Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Senin Baban Bir Melekti Yavrum!


6 Mart 2012 Salı 14:21
Mesleğimiz gereği birçok iç acıtıcı gerçekle yüz yüze yaşıyoruz. Ama öyle gerçekler var ki, emsal teşkil ettiğinden, halkın da bilgisine sunulması ve halkın belli konularda bilinçlendirilmesi bir insanlık vazifesi oluyor. Ekonomik kaygıların sosyal örf ve ananeyi nasıl bastırdığını, kişilerin kendi vicdanlarıyla para arasında korku, endişe ve utançla nasıl cebelleştiğini gördüğüm iki adli olayı anlatmak istiyorum.

Geçenlerde büroma iki bayan ve bir erkek geldi. Yaşı biraz daha büyük olan bayan cezaevinde tutuklu olan oğlu için geldiğini söyleyerek söze başladı. “Oğlumu ben şikâyet ettim” derken halinden ve tavrından pişmanlık okunuyordu. İlk evliliğinden olan oğlu ikinci evliliğinden olan 13 yaşındaki kızına yaklaşık 1 yıldır cinsel tacizde bulunuyormuş. Hatta bir keresinde gece uyandığında oğlunu kızının yatağında yakalamış.

Bu durumu polise yaptığı şikâyetinde de bildirmiş. Ancak annelikle duyguları ile vicdanı arasında ikileme düşen kadın “Bunalımdaydım o yüzden oğlumu şikâyet ettim” gibi bir şeyler geveliyordu ağzında. Kızım bir gün evde yalnızken tanımadığı birinin eve geldiğini ve kendisine tecavüz ettiğini söylediğini, fakat kendisinin korktuğu için abisinin kendisine tecavüz ettiğini aslında böyle bir şeyin olmadığını anlattı. Bunun üzerine oğlunu yanlışlıkla şikâyet ettiğini anladığını, kendisinin ve kızının savcılığa giderek şikayetlerini geri aldıklarını ve yardım istediklerini söyledi.

Kadına döndüm ve “Siz kızınıza inandınız mı?” diye sordum. “Evet, abisine iftira atmış” dedi. Ben de, “yani tecavüze uğradım demek daha kolay iken, neden abisine iftira atmak yolunu seçmiş olsun ki?” diye sordum. Birbirlerine baktılar, “eğer avukatınız olacaksam bana gerçeği anlatın” dedim. Gelenlerden genç olan bayan bana hitaben “Haklısınız, abim kız kardeşimin anlattıklarını yapmış, kız kardeşim bana anlattı. Ben de anneme beraber karakola gittik. Şimdi de annem, kız kardeşime baskı yapıyor, şikâyetinden vazgeçsin” diye.

Anneye döndüm “neden?” diye sordum. “Evlat…. Ciğer işte” dedi. “Neden kızın ciğer değil mi? Üstelik sen bir kadınsın ve onu daha iyi anlaman gerek miyor mu?” dedim. Bunun üzerine “Evin geçimini oğlum sağlıyor” dedi. Ne diyeceğimi bilemedim ama mideme ve başıma ağrı girdi.

Yukarıda anlattığım olaydan 2-3 gün sonra zorunlu müdafilik kapsamında 16 yaşındaki bir kız çocuğuna avukat olarak atandığım duruşmaya gittim, dosyaya baktım, 2011 yılı Ramazan ayından itibaren babasının cinsel tacizine uğrayan bir kız çocuğuydu müvekkilim. Kız kollukta ve savcılıkta olayı ayrıntılarıyla anlatmıştı. Okulda ağlama krizlerine girince dikkat çekmiş, olayı önce okul arkadaşına anlatmış. Arkadaşı da rehberlik öğretmenine, o da kolluğa bildirmiş olayı. Baba verdiği ifadesinde olayı kabul ediyor ve pişmanlığını ifade ediyor, nefsine hâkim olamadığını söylüyordu.

