Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Müslüm Azizoğlu

Tecavüz Ve Meşru Müdafaa


Müslüm Azizoğlu
21 Kasım 2015 Cumartesi 16:25

Hayat mektebimizin Muallimi, Âlemlere Rahmet olarak gönderilen Tek önder peygamber sav efendimiz; “Müslümanların derdiyle ilgilenmeyenler/dertlenmeyenler onlardan sayılmazlar” hükmünü beyan buyurmuşlardır.

Bugün İslam Topraklarının tamamına yakını emperyalist kafir ve Müşriklerin işgali altındadır. Bu olaylar karşısında Kendilerine Müslüman dedikleri halde; Dünyevi Hırs ve Tamahla kıvranan ve Şehvetlerine mağlup olanların mantıklarını, söylem ve eylemlerini anlamak kolay değildir. Bu noktada Resul-i Ekrem sav in; “Ümmetimin hakkında sapık ümeranın(idarecilerin)zararından korkuyorum” mealindeki hadis-i şerifi unutmak mümkün mü?

     UNUTULAN VE UNUTTURULAN İBADET CİHAD:

İslam Âlimleri “misak” ve “emaneti esas alarak: “İnsan için asıl olan Hürriyettir” Usul kaidesini esas almışlardır. Herhangi meşru bir sebep olmadan İnsan kanını dökmek, Canını almak kesinlikle haramdır ve yasaktır.

Hanefi Âlimlerinden İbn-i Abidin; İbadetleri Tasnif ederken şunları zikreder. “İbadetler: Namaz, Oruç, Zekât, Hac ve Cihad olmak üzere beştir” Ancak Her nedense Latince yayınlanan hiçbir eserde/İlmühalde Cihad ibadetinden bahsedilmez. Hal bu ki normal şartlarda Cihad; “Farz-ı kifaye”dır. Ancak İslam Toprakları işgal edildiğinde “farz-ı Ayn” haline gelen bir ibadettir. Peki Farziyeti Kitap, Sünnet ve İcma ile sabit olan bir İbadet nasıl olur da hiç gündeme gelmez. Bunu tesadüfle açıklamak mümkün mü? Asla…

Müstevli Müstekbirlerin ideolojilerini “çağdaş Uygarlık” adına benimseyip hipnotize olanlar sürekli olarak Cihad şuurunu kaybetmeyi ve katletmeyi planlamışlardır. Hanefi Alimlerinden İmam-ı Serahsi; “cihad”ın sebeplerini izah ederken : “küfrün ve Şirkin Fitnesini ve Müşriklerin şerlerini def etmek için onlarla savaşılır” hükmünü zikreder. Yanı kafirler saldırgan olmadıkça, İslam toraklarına ve Müslümanlara saldırmadıkları ve onların emniyetlerini tahrib etmedikleri müddetçe “CİHAD; Farz-ı Ayn” olmaz.

                               SALDIRGANLIK MI?

Cihad ibadetini saldırganlık ve insan haklarına tecavüz ve insan haklarını tahrip etmekle suçlayanlar; Tağut’a ve Tağuti rejimlere kulluk ve köleliği benimseyenlerdir. Bilinmelidir ki, Cihad; Saldırgan kâfirlere karşı Müslümanların Meşru Müdafaa hakkıdır. Allah u talanın Dini yolunda vuku bulacak muharebelerde gerek Nefsle, gerek mal ve Lisan ile ve gerek diğer vasıtalarla çalışarak elden gelen sa’yu gayreti göstermektir. Cihad; Müslümanların kafirleri zorla İslam a koymak için yapılan silahlı bir mücadele değildir. Zira Müslümanların yeryüzünde zorbalıkla işgal ettiği ve insanları topluca katlettikleri tek bir ülke gösterilemez. İslam Cemaatinin, Ehl-i Hal Vel akd Meclisinin ve İmamın onay vermediği ancak İslam adını kullanarak yapılan bazı hareketler İslam a ve İslami Cihad’a mal edilemezler. Günümüzde bazı örgütlerin yaptığı keyfi ve cebri saldırganlıklar, İslami Cihadla alakası olamazlar. Zira İslami Cihadın takip ettiği belli programı, yol ve yöntemi vardır. Yoksa her önüne gelen eline ve beline bir silah alıp meydana çıkıp rast gele saldırganlık yapması cihad ediğidir.

Hanefi Fukuhasından Kemaleddin İbn-i Hümam; “Müşriklerle yapılması emredilen Cihad; Kafirlerin ve zorba müşriklerin Müslümanlara karşı giriştikleri harb iledir. Çeşitli baskı yolları ve işkencelerle Müslümanları dinleri hususunda fitneye sokmaya çalışan kafirlerle, Mü’minlerin savaşmaları farzdır. Çünkü Muharib kafirlerin güç ve hakimiyetlerinin kırılması farzdır” hükmünü zikreder.

                               “KÂFİR” VE “HARBİ”

Fıkıh kitaplarında “Kâfir” ile “Harbi” ayrı kategorilerde tutulmuştur. Çünkü savaşın sebebi/illeti bizatihi küfür değildir. Küfür kalple alakalı olduğu için kimseye zararı olmaz. Küfrün Cezası bu dünyada değil Ahirette Allah tarafından verilir. Ancak kafirler, kendi küfri inançları sebebiyle Müslümanlara harb açarlarsa, masum insanlara zararları dokunur. Yanı Küfür bizatihi değil, harbe sebep olduğu için büyük bir masiyet haline gelir. Bu yüzden Cihadın temel hedefi Müslümanların emniyet içinde yaşamaları, din ve dünya işlerini sağlıklı bir şekilde yürütme imkanına sahip olmalarıdır. Dikkat edilirse Tarihin hiçbir döneminde Müslümanlar Cihad yolu ile İnsanları kılıç zoru ile İslam’a davet etmemişlerdir. Hatta cihad sonucu elde edilen O beldedeki İnsanları dahi dine zorlamamışlardır. Müslümanlar Haksız olarak yeryüzünde insanların kanının dökülmesini ve Fesadın yayılmasını arzu etmezler. Kendileriyle savaşmayan ve Tecavüze tevessül etmeyen zümreleri/kitleleri “savaşın tabii sonucu” gibi bahanelerin arkasına sığınarak öldürmezler. Savaşmayan kadınlar, Çocuklar, Din adamları kesinlikle öldürülmezler. Ekinlere zarar vermezler.

Demek ki “Kafir” ile “ Harbi” arasında belli bir fark vardır. Müslümanların savaşı/ Cihadı Kâfirlerle değil, Harbilerledir. Gerçi “çağdaş uygarlık” ve “muasır medeniyet” diye tepinen geri zekalılar, kravatlı yamyamlar bu gerçeği kolay kolay kavrayamazlar! Çünkü onların “sicilinde” katliam vardır. Onlar dökülen kan ve gözyaşından ayrı zevk alırlar. Tıpkı Vampirler gibi kanla ve canla beslenmek onları adedidir. Ancak işin acı tarafı; kadın-erkek, Genç-ihtiyar demeden yüzbinlerce/milyonlarca insanı acımasızca katlederken bile “BARIŞ” tan yanayız demeyi de ihmal etmezler.

Unutulmasın ki Cihad; mübarek bir İbadettir. Bu İbadeti kasden ve taammüden terk edenler, İzzet ve şereflerini yetirirler. Cihad ibadetini kendi şahsi çıkar ve alan hâkimiyeti için kullananlar da Cehennem ateşinde yanarlar.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com