Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

TEBLİĞ YAPILIRKEN SEVECEN BİR ÜSLUP KULLANILMALI


22 Nisan 2014 Salı 18:55

Her Müslüman insanları hak dine davet etmekle yükümlüdür. Bu Allah’ın elçilerinin ve tüm insanların üzerine yazdığı bir sorumluluktur. Allah insanları namaz kılmak, oruç tutmak, zekat vermek ile sorumlu tuttuğu gibi Allah’ın Kitabı ile uyarmak yani tebliğ yapmakla da sorumlu tutmuştur. Müslüman tebliğ yaparken karşısındakinin cinsiyeti, ırkı, makamı gibi unsurları göz önünde bulundurmaz. Bu sorumluluk yerine getirilirken Allah şuna dikkat çekmiştir: tebliğin belirli insanlara değil tüm insanlığa yapılmasını emretmiştir. Çünkü Allah Kitabı Kuran’da, Kendi Katında geçerli olan dinin İslam olduğunu bildirmiştir. Bu nedenle Kuran indirildiği dönemin insanlarına değil Hristiyan, Musevi ve diğer dinlere mensup tüm insan topluluklarını kapsayan hükümler içermektedir. Dolayısıyla tebliğ yapılırken herhangi bir ayrım yapılmamalıdır.

“Hiç şüphesiz din, Allah Katında İslam dır.” (Al-i İmran Suresi, 19)

Peygamberlerin yaşamlarına bir göz attığımızda hem tüm halka hem de dönemin önde gelen insanlarına tebliğ yaptıklarını görürüz. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) bu konuya verilebilecek en güzel örneklerden biridir.

Hz. Muhammed (sav) Mekke’de kaldığı sürece hem kölelere, hem diğer dinlerden olan din adamlarına ve hem erkek-kadın ayrımı yapmadan tüm halka, hem de yaptıkları zalimliklere rağmen Mekke’nin önde gelen insanlarına kurtuluşları için dini anlatmıştır. Ayrıca Mekke’ye gelen kavimlere de dini anlatmıştır. Hatta Medine’ye hicretinden sonra her ırktan, her inançtan gelen insanlarla konuşmuş ve onları İslam’a davet etmiştir. Üstelik karşısındaki her türlü insana tebliğ yaparken son derece nezaketli, sevgi dolu, sevecen bir üslup kullanmıştır. Allah Kuran’da Peygamberimiz(sav)’in kullandığı bu üslubu övmektedir:

Allah tan bir rahmet dolayısıyla, onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın onlar çevrenden dağılır giderlerdi...” (Al-i İmran Suresi, 159)

Peygamberimiz (sav) in göstermiş olduğu bu güzel ahlak, Müslüman olmayanlara ve dini yaşamayanlara karşı öfkeli üslup sergileyen insanların üsluplarının ne kadar yanlış olduğunu göstermektedir.

Allah, İsrailoğullarına zalimlik yapan Firavun a, Hz. Musa (as) ve Hz. Harun (as) ı, tebliğ için göndermiş ve Firavun’a yumuşak söz söylemelerini emretmiştir:

İkiniz Firavun a gidin, çünkü o, azmış bulunuyor.

Ona yumuşak söz söyleyin, umulur ki öğüt alıp-düşünür veya içi titrer-korkar.

“Dediler ki: Rabbimiz, gerçekten, onun bize karşı taşkın bir tutum takınmasından ya da azgın davranmasından korkuyoruz. ”

“Dedi ki: Korkmayın, çünkü Ben sizinle birlikteyim; işitiyorum ve görüyorum. ” (Taha Suresi, 43-46)

Kuran’da peygamberlerin yaşamlarından verilen örnekler tebliğin insanlar arasında ayrım yapılmadan ve güzel bir üslup kullanılarak yapılması gerektiğini göstermektedir.

Ayrıca tebliğ, herşeyden önce Allah ı gereği gibi tanımayan, Allah ın hak dinini ve güzelliklerini yaşamayan insanlara yapılır. Bu nedenle tebliğ için insanın Kuran’a ve İslam’a uygun bir düşüncesinin ve kıyafetinin olması beklenmez. Çünkü Müslüman Allah’ın dilemesiyle iman ettiğinin, kendisinin de iman etmeden önce cahilce davranışlar gösterebildiğinin farkında bir olgunluğa ve anlayışa sahiptir.

Müslümanlar tebliğ yaparken, hidayeti Allah’ın verdiğinin bilincedir. Bu nedenle karşısındaki kişiye zorlayıcı bir üslup kullanmazlar, dini kabul etmesi için baskı da yapmazlar. Yalnızca hak dini anlatırlar. Allah dilerse karşısındaki kişiye hidayet verip doğruya ulaştırır, Allah yine dilerse karşısındaki kişi bu sevince ulaşamaz.

Müslüman karşısındaki kişi tepki de gösterse Kuran’da Hz. Nuh (as) kıssasında bildirildiği üzere her imkanı değerlendirerek, gerektiğinde farklı üsluplar kullanarak tebliğe devam etmelidir:

Sonra onları açıktan açığa davet ettim.

Daha sonra (davamı) onlara açıkça ilan ettim ve kendilerine gizli gizli yollarla yanaşmak istedim. (Nuh Suresi, 8-9)

İslam ahlakının yeryüzünde hakimiyeti demek,  kadın-erkek, Musevi-Hristiyan, ateist, mason tüm insanların İslam dinin güzelliğini yaşaması demektir. Müslümanlar Kuran a dışı bir üslup kullandıklarında bu, İslam ın yararına bir tutum olmaz. Eğer insanlar düşüncelerine, görüşlerine, kıyafetlerine, ırklarına, dinlerine göre ayrılıp Kuran üslubuna yakın olanlarla konuşulursa, İslam ahlakının yeryüzüne hakimiyeti gibi bir durum söz konusu değildir.

Dolayısıyla tüm Müslümanlar, Allah ın Kuran da bildirdiği İslam ahlakı içerisinde olmalılar ve bu güzel ahlakla insanlara yaklaşmalıdırlar. Kuran a ve Peygamberimiz (sav) e tam tabi olunduğunda İslam ahlakı tekrar yeryüzüne hâkim olacaktır. İslam yeryüzüne hakim olduğunda neşenin, sevincin, huzurun ve güzelliklerin olduğu bir ortam oluşacaktır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com