biliyor, yerli insanlarının gayreti ile büyüyebiliyorsa yılda birkaç bin nüfus artışıyla yetinebiliyor…

--Gülü kabul ettik, gül Isparta’nın markası. Bunun dışında ‘Isparta’ denince Türkiye’nin aklına neyin gelmesi lazım?

-Isparta’nın bir Davraz’ı var ki turizmde çok etkili oluyor. Gülümüzün, lavantamızın yanı sıra yayla turizmimiz ve 3 bin yıllık tarihi eserlerimiz var. Ancak her şeyden önemlisi Isparta bir tarım şehri. Meyvelerimiz meşhur. 800 bin ton elma üretimiyle Türkiye’nin birinci elma üreticisiyiz. Artık elmalarda ‘Isparta elması, Eğirdir elması, Gelendost elması’ diye etiketler var. Mesela gül Isparta’nın bir markasıdır.  Gül başka yerde üretilemediği için sadece Isparta ile anılıyor. Onun için gül bizim için önemli. Dünyanın gülyağı ihtiyacının yüzde 65’inin biz veriyoruz. 10 bin aile gülden geçimini sağlıyor. Aileler çoluk-çocuk sabah 5’te 6’da gün ağarmadan gülü toplarlar. Herkes kendi tarlasını işletir… Kirazda çok iyiyizdir, Türkiye’nin ikinci büyük kiraz üreticisiyiz. Şeftali, kayısı, kavun, karpuz ne derseniz, narenciye dışında bol şekilde ilimizde üretilir. Tarımla birlikte tarımın sanayisi de gelişmiştir. Mesela elmanın bir çok ürünü elde edilir, sirkesi, suyu, cipsi, şekeri gibi. Bunlar sanayice çok iyidir.  Türkiye’deki en iyi elma konsantre fabrika bölgesi Isparta’dadır.  6 tane büyük konsantre fabrikamız vardır ve hepsi de yurt dışına çalışır. Bunun dışında 550 bin ton kapalı soğuk hava depomuz vardır bu konuda Isparta Türkiye’de birincidir. Yani Isparta, tarımla alakalı altyapısı çok gelişmiş bir şehrimizdir. Modern tarım yaparız bu nedenle insan gücüne fazla ihtiyacı duymuyoruz…

-Tarım bu kadar gelişmiş ise o zaman Isparta’da işsizlik oranı düşük olmalı.

-İşsizlik Türkiye ortalamasından düşük olsa da bizde de var, yüzde 8,5 ya da 9 gibi.  Ancak iş bekleyen işletmelerimiz dururken işsizliğin yüksek çıkması biraz da iş beğenmemezlikten kaynaklanıyor. Tekstil, kazan, mermer sanayisinde iyiyiz. Sanayi olmayan bir şehir değiliz. Ama teşvikte 2. bölgedeyiz. İstanbul, İzmir, Antalya, Isparta aynı seviyede. Bu nedenle teşviki az alan ililer arasındayız. Devletin bir tasarrufudur. Sanayileşme anlamında uygun olmadığınmız düşünülmüştür. Ama şu anda biz tarım sanayisi, eğitim, sağlık ve turizmde çok iyi ilerleme kaydediyoruz. Isparta, zaman içiresinde çok daha iyi yerlere gelecektir. Her ülke, her şehir sanayi ile güçleniyor değil. Sanayi olmadan da güçlenen, büyüyen şehirlerin dünyada ve Türkiye’de örneği vardır. Biz o örneklerden birisi olacağız inşaAllah. Sanayi olsa iyi mi, iyi tabi ki, olmasını biz de isteriz. Ancak limana olan mesafemiz bizim için dezavantaj. Biz de ‘sanayi olmuyor’ diye oturuyor değiliz. Diğer sektörlerde örneğin mobilyacılıkla, mermerde, çok iyi yerlere geliyoruz...

--SDÜ’yü Isparta’nın markalarından biri olarak sayabilir miyiz?

-Kesinlikle. Süleyman Demirel Üniversitesi’nin bugün 90 bin öğrencisi var. 19 Fakültesiyle 30 bin öğrencisi ilçelere dağılmış durumda. 90 bin öğrenci çok önemli bir sayı. Geçtiğimiz günlerde ikinci bir üniversitenin kurulma kararı Sayın Cumhurbaşkanımız tarafından onaylandı…

--Son sorumuz dövizle ilgili olsun. Anormal derecede yükselme var. Bu yükseliş nereye kadar gidecek, ekonomimiz gerçekten çok mu kötü ya da bir algı operasyonu olabilir mi, bu konuda bir öngörüde bulunabilir misiniz?

-Dövizle ilgili kimsenin öngörüsü olmadığı gibi bizim de bir tahminimiz yok. Şu anda anormal derecede yükselme oldu. Tabii ekonomimizi olumsuz yönde etkileyen bir durum. Mutlaka hükümetimiz bu konuda önemli girişimlerde bulunacağına inanıyorum. Dövizin bu kadar yükselmesi aynı zamanda enflasyonu da tetikliyor ve dolayısıyla faiz oranlarını artıyor. Kur, faiz, enflasyon aynı anda yürüyor, 3’ü kardeş oluyor bir anda. Ekonomiyi zor duruma düşürüyor. Yabancı paranın artışını belki dıştan tetikleyen güçler var. Bunlar mutlaka tespit halindedir, mutlaka önlemler, çareler vardır...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner4

banner17