Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Emin YAPRAK

Şiddetin Gölgesinde Hukuk ve Demokrasi


Emin YAPRAK
17 Ağustos 2015 Pazartesi 18:25

Kendi insanlarından çok başka insanların hukukunu düşünen yöneticiler, dünyada oldukça herhalde demokrasilerin ortaya koyduğu ve hukukun güzelliklerini icra eden siyasiler dünyanın güzelleşmesine katkıda ne kadar ileri gitmişlerdir acaba? Barak Obama, iktidara geldiğinde nice insanlar değişim rüzgarlarının esmesinin ve toplumun daha doğrusu dünya düzenin değişmesi, ibrenin Müslümanlar lehine dönmesi, Bush’un zamanında yapılmış olan zulümlerin son bulması olarak değerlendirmişlerdi.

Bu değerlendirmeler fazla uzun sürmedi. Bush’un yapmaya çalıştıklarını Obama zamana yayarak ve insan hakları adına yapmaya çalışıyor. Dünya statükosuna fazla direnemeden ve Müslümanların hakları uğruna mücadele olarak, ortaya atıldılar ve halkı ayaklandırarak, haklarının peşine düşmesini isteyerek onların katledilmeleri uğruna sokağa dökülmesini istediler. Adına ayaklanma dedikleri bu davranışları ve eylemleri kendi ülkelerinde yapıldığında şiddetle karşılık vermelerine rağmen, bu ülkelerde ise halkı silahlandırıp yöneticilere meydan okumalarına ve güvenlik güçlerine silah sıkmalarına hak arayışı ile yanaşmaları ne kadar ikna edicidir bilinemez?
Sarkozy ile Obama yanına aldıkları devletlerle birlikte, Müslüman halklar üzerine tonlarca bomba boşaltmayı hukuk ve demokrasi özlemi olarak nitelerken, İsrail’in Filistinlilere karşı acımasızca davranmasını meşru düzene karşı terörist eylemlerin cezalandırılması olarak nitelendirerek herhangi bir eyleme girişmemeleri bize “küfrün tek millet olduğu” ilkesini anımsatmaktadır. Her olayda olduğu gibi bu olayda da tek millet olduklarını ispatlamış oldular. Irak’ta, Afganistan ve İran da sergilediklerini Libya’da da göstermekten kaçınmamaktalar. Halkı Müslüman ülkelerde istedikleri eylemleri serbestçe yaparken, Yunanistan’da olan halk ayaklanmaları ekonomilerine para dopingi yaparak bastırmaya daha doğrusu hem iktidarı hem de halkı memnun etmeye çalıştılar.
Müslümanlar üzerinde her türlü oyunu oynayan Sarkozy ise halkının Paris’in sokaklarındaki açlıklarına hak, hukuk ve demokrasi anlayışı ile yaklaşmaması ne kadar tutarlıdır? Libya’daki halkın durumundan kendilerine vazife çıkararak, adeta dünyanın patronu olduklarını göstermeleri insanlığın neresine sığmaktadır? Hukuk ve demokrasiyi, gözyaşları arasındaki şiddetle nasıl gerçekleştirebilmekteler? Yukarıdan atılan tonlarca bombalar acaba düştükleri yerlerdeki insanların cinsiyetlerini, yaşlarını, sivil ve asker olduklarını sorgulayıp öyle mi imha etmektedir? Bu hava hareketini insanların kurtuluşu için yapanlar niçin tarihten ders almıyorlar? Irak operasyonu sonucunda Irak da neler değişti de oranın halkı bu durumdan memnun oldu. Görünen Irak da ki durumdan sadece Kürt Yönetiminin memnun olduğu ve o bölgedeki halkın memnun olduğudur.
Savaşın ve şiddetin gölgesinde gerçekleşen demokrasinin acaba hukuku nasıl icra edeceği ve halkı ne kadar memnun edeceği sorgulanması gerekir. Rusya ve Çin’in tavırlarını ve savaşa bakış açılarını da değerlendirirsek çıkar ilişkisi üzerine kurulu olan devletlerarası hukuk anlayışı ile değerlendirip ona göre yorumlamak gerekir. Her şeyi hukuk adına ve demokrasinin gerçekleşmesi olarak anlamak biraz bönlük olur. Libya üzerinde çöreklenmiş olan bu kara bulutlar sayesinde bir kez daha Müslümanlar kendi konumlarını anlayıp değerlendirmeleri gerekmektedir. İşin diğer boyutu, düşmanın düşmanca tavırlarının yanı sıra Müslümanların yöneticiliğine soyunmuş olan kişilerin despotluğu ve zulmü ile içinden çıkılamayacak durumları göstermeleridir. Bu miadı dolmuş modern firavun ve nemrutların artık saltanatı bırakıp insanların yaşayışına ve refahına engel olmamalıdır. Batılı ülkelerde bunu yapanlar, hak ve hukukları gözeterek, vatandaşların memnuniyetini kazanmakta ve yeniden seçilebilmektedir.
İslam coğrafyasındaki yöneticiler ise bunu halka reva görerek seçime gitmekten çekinmekteler ve her şeyin kendi istekleri doğrultusunda hareket etmesini sağlamaktalar. Kendi saltanatlarının devamı için her şeyi mübah saymaktan çekinmemekte ve insanları önemsizleştiren bir idare biçimi ile saltanatlarının devam edeceğini zannetmekteler. İslam adına hareket ettiğini zannedenler, İslam adına Müslüman kanı akıtmayı mübah saymaktalar. Kendi saltanatlarının devamını buna bağlamaktalar. Bir zamanlar Kerbela‘da Müslüman kanı döken Yezid’in İslam adına bunu mübah sayması gibi olayları kendi lehlerine çevirmekteler.
Fakat “yaşasın zalimler için cehennem” düşüncesini ve ilkesini savunanlar bir gün bu zulümlerin son bulacağını ve halkın intikamını alacak olan durumun oluşacağını idrak ederler. Halkın çıkarını ve refahını düşünmeyip, sadece kendi çıkarlarını düşünen insanların ilkeleri olamaz. Onlar için saltanatın bekasından başka geçerli bir ilke ve yöntem yoktur.
Yanlış düzen ve fikirlere dayanan bu ülkeler, son günlerdeki direnişler karşısında nasıl kolaylıkla düştükleri ve arkalarında halk kitlesinin olmadığı, halkının da pusuda bekleyen tilkiler gibi avını beklemekte olduğunu gördüler. Bu tür seri ayaklanmalar ve başkaldırılarla devlet yıkan insanlara bu davranışın alışkanlık olarak sirayet edilmesinden korkulmalıdır. Her türlü memnuniyetsizlikten, başkaldırı ve isyanların oluşup, devletin geleceğini tehlikeye atmayacağı anlaşılamaz. Kitlelerin eylemleri devletin geleceğine tehlikeye atan yeniçeri ayaklanmaları gibi yöneticiler ve halk için tehlike olmayacağını kimse kestiremez.
Bu durum kan ile nemalanan kesimler için iştah kabartıcı bir eylem olarak kabul edilerek, devamlı teşvik edilir. Onların istekleri ve arzuları bu şekilde gerçekleştirilmiş olur. Küfrün tek millet olmaması için Müslüman halkın başında olan insanların kendi çıkarlarından çok halkın haklarını da düşünmesi gerekir. Güçlü ordusu olmayan ülkelerin bu tür seçenekleri en iyi şekilde düşünüp ona göre hareket etmesi gerekmektedir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com