Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Emin YAPRAK

Sosyolojik Bir Duruş Olarak Müslüman Olmak


Emin YAPRAK
9 Haziran 2015 Salı 13:28



Müslüman olmak, kendine sahip olmak ve etrafını tanımaktan geçer. Rabbe ve emirlerine teslim olmuş ve kendisine ait bir duruş sergilemiş, kişiliği ile kendini ortaya koymuş olan biri ancak anlayışı ve hareketleri ile her şeyi sergilemiş, ortaya koymuş olur. Hayatında dini değerlere önem veren, sosyal yapısı gereği toplumsal olaylara uzak durmayan ve onlara karşı takınılması gereken tavrı sergilemekten geçer. Hayat onun için devam ederken o başkasına esir olmayan fakat başkalarını da baskıcı tutumuna heba etmeyen bir yaklaşım sergilemesi gerekir. Müslüman, hem kendini hem de Rabbini tanır. Nefsinin sınırları ile yol alırken kendisine bir patika belirleyendir.
Teslimiyeti, kendisini bilerek, etrafındakilere zarar vermeyerek, prensipleri inancının çizgisiyle uyumlu olduğunda yolunu anlayan bir anlayış sergileyen yapısı ile duruşunu ortaya koyması onu kendine getirir. Psikolojik bocalamaların esiri olmayarak, kendi handikapına kapılmayarak, yolunu aşan kişiliği onu etrafındakilere tanıtır.
Her şeyin temelinde huzur ve mutluluğu kendisi için düşündüğü gibi başkalarına da aynı durumu düşünen, onların bocalamalarına zemin hazırlamayan varlığını ortaya koyarken başkalarını yıpratmayan, heba etmeyen yapısı ile kendini sergileyen ve kollarını toplum için açan kişidir Müslüman. Düşünürken ve davranışlar sergilerken, Müslüman olmanın gerekleri ile davranan bir yapıyı gerçekleştirerek kendini ortaya koyar.
Gelenekçi yapı ile barışık, fakat ilkelerini her şeyin üstesinde tutan, farklı anlayışları sergileme gayesi güden yapısı ile kendini anlayan ve dışlamayan, kendisi için varolanı başkaları için de düşünen biri olmalıdır. Kendini ortaya koyarken, aslında ilkelerini hayatı ile anlamlandıran, güzellikler ortaya koyan durumu ile hayatı kazanmaya çalışmalıdır. Kendisini tabulaştırmaktan uzak duran, gerçeği kavrayan yapısı ile kendisini anlamalı ve ortaya koymasını bilerek her şeyin üstesinden gelmesini bilmesi gerekir.
Sosyal varlıklar içerisinde en güçlüsü olarak hayatı anlamlandırırken, çarpık düzenlerden ve ilkelerden uzak durmasını kendisine ilke edinmesi gerekir. Her şeyi Müslüman olarak duruşunun göstergesi olarak ortaya koyması, kendisinin memnun kaldığı ve kendisinden memnun kalınan biri olarak duruş sergilemesi gerekmektedir. Hukuki erdemlikler, ahlaki erdemliklerin içerisinde kaybolması ve hepsi bir bütün olarak ahseni takvim sahibi olan insanda oluşmalıdır.
Müslümanlık başlangıç itibariyle teslimiyeti ortaya koymaya ve her yönüyle kendisine ait olan düzenlemeyi gerçekleştirmeyi hedeflemektedir. Bugün küfrün tek millet olduğunu unutarak, AB ve ABD ile birleşerek adeta Müslümanlara zarar veren bir yapının içinde olmak ne kadar Müslümanca düşünmenin bir uygulaması olabilir? İsrail’e karşı mücadele eden oluşumun Devlet Başkanı olan Mahmud Abbas, Mısır’da ezilmiş, şehit edilmiş ve çoğunluk tarafından seçilmiş olan Mursi’yi dışlayan, bilmediğini, Filistin’in ve Müslümanların hakkını savunamadığını, deyim yerindeyse davasında haksız olduğunu söyleyip, tam tersine bütün bu zulümleri yapan Sisi’yi öven açıklamaları ne kadar tutarlı olabilir, kabul görebilir? Türkiye’ye geldiğinde yetkililer bu açıklamaların cevabını nasıl alacaklar? Yine bu konuşmanın sonucundadır ki, Dünya devletleri Filistin’in tanınmasına dönük adımlar atmıyorlar mı?
