Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Emin YAPRAK

Tarihle Yüzleşmek


Emin YAPRAK
20 Haziran 2016 Pazartesi 14:39

 

“İstanbul’u fethedecek komutan ne iyi komutan, asker ne iyi asker” hadisinin sahih olup olmadığına bakılmadan ve her yönüyle doğru kabul edilip, değerlendirmeler bu cihetten ele alındıktan sonra gerçekler ortaya konulabilir. Güzel ve onurlu bir davranış yapan, Fatih Sultan Mehmet’in diğer icraatları da değerlendirilip ona göre yargılanmalıdır. Eleştiride ifrat ve tefrit olayı askıya alınarak, şahsiyetli bir sultan değerlendirmesi yapılmalıdır. Hatalarını görerek ve tabulaştırmadan değerlendirmelerde bulunmak gerekmektedir.
Bizim insanımızın bu uzman da olsa, bilgisiz de olsa yaptığı en büyük yanlışlık ya aşırı değer vererek tabulaştırma cihetine gidilmesi ya da yaptığı yanlışlıklardan yerle yeksan yapılması anlayışıdır. Eğer o iyi bir şey yapmışsa artık kötü bir şey yapmaz ve artık ondan kötü olan şeyler sadır olmaz. Hâlbuki iyi bir görev üstlenmiş olan insanlar bazen kötü fiil ve eylemlerde bulunabilir.
Önemli olan yapılanları bir olgunlukla karşılamaktır ve ona göre gerekli olan mücadeleleri yerine getirmektir. İstanbul’u fethetmiş komutanın kardeşlerini veya ailesindeki erkeklerle ilgili zalimane kararların uydurma olduğu görüşüyle temiz bir durum yaratılmaya çalışılsa da gerçeğin olduğu gibi kabul edilmesi gerekir. Osmanlı Devleti çoğu durumda İslam’a uygun davranmış ve çoğunlukla Batıya karşı savaşlarda ve mücadelelerde bulunduğu için uzun ömürlü olmuş ve az yanlışlıklarda bulunulmuştur. Fakat bu Osmanlı dokunulmaz ve hatalar yapmaz anlayışını kabul görmez. Hatalarının olduğu gibi kabul edilmesi ve İslam’a göre değerlendirmek gerekmektedir. Şovenist duygularla olayı değerlendirmek ve kutsanmış kişiler olarak yorumlamak yanlışlıkları kabul etmek anlamına gelir.
Milliyetçi duygularla kendilerini eleştiriden uzak tutan anlayışlarla değerlendirmelerde bulunmak yanlışlıklarla dolu bir hayatı kabullenmek olur. Fatih’in dönemi güçlü olmasına rağmen Avrupa’da Endülüs Müslümanlarına ellerine uzatamamış veya uzatmamışlar. Bunu ön yargılardan uzak olarak değerlendirip, tarihle yüzleşerek yapabiliriz. Kitapları yazanlar, tarihi değerlendiren tarihçiler bu yaklaşım ve değerlendirmelerle bize anlatmalı ve bizi yanlışlıklardan uzak tutmaları gerekir.
Dini konularda fetva verenlerde aynı yanlışlığı göstermekte ve halbuki bu yaklaşımlardan uzak durarak genel olarak olayları değerlendirebilmelidirler. Peygamberlerin dışındaki insanlar hata yapabilir ve hatalarının bir kısmını ömürlerinin sonuna kadar devam ettirebilirler. Bir kısmı da hatalarından vazgeçebilir ve yanılgılarını anlayabilirler. Peygamberlerin hatalarını ise vahiy denetimi ile yaptıkları yanlışlıklardan vazgeçmeleri sağlanmaktaydı.
Tarihin içerisinde iktidarda bulunmuş olan bir insanın yaptıklarının iyi olanlarını ona mal etmek, kötü eylemlerini ve tasarruflarını da başkalarının iftirası olarak değerlendirmek çok abes bir yaklaşım olarak değerlendirilebilir.
Tarih sürecinde yapılan hataları iyi anlamak ve ona davranmak en tutarlı yaklaşım olarak ele alınabilir. Tarih seyri içerisinde yapılan yanlışlıklardan fazlasını bugün biz yapmaktayız. Geçmiş yapılan yanlışlıkların neler olduğunu bilmemize rağmen yine de kendimize çekidüzen vermeden aynısını hatta daha fazlasını yapmaktayız.
Bugün iktidarda geçmişle yüzleşmekten çekinmeyen fakat bir anlamda ürkek yaklaşımlar sergileyen bir yönetim bulunmaktadır. Bunun en belirgin sebebi hala alışkanlıklarımızdan sıyrılmayıp, kendimizi eleştirmeyi kabul edemeyişimizi zikredebiliriz. Hala tabulaşmış olan istek ve arzularımızı terk edemeyişimiz sebep olarak söylenebilir. İnsanın fıtratından kaynaklanan kötülükleri kabullenmeyip, çuvaldızı kendisine batırmaya yanaşmaması zikredilebilir.
Fatih’in ilme verdiği değer, gayri Müslimlere karşı iyi niyeti, Müslümanların hak ve hukukunu gözettiğine dair rivayetler anlatılırken yapılan yanlışlıklar kabullenilmez ve bu yanlışlıkları zikredenleri de başka bağlantılarla eleştirmeye ve iftira olduğunu aktarmaya çalışmak biraz safdillik olarak anlaşılmalıdır.
Toplumsal bütün değerlendirmeler ve yorumlarda hep böyle olmaktadır. Anayasa referandumda hayırcılar “bunların gayesi bu takiyye yapıyorlar onun için buna hayır” deyin diyorlardı. 12 Eylül yargılanamaz diyorlar ve eleştiriyi bu yönden yapmaya çalışıyorlardı. Tutarlı bir siyasi anlayış sahibi olanlar bunlardan fazlasının bugün yapıldığını anlar ve değerlendirmelerini bu cihetten yapması gerekebilir. Zamanla taşların yerine konulması için önyargısız değerlendirmelerden kaçınılması, gelecek için tutarlı oluşumların olmasını sağlar.
Geçmişiyle yüzleşmesini bilmeyenler, gelecek için güçlü birlikteler oluşturamazlar. Hep kendisini haklı gören, haksızlığı hak olarak, kendisini de başkalarına karşı güçlü ve kutsanmış dokunulmaz olarak görür. Güçlülüğü kendilerine layık görenler başkalarını hakir görür ve farklılıklara tahammül edemez.
Tarih, her şeyi ile geçmişi içine alan ve doğrusu, eğrisi, iyisi, kötüsü beraber zikredildiği zaman yani geçmişlerin deyimiyle bütün rivayetleri bir arada topladığında değerli olur. Kendisine göre iyiyi, doğruyu, hakkı ve batılı değerlendirdiğinde yani yorum kattığında tercihler sıraladığında faydadan çok ayrılıklar oluşturmaya başlamış olur.
Hak ile Batıl mücadelesinde, hep önyargılardan sıyrıldığında istenilen ve arzu edilen amaçlar gerçekleştirilmiş olunur. Farklı toplumların istediği yaşam biçimleri uzun ömürlü devletler oluşturabilirler. İşte Osmanlı bu yönetim biçimini hayata geçirmede muvaffak olarak üstünlüğünü ve farklılığını ortaya koymayı başarmıştır.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com