Duruşma başladı, kız yanıma mağdur yerine geçince bana döndü ve “Ben şikâyetçi değilim, babama iftira attım” dedi. İlk tepkim “kim, seni tehdit ediyor?” oldu. “Hayır, kimse tehdit etmedi” dedi, kendinden emin bir şekilde. Aslında böyle bir olayın olmadığını, babası kıyafetlerine, arkadaşlarıyla buluşmasına karıştığı, kendisini okutmamaya karar verdiği için çok üzüldüğünü ve okul arkadaşlarıyla bu durumu paylaştığını ve arkadaşlarının kendisine bu aklı verdiğini eğer böyle bir şey yaparsa devletin kendisini koruma altına alacağını ve böylelikle okuyabileceğini söylediklerini anlattı. Eğer bunlar yalansa aslında yaşanmadığını ileri sürdüğü bu tecavüzlerle ilgili bu kadar ayrıntıyı nasıl bildiğini sordum, “Sağdan soldan duyduklarım ve tiyatroculuğum vardır, iyi rol yaparım” diye cevap verdi. Duruşma başladı bu sırada, baba ifadesinde olayı reddederek, “Ben okuryazar değilim önüme getirilen kâğıdı imzaladım” dedi. “Olmuşsa da pişmanım” gibi bir ifade de kullandı. Kızın ifadesine geçildi, bana anlattıklarını mahkeme heyetine de anlattı. Daha sonra kızın annesi müşteki (suçtan zarar gören) olarak dinlendi, ifadesinde olayların yaşanmadığına inandığını, kocasından davacı ve şikâyetçi olmadığını, tahliye olması gerektiğini söyledi. Tahliye olmalıydı çünkü evin geçimini sağlayan yegâne kişi kocasıydı o içerde oldukça aç perişan olurlardı. Evet, yine aynı noktaya gelmiştik. Cinsel taciz uygulamış olsa bile sırf “eve ekmek getiriyor” diye yaptıklarına göz yumulacaktı.

Marks boşuna dememiş “ekonomik alt yapı sosyal üst yapıyı etkiler”.
Ben bunları düşünürken, hâkim mağdur vekili olarak sözü bana verdi. Savunmamı “kızın kollukta ve savcılıkta tutarlı bir şekilde aynı ifadeyi verdiğini, aynı ayrıntılarla olayı anlattığını, muhtemelen gördüğü baskı üzerine ifadesini değiştirmek zorunda olduğunu, bu nedenle mahkeme huzurundaki ifadesine itibar edilmemesi gerektiğini, hüküm tesisinde ve tahliye talebi konusunda daha önce verdiği ifadelerin dikkate alınması gerektiği” şeklinde yaptım.

Mahkeme heyeti tahliye talebi konusunu kendi arasında müzakere etmek için bizi dışarı çıkardı. Kızın ifadesinde hazır bulunan sosyal hizmetler uzmanı bayanla sohbet etmeye başladık, bu tür olayların Urfa’da çok sık yaşanmaya başlandığını ve kızların şikâyetlerinden vazgeçtiklerini/vazgeçirildiklerini, kızların avukatlarının bu durum karşısında savunma yapmamayı tercih ettiklerini ilk kez bir avukatın kıza rağmen savunma yaptığını söyledi. Söylediklerinde gurur mu duymalıydım, meslektaşlarım adına utanç mı duymalıydım? Bilemedim. Heyet bizi tekrar mahkeme salonuna davet etti. Tahliye talebi reddedildi, adam kelepçelenip cezaevinin yolunu tuttu. Kızla ve annesiyle karşılamamak için duruşma salonundan geç çıktım, ne diyecektim onlara bilemedim, yargılama,kınama hakkım var mıydı? “Geçmiş olsun” diyecektim ama neden ve kimin için? Bu sorular kafamda büromun yolunu tuttum.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com