Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Ömer YILDIRIM

Tüketim Kültürü ve Fıtri Yaşama Paradoksu


Ömer YILDIRIM
22 Nisan 2014 Salı 18:55

Allah insanı belli bir fıtrat üzerine yaratmış ve fıtratının gereklerini yapma konusunda belirli bir sınır konulmamıştır. İnsan aklını kullanarak kendisine uygun olan orta yolu bulması istenmiştir. Ancak günümüzün tüketim kültürü insanın fıtri olan arzu ve isteklerini ölçüsüzce değiştirmek için kapitalist bir anlayışla çalışmaktadır. Önce hasta etmekte sonrada kendisi tedavisini verme yoluyla insanı  bir kısır döngünün içine sokmaktadır. Bu tüketim kültürü insana önce ‘‘istediğin gibi yaşa’’ demekte ve kendi yalancı cennetini oluşturmaktadır.

Bu tüketim kültürü insana farklı şekillerde musallat olmuş ve insanı her gün kemirmektedir.

 

Birincisi; İnsanı suni yiyeceklerle sarmış, doğal olanın yerine yapay süt,su,meyveler yerine gazlı içecekler,kola,limonata,içkilerle insanı marketlere doldurmuş, marketten eve taşıyan bir hamal haline getirmiştir.Daha sonra yenilen bu suni yiyecekler, insanları hastanelere atmakta ve hastalıklarla boğuşacak bir döngüyle baş başa bırakmaktadır. Ayrıca sürekli yiyen doymayan kendinden geçen şişmanlayan bu insanlar bu seferde zayıflamanın yolunu aramakta ve zayıflama merkezlerine insanları doldurmaktadır. Düşünelim önce şişmanlatıyor ardından gel zayıfla anlayışı geliştiriliyor. Hem şişmanlarken hem de zayıflarken kazanan bir anlayışa itilmekteyiz. Marketlerde binlerce çeşit yiyecek, giyecek ve tüketim malzemesi insanları birer tüketim canavarına dönüştürmekte ve insanın akılını başından almaktadır. Çarka giren hastalıklı olarak çıkmaktadır. Bunun yolu fıtri olanı yaşamaktır. Yani iştah ve acıkma isteğine göre yaşamaktır. suni olarak önce iştahını tahrik edip sonrada bedeni doldurmamaktır. Yerken midenin fıtri hacmini düşünüp, üçte birini su, üçte birini yemekle doldurup, üçte birini de hava için boş bırakmaktır. Yedikten sonra ise, yenilenin fıtri olarak hazmedilmesine izin vermek için birkaç saat hiçbir şey yememektir. Böyle yaşayınca hem paramızı, hem ömrümüzü, hem bedenimizi israf olmaktan kurtarmış oluruz. Hem de bir ömür boyu yemek ve içmekten lezzet almak yönüyle vasat seviyeyi yakalamış oluruz.

 

İkincisi; İnsanın fıtri ihtiyacı olan cinsel arzuları normal, meşru olan yollardan karşılanması gerekirken maalesef suni, gayr-ı meşru yollarla karşılama yoluna itmekte olan tüketim kültürü insanı arzularının peşine düşüren bir his ve zevk robotu haline getirmiş, ne yaptığını bilemez hale gelmiştir. Meşru olmayan zevk tatmin yolları insanların ilk defa karşılaştığı ve tedavisi olmayan AIDS gibi hastalıklarla karşı karşıya bırakmıştır. Önce zevkleri azdırmak için ilaçlar (Prozac, Viegra) teşvik edilirken diğer taraftan insanları tedaviye çalışmaktadır. Ancak bütün bu gayrı meşru yolları deneyen insanlar mutluluk yerine başlarına belalar bulmuş, kalbi sızlatan acılar yaşamışlardır. Oysa meşru olan, fıtri olan evlilik yoludur.  Gereksiz yere bedeni, sosyal, sıhhi ve mali israf ve aşırılıklara gitmeye gerek yoktur. Hem meşru olanı yaşamak, zihnen, ruhen ve bedenen sıhhatli ve dengeli nesillerin yetişmesine vesile olur. İnsanı hayvani arzularının esiri olmaktan kurtarıp, kalbi, ruhi, akli, vicdani arzu ve ihtiyaçlarını da karşılayacak olgunluğa eriştirir. Hayvanlıktan kurtarıp, bir nevi  melek derecesine, hatta daha ötesine çıkarır. 

 

Üçüncüsü; Fıtri eğlenme yerine insanların kendi zevkleri ve eğlenceleri için hamallaştırıldığı bir makineye dönüştürülmüştür. Sinemalar, tiyatrolar, oyun salonları, TV eğlence programları, bilgisayar oyunları gibi bin bir araç kullanıyor. Eskide çocukların sokaklarda oynadığı çelik çomak, ebe, bilye, kovalamaca, kemik gibi oyunların yerini televizyonlar, bilgisayardaki oyunlar ve sinema gibi suni eğlenceler almış; insanlar sevme, hoşlanma, yardımlaşma, yarışma duygularını suni şekilde tatmin yolu, ne kadar etkilidir varın siz düşünün. Meşru olan eğlenme yolları takip edilmeli hem paradan, hem de duygulardan israf edilmemelidir.  

