Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ümmet Birliği Ve Eyalet Sistemi


12 Mayıs 2012 Cumartesi 12:19
Ümmet; Aynı inancı paylaşan, aynı dine iman eden değişik kavimlerin bir imam etrafında birleşerek meydana getirdikleri tüzel ve güzel bir İnsan topluluğudur.
Daha geniş bir ifadeyle; İslam ümmeti, Yüce Allah’ın Resul-i Ekrem efendimiz(sav) vasıtasıyla göndermiş olduğu kurtarıcı nizam olan İslam dinine inanan tüm Renkteki ve dildeki kavim ve ulusların oluşturduğu Müslüman ve Mü’minler toplumudur.
İslam ümmetini oluşturan insanlık Ailesinin her ırktan bireyleri birbirlerinin din kardeşidirler.
“Muhakkak ki müminler kardeştirler…” (hücurat 10)
Dikkat edilirse bu ayeti kerimede yüce Allah demiyor sadece Türkler kardeştir veya Kürtler kardeştir veya Araplar kardeştir. Hangi renk ve ırktan olursa olsun; iman eden bütün Müslümanlar kardeştir ve İslam Ümmetinin değerli birer ferdidirler.
Peygamber efendimiz de birçok hadis-i şeriflerinde Müslümanların birbirlerinin kardeşi olduğunu buyurarak atide oluşacak ırkçılık tehlikesine karşı Müslümanların uyanık olmasına dikkat çekmişlerdir.
Bu kardeşlik O kadar güçlü ve kuvvetli bir bağdır ki; Evrensel İslam Devletinin Temelini atmak üzere Mekke’den Medine’ye Hicret ile birlikte kandan ve canda gelen kardeş ve akrabasını terk eden müminler, medinedeki din kardeşlerine sığınarak bütün mallarına ortak olmuşlardır. Yanı dinleri bir, fakat dilleri ayrı olan O insanlık bireyleri aynı inancı paylaştıkları için kan kardeşlerinden daha sağlam bir şekilde birbirleriyle sıkı fıkı olmuşlardı. Günümüzde, özelde ülkemizde, genelde ise İslam coğrafyasında sorunların temelinde mukaddes dil teorileri ve mezhepsel çıkar ilişkileri vardır. Sorumlu ve sorunsuz bir hayatı ve otoriteyi kurabilmek için bütün ırkların katılımı ile imamet ve ümmet birliğinin kurulmasıdır. Mukaddes dil teorileri bir kenara itilmeli konuşulan bütün dillere ve dinlere hayat hakkı tanınmalıdır. Ümmetin Filistin’den sonra ikinci yetim çocuğu olan ve adeta dört duvar arasında ezilen Kürt halkının artık Tevfiz eyalet sistemiyle tüm hakları eksiksiz bir şekilde anayasal güvence altına alınmalıdır. İslam coğrafyasını bölen ve kardeş Müslümanları birbirinden ayıran coğrafi sınır ve hudutların kaldırılması İslami bir sorumluluktur.
Bu bağlamda Calibi-i dikkattir ki, Irklara dayalı Ulus-devlet anlayışının yıkılması ve yerine Ümmet-devlet anlayışının egemenliği esastır, idealdir ve gereklidir. Bunun yolu da Ulus-devletçiklerin teker teker İslamlaşmasından geçer. Tabi ki bu gerçekleşmeden Ümmet-devlet veya Ümmetin birliği arzu ve isteği bir hayalden öte bir şey ifade etmez.
ÇÖZÜM ÖNERİLERİ:
1-Önce her coğrafyadaki Müslümanlar hangi ren ve ırktan olurlarsa olsunlar bulundukları yeri İslami ve insanileştirmelidirler. Kâfir zalimlerin aralarına koymuş oldukları suni hudut ve sınırları kaldırarak ADİL BİR DÜZEN VE SİSTEM kurmalıdırlar. Herkes ve her kesimin anadiliyle konuştuğu, eğitim ve öğretimini gördüğü, kimsenin kimseye zulüm ve haksızlık yapmadığı, hangi din ve dilden olursa olsun her kesin hakkına tam sahip olduğu bir sistemin kurulmasıdır. Bunun için;
a-yargıda adalet,
b-Toplumsal yaşamda adalet,
c-Bütün ilişkilerde, iş ve ticarette adalet,
d-Siyasal yapıda adalet.
 Adil olmayan uygulamaların sınıfsal ve ırksal çelişkileri artıracağı, düşmanlıkları körükleyeceği, güçlüyü daha da güçlendirecek ve sistem çarklarının hep zorbadan ve zalimden yana döndüğü haksız bir sistem meydana getireceği muhakkaktır.
2-Dilde eşitlik. Resmi dil uygulamasına son verilmeli aynı coğrafyayı paylaşan bütün kavimlerin konuşulan dillere eğitim-öğretim, basın yayın hakkı verilmelidir.
3-Kimlikte ve kültürel kimlikte eşitlik.
4-Temsilde eşitlik.
 
Aslında İslam dininin siyasi sisteminde müminlerin Emirine bağlı olan TEVFİZ VE TENFİZ VEZİRLERİ farklı ve güçlü yetkilere sahiptirler. Daha doğrusu TEVFİZ vezirleri tıpkı EYALET VALİLERİ gibi büyük yetkilere sahiptirler. İslami siyasi sisteminde bu güzel ve özel genişlik sayesinde; aşiret, kabile ve kavimlerin yönetimdeki mesuliyetlerini belirler ve bu her çağda kolaylıkla tatbik edilebilir. İlk İslam inkılâpçısı ve Özgürlük ve hürriyet peygamberi (SAV) efendimiz kendi döneminde Aşiret ve kabile Reislerini Yönetime ortak etmek ve mesuliyetleri yüklenmek amacıyla TEVFİZ VEZİRİ olarak tayin ederek bunun meşru olduğunu ortaya koymuştur.
Hangi ırk ve kavimden olursa olsun ehliyetli ve liyakatli olan kimseleri ordu komutanı olarak atamıştır.
Siyasi sistemde söz sahibi olmak için buluğa ermiş olmak kafidır. İslam’ın siyasi sisteminde mükellef olan her erkek ve kadının siyasi hak ve hürriyetleri vardır.
Bu hak ve hürriyetler beraberinde birbirlerine karşı mesuliyeti meydan getirir.
OLUŞURULACAK YENİ ANAYASADA BÜTÜN BUNLAR DİKKATE ALINMALI VE ÜLKEMİZDEKİ BÜTÜN RENK, DİL VE DİNDEKİ İNSANLARIN VARLIĞI DÜŞÜNÜLEREK ANAYASAL GÜVENCE İLE YER VERİLMELİDİR. KÜRT, TÜRK VE ARAP MÜSLÜMANLAR KARDEŞTİR. BUNU DİKKATE ALMAYANLAR KALLEŞTİR.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com