Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Ahmet Davut MİLASLI

YENİ DEMOKRATİKLEŞME SÜRECİ


Ahmet Davut MİLASLI
1 Ekim 2013 Salı 11:30

Sayın Başbakan’ın 30 Eylül günü açıklamış olduğu demokratikleşme paketi, aslında 2002’de başlatılmış olan sürecin yeni bir ivme kazanmış olmasıdır. Ancak kimi kesimler, sanki bugüne kadar hiç demokratik bir süreç başlatılmamış gibi paketten hiç memnun görünmüyorlar. Nitekim BDP eş başkanı hemen bir açıklama yaparak “Bu paket Kürt halkının demokratik beklentilerini karşılamaktan uzaktır” demeye başlamış. Kimi milliyetçi kesimler de “Bu paket, devleti PKK’ya ve Kandile pazarlayan haince bir plandır” demeye başladılar. Allah bu her iki kesime de akıl-fikir ihsan etsin.

Önce BDP ve Kürtler açısından meseleye bakalım: Her kes bilir ki, Türkiye Cumhuriyetinin resmi politikası inkâr ve asimilasyon üzerine kurulmuş bir politikadır. Yani devlet, herkesin Türk olduğunu kabul ediyor. Dolayısıyla Türkçe dışında bir dil konuşmak, özellikle “Kürtçe” diye bir dil bilmek bile suç sayılır. Yani “Ben Kürtçe biliyorum” diyen bir adama bir devlet yetkilisi “Gel bakalım, Kürtçe konuşmanın yasak olduğunu bilmiyor musun? Sen nereden öğrendin bu dili bakayım?” deyip onu suçlayabilir, hatta mahkûm bile edebilirdi. Bu sözüm size garip gelebilir ama unutmayalım ki, Diyarbakır’da Şeyh Said (k.s) ve arkadaşlarını idam etmek için kurulan İstiklal mahkemelerinde onlarca insan, sırf Türkçe bilmedikleri için asılmışlardır.

Daha düne kadar, değil anadilde Kürtçe eğitim talebinde bulunmak, Kürtleri veya Kürt dilini övmenin suç olduğu bir ülkede yaşıyorduk. 20 yıl önce mecliste Kürtçe konuştuğu için on yıl hapis yatan Leyla Zana’yı herkes biliyor. Abdullah Öcalan’ı değil başkan kabul etmek, ona “Sayın” demenin bile üç yıl hapisle sonuçlandığını ne çabuk unuttuk. Bugün BDP milletvekillerinin, Türkiye’den ayrılıp başka bir devlet kurmak düşüncesine varıncaya kadar her türlü demokratik özerkliği serbestçe tartışıyor ve bu konuda görüşlerini ifade edebiliyorlar. Buna rağmen bu kesimi temsil edenler, ülkenin ekseriyetini oluşturan Türklere nispet yapar gibi, “Neden Doğu ve Güneydoğu’nun tüm okullarında Kürtçe eğitim-öğretim yapılmıyor?” diyerek şimdiye kadar atılan demokratik adımları yok sayabiliyorlar. Bu tür bir memnuniyetsizliğin insafla bağdaşır yanı var mıdır?

Kaldı ki, bu kafa yapısına sahip olanlar, bugün anadilde eğitim adımı atılmış olsaydı bile memnun olmayacaklar ve: “Neden öz güvenliğimizi biz Kürtler sağlamıyoruz? Neden Türkler bizim vilayetlerimizde valilik yapıyorlar?” diyeceklerdir. Oysa bu memlekette sadece Kürtler değil, Türklerin de yaşadıklarını bilmeleri gerekir. Daha düne kadar (10 ay öncesine kadar) her gün şehit cenazeleri geliyordu. Bu kadar yarası taze olan Türk vatandaşlarını tahrik edecek beyanatlarda bulunmak, böylece ülkede milliyetçilik damarını kabartmak her şeyden önce Kürtlerin hayrına değildir.

Milliyetçilere gelince, yahu el-İnsaf…  Sayın Başbakan “PKK veya falancası istediği için değil, vatandaşlarımızın hakkı olduğu için bu paketi hazırladık” dediği halde siz hala paket için “Hıyanet belgesi” diyorsunuz. 20 yıl önce Kuzey Irak’ta yaşayan Kürtlere “Kuzey Irak vatandaşları” diyen sizler değil miydiniz? Peki, üç-beş yıldan beridir “Kürt kökenli vatandaşlarımız” diyorsunuz, Türkiye bölündü mü? Eğer Kürtler yoksa siz neden Kürt kelimesini kullanıyorsunuz? Sizin teorilerinize göre eğer Kürtler Oğuz Türkerlinin bir boyu ise, neden “Kürt vatandaşlarımız” diyorsunuz? Ama eğer Kürtler varsa -ki var oldukları artık sizin ifadelerinizden de anlaşılıyor-bunlara sadece “Kürt” kelimesini kullanmak yetmez. Çünkü onlar bir millettir; dilleri, örfleri, adetleri ve gelenekleri, kısaca kültürleri de vardır. O zaman bu vatandaşlarımız neden kültürlerini korumasınlar? Neden kendi dilleriyle eğitim görmelerine karşı çıkıyorsunuz? Azınlık statüsünde olan ve bir milyonu bile bulmayan vatandaşlara kültürel hakları verildiğinde ses çıkarmıyorsunuz da neden Kürtler söz konusu olduğunda kıyameti koparıyorsunuz? Bu tavrınız, “Türkiye Cumhuriyeti İslam’a ve Kürtlere karşı kurulan bir cumhuriyettir.” tezini doğrulamaktadır.

Eğer “Bu ve benzeri paketlere karşı çıkmamızın sebebi, kendilerini Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi ve sahibi kabul eden terör örgütünün ve onun meclisteki temsilcisi olan BDP’nin dayatmaları ve meydan okumalarındandır. Eğer onların dayatmasından olmasaydı biz Kürt vatandaşlarımızın kültürel haklarına saygılıyız”  diyorsanız, bunun izahı ve anlaşılması zor değildir. Her şeyden önce PKK terör örgütü bir sonuçtur. Devletin 80 yıllık tepeden inmeci ve inkârcı politikalarının bir eseridir. Artık Kürt halkı cahil, okumamış ve saf değildir. 20 yıldan beridir Kürtçe radyo ve televizyonları izlemektedir. Artık kendi dillerinin ve kültürlerinin kıymetini en az Türkler kadar bilen bir Kürt halkı vardır. Dolayısıyla hem Kürtler hem de Türkler için artık zorbalık ve baskı dönemi sona ermiştir. Bir şekilde hem Türklerin hem de Kürtlerin anlaşması gerekiyor.  Ne Kürtlerin ne de Türklerin tahrik edeci ve kışkırtıcı beyanatlar verme lüksleri yoktur. İşte Sayın başbakan bu anlaşmanın ve yeniden kardeş olmanın yollarını arıyor. Allah yardımcısı olsun.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com