Aslında davanın temelinde, Müslüman olanlar İslam’dan ne kadar uzaklaşırlarsa, Dünya siyasetinde o kadar takdir topluyorlar ve ne kadar İslam’a yaklaşıyor ve halk yararına bir şeyler yapıyorlarsa dışlanan, hatta yok edilme ile karşı karşıya kalıyorlar.
İşte bunun bilincinde olarak bütün Müslümanların çalışması ve gerekli duruşu sergilemeleri gerekmektedir. Halk yararına yapılanları da, adaleti de gözönünde bulundurarak, sağlıklı bir yargılama, değerlendirme ile anlaşılmaya ve kendimizden olan hareketle olayları algılamamız, safları adeta belirlememiz gerekmektedir. İnsanın ahseni takvim anlayışı olarak, üst akıl davranışı ve eylemi her alanda göstermesi, insanlık yararına tavırlarda bulunması gerekmektedir.
Demokratik bir yaşam olarak sunulan ve tercih edilen günümüz yönetim anlayışı, batı değer yargıları ile çelişmediğinde kabul gören bir yapı olarak sunulabilmektedir. Kısacası, onlardan olunmadıktan sonra senden razı olmamaktalar. Kendi çıkarları doğrultusunda yol almaktalar ve Müslümanları, onların dışındakilerle beraber harcamaktan çekinmemekteler.
Müslümanlar, bütün bu ikiyüzlülüklere aldırmadan, salih amel ile yapılan iş ve eylemlere dönük olarak, dini değerlere göre yol almalıdır. Tabii insanımız, her şeyini batı değerlere göre dizayn ettiğinden, kendine ait bir duruş sergileyememektedir. Batıya yaranabilmek ve o değerlerle uyuşabilmek için kendine ait olanları eğip bükmekte ve çokça taviz verebilmektedir. Bunu yaparken sanki İslami bir görev yapıyormuş gibi kendini ucuza satabilmektedir.
İslam’ın fütuhat anlayışını yorumlamakta, savaş anlayışını nefisle mücadele olarak algılamakta, kısasın farklılaşabileceğini, recim ve sirkatın boyutlarını, hırabe veya katiu’t-tariki kendine göre değiştirebilmekte veya görmezden gelmektedir.
İslami duruş olarak, Mevlana veya Yunus Emre felsefesi olarak algılamaktadır. Halbuki Mevlana felsefesi, Selçuklu hükümdarlarının gölgesinde gerçekleşmiş, Yunus Emre anlayışı ve değerlendirmesi Osmanlının batıyı dize getiren fetihleri ile beraber değerlendirilmesi, İslami değerlerin kırpılmadan bir bütün olarak ele alınmasıyla gerçekleşebileceğini anlamak gerekmektedir.
Kur’an ayetleri bir bütün olarak ele alınıp değerlendirilmeli, doğru ve yanlış eylemin ölçütünün bunlar olabileceğini, bunun dışında bir yargılamanın ve anlayışın kabul edilemeyeceğini ortaya koymak gerekmektedir.
Güncel yorum ve değerlendirmelerin bu sınırlar dahilinde olması gerektiğinin Müslümanın eylemlerinde kendini göstermesi gerekmektedir. Bir yerlere şirin ve güzel görünmek için İslam’dan taviz veren bir anlayışın İslami bir boyutu olamaz. Temel değerlerden taviz verilmeden, Peygamberin hayatında uygulamış olduğu aşamalara göre değerlendirmeler yapılabilir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com