Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Ömer YILDIRIM

Tefekkür


Ömer YILDIRIM
22 Nisan 2014 Salı 18:55

Değerli okuyucularımız inşallah sizinle beraber biraz Rabbimizi, kendimizi ve Şu Kainat Kitabını düşünmeye çalışacağız;

‘'(Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.'' (Sad Suresi, 29)

‘‘Şüphesiz, göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ardı ardına gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah'ın yağdırdığı ve kendisiyle yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip-yaymasında, rüzgârları estirmesinde, gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. '' (Bakara Suresi, 164)

"Bir saat tefekkür, bir sene nafile ibadetten daha hayırlıdır."(Hadis-i Şerif)

Rabbimiz(c.c) kainatta kendi nizam ve intizamını öyle güzel ve dakik bir şekilde koymuş ki; her şeyin milimetrelik bir hassasiyeti vardır. Belki insan denen varlığa bırakılırsa saniyesinde bozulacak bu dengeyi Rabbimiz her an kendi emrinde tutmakta ve gerekli titizliği her an göstermektedir. Ve bu kendisine hiç de zor gelmemektedir. O'nun için ‘‘ol'' demek yeterlidir;o işi hemencecik ‘‘oluverir''.

İnsan, bir saat sağlam tefekkür ederse, o insanda iman esasları inkişaf(ortaya çıkar) eder. Daha sonra o insan, Allah'ı sever ve kalbinde derin bir Allah sevgisi canlanmaya başlar, derken ruhen yüksek bir zevke ulaşır ve Ruh alemine kanatlanır gibi maneviyatla aşk-u şevk ‘e gelir.

‘‘Bazen bir insan yıllarca kendi köşesinde ve dağlarda,bayırlarda dolaşır ancak bu inkişafı ortaya çıkmayabilir.Ancak bu, onun yaptığı ibadetin boşa gittiği şeklinde de kesinlikle anlaşılmamalıdır.Zira Allah (c.c) karşısında yapılan en ufak bir secdenin,kıyamın, rukû'nun bile kendi açısından değerlidir. "Zerre ağırlığınca hayır yapan onu bulur. Zerre ağırlığınca şer yapan da onu bulur." ayet-i kerimesinin ifadesiyle, herkes kazancına göre bir şeyler alır. İbadetlerini yerine getiren bir insan,Allah'ın kendisine farz kıldığı görevini yerine getirmiş olur, ancak o, tefekkürden ortaya çıkan derinliği elde edemez. İşte bu manadaki tefekkür, bin sene ibadete karşılık demektir.''

Sizinle birkaç örnek paylaşarak kâinatta hiçbir şeyin tesadüfen, kendiliğinden olmadığını düşünmek\düşündürmek istiyorum. Benim anladığım kadarıyla Rabbimiz bize zamanı kullanırken,yememiz-içmemiz, uyumamız, çalışmamız ve gezmemiz… İçin zaman tanzimi yapıyorsa aynen bunun gibi düşünmek içinde zaman ayırmamızı istemektedir. Burada şu örneği vermeden geçemeyeceğim; Peygamber efendimiz (s.a.v)İslam'ı yayma görevi gelmeden önce bir ay, iki ay Mekke'den uzak bir yere çekilerek hem kâinatı hem insanlığın içinde olduğu durumu tefekkür eder, çareler arar ve Rabbinden imdat beklerdi.

Aslın da üç şekilde tefekkür edilir; ya insanın kafası karışık olduğu için, ya kalbinde var olan imanı güçlendirmek, Rabbiyle olan frekansları eğer kaymışsı onları yeniden ayarlamak veya şükür amaçlı olarak tefekkür eder.

Biz bu yazımızda daha çok ikinci ve üçüncü şıktan yola çıkarak Allah'ımızı kâinat kitabına sorarak düşünmeye çalışacağız. İnşallah ilerde Kâinat Kitabı'nın sayfalarını daha derinden inceleme imkânımız olur.

Öyle bir elbise düşünün ki kışın soğuktan, kardan yağmurdan koruduğu gibi, yazında güneşten, sıcaktan koruyor. Üstelik bu elbiseyi doğarken bir kez giyiyorsunuz bir daha hiç çıkarmıyorsunuz, sizinle birlikte büyüyor, hiç eskimiyor, kirlenmiyor.