 

Dördüncüsü; Meşru olan evlat sevgisi yerine hayvan besleyerek sevgi duygusu tatmin yolu benimsetilmektedir. Evcil hayvanlara tonlarca para vererek büyük masraflarla alınıp süslenmekte, neslin devamı engellenmektedir. Afrika da yüzlerce insan açlıktan ölürken bir taraftan hayvanları besleyerek/teşvik edilerek tüketim kültürü kendi acımasız anlayışını devam ettirmektedir. Çözüm fıtri olan çocuk yapmak ve yetiştirmektir. Ve onları vatanına, milletine ve çevresine iyi bir evlat olarak yetiştirmektir.

 

Beşincisi; Kendi fıtri olan yüzümüzü, burnumuz, saçlarımızı, gözlerimizi, beğenmeden her gün büyük masraflar yaparak şekilden şekillere çevirmek ve belli süre sonra tanınmaz hallere düşürmektir. Bu duruma en iyi örnek Michael Jackson ‘dır. Defalarca ameliyatlar yapmış zamanla artık ameliyatlar tutmaz hale gelmiş. Servetini böyle müdahalelere harcayarak fıtri olan yapısını değiştirmek istemiştir. Fıtrata ters olan sürekli genç kalma aynı dönemi yaşama sevdası maalesef bize büyük masraflar getirmekte ve içinden çıkılamaz bir hal almaktadır. Her mevsimin kendine göre bir güzelliği vardır. Asıl olan bu güzellikleri görmeye çalışmaktır. Mevsimleri yok edip, bire indirmek değildir. Aynen öyle de, insan hayatında çocukluk, gençlik, yetişkinlik, ihtiyarlık birer mevsimdir. Her birinin ayrı güzellikleri vardır. Fıtri olarak bu mevsimlerin güzelliklerinden istifade etmek yerine, sun i olarak bir mevsim yaşamaya çalışmak akıl kârı değildir. Kaldı ki, bu mümkün de değildir. Kâinatın genel kanunu değişmedikçe, her doğan büyür, her büyüyen yaşlanır ve her yaşlanan ölür. O halde, devekuşu misali bu gerçeğe karşı başını sun i güzellik kumlarına sokmak yerine, gerçeği görüp, ona göre hazırlanmak gerek. Fıtratımızdaki ebedi gençlik ve daimi güzellik arzusunu bu dünyada karşılamanın mümkün olmadığını kabul edip, onların tatmin edileceği ebedi memleket için çalışmak gerek. Aksi halde, hem dünyadaki hem de ahireteki gençlik ve güzelliği ebediyen kaybederiz.

 

Altıncısı; Tüketim  medeniyeti insanı fıtraten ihtiyaç duyduğunun çok ötesinde eşya almaya adeta mecbur etmiş. Eşya ile hayatı kolaylaştırıp, insani meziyetleri inkişaf ettirmek yerine; hayatı, eşya edinmek için bir araç haline getirmiş. İnsanı adeta eşyaya hizmetkâr yapmış. Fıtri ihtiyaçları birden bine çıkararak insana bolluk içinde bir nevi fakirlik yaşatmış. Onu marketten eşya taşıyıp, evde bir süre beklettikten sonra çöpe götüren çöpçü seviyesine indirmiş. Evde hayatı kolayca yaşanır kılmak için eşya almak yerine, evi eşya ile doldurarak adım atılamayacak duruma getirmiş. Alışveriş merkezlerini modern hayatın ibadet yerlerine dönüştürmüş. İnsanı her gün buralara uğramaya bir nevi mecbur etmiş. Eşyayı fıtri giyinme, barınma gibi ihtiyaçları karşılayacak meta yerine statü/kariyer sembolüne dönüştürmüş. İnsanın fıtraten en yüce meziyetlerle yaratılmış şerefli bir varlık olduğunu göz ardı edip, onu sahip olduğu eşya ile değeri ölçülen bir varlığa dönüştürmüş. Dünyaya geliş gayesini unutturup, kalbine eşya biriktirme sevdasını yerleştirmiş. Oysa , insan bu dünyaya eşya biriktirmek için değil, eşyayı kullanarak fıtratındaki istidatları inkişaf ettirmek için gönderilmiş. Hayvaniyetten kurtulup insan-ı kâmil seviyesine çıkmak için gönderilmiş. Örneğin, otelde birkaç gün misafir olarak kalmaya giden biri otelin her şeyini sahiplenme, tapusunu üzerine almaya girişse kesinlikle akla ters hareket etmiş olur. Çünkü misafir, misafir olarak gittiği yerde kalbini çok bir şeye bağlamamalı oranın geçici olduğunu düşünüp hakiki memleketi için çalışmalıdır.

 

Velhasıl;  Tüketim kültürü, insanın fıtrata ters hareket etmesine sebep olmaktadır. İnsanın kabiliyetlerini engellemekte. Allahın kainata sünetullah olarak koymuş olduğu kanunları da maalesef tersyüz etmektedir. Bir hocamız şunu demişti; ‘Siz doğanın hakkını alırsanız doğa bir gün sizden hakkını mutlaka alacaktır’. Yani biz fıtrata ters hareket edersek, mutlaka bir gün tokadını yeriz. Kapitalist/tüketim anlayışı İslam’a/fıtrata tamamen ters bir anlayıştır. Mutlaka genişçe bir muhasebe sonucunda kendi davranışlarımızı, yaşantımızı sorgulayıp sünetullaha uygun hale getirmeliyiz!


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com