Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Ahmet Doğan

Türkiye’de “ÖTEKİ” Olmak


Ahmet Doğan
29 Eylül 2015 Salı 14:34

Bu yazıyı ünlü yazar Erkam Tufan Aytav'ın kaleme aldığı "Türkiye'de Öteki Olmak" adlı kitabını okuduktan sonra karşılaştığım dikkat çeken noktaları okuyucuyla paylaşma gereksinimi hissettim.

Dünyanın her yerinde, nereye giderseniz gidin, kendimizden farklı olana gösterdiğimiz ilgi ve alaka, anlama çabası, kendimize ait kavrayışımızın, kişilik bilincimizin derinliği ve gelişkinliğini gösterir. Ülkemizde, Cumhuriyet ile birlikte tek tip ve içinde farklılıkları barındırmayan bir ulus oluşturulmaya girişildi. Bu ulus devlet anlayışında sadece Türkler vardı. Türk demek aynı zamanda Müslüman ve Hanefi olmak demekti.

Müslüman olmayan halklar göçe zorlandı. Çünkü asimile edilmesi mümkün değildi. Onlara içimizdeki yabancılar olarak bakıldı. Yahudiler, Rumlar, Ermeniler, Süryaniler vb. bu kategoride kendine yer buldu. Ancak Anadolu'da Müslüman olup da Türk ırkından gelmeyenler de vardı ve bunlar da asimilasyona tabi tutuldular. Kimlikleri inkar edildi.

Buna en büyük itiraz Kürtlerden geldi. Bu itirazın sonunda yaşanan acıları beraber yaşadık ve yaşamaya devam ediyoruz. Sisteme göre Kürtler kendilerini Kürt sanan Türklerdi. Kürtler dışındaki halklar bu asimilasyona pek itiraz etmedi ama onlar da kamusal alanda olmasa da kendi içlerinde dillerini, kültürlerini yaşamaya devam ettiler. Çerkezler, Boşnaklar, Abhazlar vb. gibi.. Bu kategoriler dışında ise ülkemizde ötekileştirilen görüşler çoğunluk kazandı. Başörtülüler, Dindarlar, Aleviler vb.

Bu ötekileştirilmeler sonucunda toplumda hızla kripto Ermeniler, kripto Çingenler, kripto Dindarlar, kripto Yahudiler, kripto Aleviler türedi. Her türlü 'sistem ötekisi' kriptolaşmak zorunda kaldı. İşin en problemli yanı ise sistemin milli eğitim ve medya üzerinden tek tip toplum projesini halkın önemli bir kısmına kabul ettirmesiydi.

Ünlü Yahudi romancı yazar Mario Levi bir mülakatta ötekileştirilmeyle ilgili "'Ama hiç bir farkımız yok aslında' cümlesinin kurulması bile bir ayrımcılıktır." diyor.

Rum cemaati önde gelenlerinden Prof. Dr. Yorgo Stefanapulos'un da bir mülakat esnasında "Kendimi bu ülkede bir Kızılderili gibi hissediyorum" ifadesi bana çok çarpıcı geldi. Çünkü Türklerin Anadolu'ya göç etmesinden önce bu toprakların adı Diyar-ı Rum'du..

Başörtülülerin ötekileştirilmesinde çok ilginç bir şeyle karşılaştım. 'Cumhurun Başkanı' kimliği ile Süleyman Demirel'in "Başörtülüler okumak için Suudi Arabistan'a gitsinler." demesi devletin öteki olarak algıladıklarına karşı bakış açısını çok güzel özetler. Ya bizim dediğimiz gibi olursunuz ya da çeker gidersiniz. Ya asimilasyon ya diskriminasyon açıkçası..

Bu ülkede güvercinleri vurmazlar demişti Hrant Dink. Güvercin ürkekliğinde yaşayan "ötekileri" kastetmişti. Ama kısa bir süre sonra o menfur cinayeti yaşadık. Bu cümleler ermeni Prof. Dr. Arus Yumul'a ait. Ayrıca Yumul, "kimliklerin bizim sınırlarımızı çizmesine, kendi içinde hapsetmesine, bizlere belirli davranış kodları empoze etmesine de karşıyım." diyor.

Milletvekili Sırrı Süreyya Önder bir konuşmasında, "Bu ülkede kürt cumhurbaşkanı olabilir, başbakan olabilir ancak Kürt, Kürt olamıyor." sözleri içler acısı durumu gözler önüne seriyor..

Altan Tan'ın ifadesiyle aslında Kürt sorunu çok önemli oranda Kürtçe sorunuydu. Yani bir dil sorunu. Kürtler kendi dillerini konuşmak istiyordu.

Türkiye'de öteki olmanın her boyutunda bir gizlenme ve saklanma göze çarpıyor. Yeri geliyor, Kürt Kürtlüğünü saklıyor, dindar dindarlığını.. Sistemin ve toplumun baskısından korkup kimlikleri ile var olamamak bu ülkede temel bir problem. Tabi Aleviler de bundan muzdarip. Bunu şu şekilde açıklıyor Alevi Yazar Reha Çamuroğlu: "Öyle yanlış bir laiklik uygulanıyor ki Türkiye'de, öyle antidemokratik bir cumhuriyet uygulanıyor ki. Milletin belli kesimlerini birbirlerine karşı düşürmeden bu sistemi ayakta tutmanız mümkün değil."

Henüz toplum olarak eşit vatandaşlığa hazır olduğumuzu maalesef söyleyemiyorum. Bir 'ötekinin' diğer bir 'ötekiye' bakışında bile problemin olduğu bir toplumda yaşıyoruz çünkü.. Türkiye'de demokratikleşme sancıları devam ediyor. Elbette bu kolay bir süreç değil. Devletin vatandaşına bakışında, hele hele toplumun kendi gibi olmayanlara bakışında dönüşüm kolay olmayacaktır. Ama bu dönüşümde empati yapabilmenin rolünün büyük olacağını düşünüyorum.

Bu da diyalog kurmaktan, birbirimizi anlamaya çalışmaktan geçiyor.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com