Evet böyle elbiseler var! Hem de sürekli gözümüzün önünde, elimizin altında. Ve biz onların her gün kim bilir kaç tanesini sanki değersiz bir şeymiş gibi bakmadan, ne olduğunu, nasıl olduğunu bile düşünmeden çöpe atıyoruz.

Yediğimiz meyve ve sebzelerin kabukları, yani elbiseleri.

Bir şeftali, karpuz, elma, portakal dışında kabuğu olduğu sürece hem dalında hem dolabımızda günlerce bazen haftalarca bozulmadan dayanır, ne dolabın soğuğu ne de güneşin sıcağı etkileyemez onları. Ama kabuğunu soyduğumuzda birkaç saat sonra eski halinden eser kalmaz, rengi bozulur, tadı değişir ve solmaya başlar.

Öyle güzel sarıp sarmalar ki kabuklar meyveyi, daha çiçekten meyveye dönerken giydirilmesine rağmen onunla birlikte büyür genişler, dar gelmez, bol gelmez, sarkmaz, uzamaz. Her zaman tam üzerine göre, mükemmeldir. Ayrıca rengi, dokusu, kalınlığı tamda içindekine yakışacak şekilde tasarlanmıştır. Ağaçta yetişen elmanın, şeftalinin, armudun incecik yumuşak kabuğuna karşın, toprakta yetişen kavun karpuzun kabuğu içindeki şerbeti akıtmayacak kadar kalındır. Cevizin, fındığın, içindeki cevheri saklayan sert kabukları, portakalın, limonun mis kokulu kabukları, muzun kalın mantosu, şeftalinin, kayısının tüylü elbiseleri hepsi ayrı ayrı birer sanat eseri dokumalar değil midir? Ve bu harika dokumalar, onları dokuyan San'atkarı düşündürmüyor mu?

Düşünün ki; çölün ortasında kalmışınız, susuzluktan kırılıyorsunuz,kendinizden geçmişsiniz baygın halde bir an gözlerinizi hafifçe açıyorsunuz karşınızda küçücük su tulumbaları içinde şeker şerbetten tatlar. O an gördüğünüze inanamazsınız ve bir rüya olduğunu düşünürsünüz. Tekrar çaresizce gözlerinizi kapatırsınız ve acaba gördüğüm doğrumu diye kendinize defalarca sorarsınız ve şunları düşünürsünüz

Acaba bu kupkuru yerde suyun,şerbetin,canlı adına bir şeyin olmadığı na munteha bir bölgede bu gördüklerim acaba doğrumu evet o gördükleriniz tamamen doğrudur.

Örnek mi istersiniz çevrenizde gördüğünüz üzüm,karpuz,hurma,kavun gibi yazın imdadımıza yetişen bu şeker tulumbacıkları kainata azıcık düşünmemiz gereken birkaç örnekten birkaçıdır.

 Yine aynı güneşin eşit miktarda vurduğu, aynı bölgede ve aynı toprakta kardeşçe,yan yana yetişen yüzlerce enva-i çeşit meyveler farklı renklerde elbiseler giyerler. Mesela karpuz yeşil,patlıcan siyah ,limon sarı,biber yeşil kırmızı,domates kırmızı,…… şeklinde yüzlercesini sıralayacağımız bu bitkilere güneş vurdukça farklı renkler almaktadırlar!

Yani kainata her zaman mana-i ismi yerine manay-ı harfi ile bakmalı ve kainatta perde arkasında ne kadar güzel bir düzenin, intizamın olduğunu görmeli ve tesadüflerden uzak bir düşünceyle kendimizi yenilemeliyiz.

 Burada sözü daha fazla uzatmak istemiyorum aslında hayırda israf olmaz ama sizin zihninizi daha fazla yormak istemem.

Selam ve Dua ile…..

Not:Bu konuda daha geniş bir tefekkürle kainatı düşünmek isterseniz Risale-i Nur Külliyatı güzel bir kaynaktır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com