Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Emin YAPRAK

Savaş Oyunları


Emin YAPRAK
1 Şubat 2016 Pazartesi 13:47

Hep savaş korkusu ile insanlar yaşar. Fakat düşmanı korkutmanın ve kendini güçlü görmenin yolu da savaş naraları ile gerçekleşir. Güçlülüğünü ispatlamak isteyen devletler, savaşa gönüllü olarak ortaya çıkar, saldıran hep kendileri olurlar. Bu savaşan tarafın haklı veya haksızlığını göstermez. Haklılık ve haksızlık, çıkar ilişkisine ve güçlü olmaya bağlıdır.

Bugün savaş için ortaya çıkanlar, üç yılı aşkındır oluşan durumdan çok belli bir yerde kendilerinin hakim olduğunu, güçlü olduklarını ortaya koydukları çalışmalarından kaynaklanmaktadır. Nusayrilerin hakim olduğu bir yönetimde savaş kararı almak hususunda kimyasal silahların kullanılması gerekçe olarak gösterilirken, meydanlarda binlerce insanın öldürülmesi hususunu Mısır’da gözden kaçıranların ne tür gerekçeleri olabilir acaba? Bu işte Türkiye istediği, kamuoyunu, dünya gündemini hep bu yönde yönlendirmeye çalışırken, bu savaş işinde dışlanarak, pastanın büyük savaşçı devletlere ait olduğunu kanıtlamaya çalışmaktalar. Savaş hususunda istekli olanların kendilerine faydadan çok zarar verdiklerinin en açık göstergesi olarak gözükmesine rağmen yine de mücadelenin insanlık adına yapılması gerekmektedir.
Demokrasi havarisi kesilenlerin, Mısır’daki demokrasiyi yok edenleri savunmaları, demokrasiyi savunan halkın meydanlarda tanklara ve keskin nişancılara hedef olarak öldürülmesi çelişkisinden kurtulamadığı sürece sağlıklı bir insani ilişkiden bahsedilemez.
İran ve Rusya’nın yalnız bırakmadığı, İsrail’in istediği bir yönetim anlayışı ile iktidarda iken, hala etrafındaki devletlere meydan okuma anlayışı ile siyaset yapmaları garipsenecek bir anlayıştır. Aman savaşa girmeyin sizin yumuşak karnınız olan Kürt sorunu veya PKK ile size vururuz anlayışı sergilenmektedir. Afganistan’a el-Kaide için giren Amerika, bugün Suriye’ye yine el-Kaide için girmekte tereddüt ederek girmektedir. Bu anlayış ile el-Kaide’yi iktidara yaklaştırmaktadır.
İran ise hem Suriye’de hem de Mısır’da Sünni bir iktidar istemediğini göstermektedir. Her türlü zulmü sergileyen Esed yönetimini kabul etmekte ve onun yanında yer alırken, Sünni bir anlayışı nasıl olursa olsun kabullenmek istememektedir. Mezhep taassubunu aşıp, İslam hükümlerini iktidara taşıdıklarını söylemeleri abes olarak görülmektedir. Her yoruma farklı bir yorum ile karşılık verilebilir. Fakat mazlum olan halkın her türlü zulme maruz bırakılması hiçbir zaman kabul edilemez.
Şurası bir gerçektir ki savaşın faydası olamaz ve herkese zararı olacaktır. İran’a da ve Türkiye’ye de. Burada faydası olan tek devlet ABD gözükmektedir. Dolar yükselmektedir. IMF kendi potansiyeline göre hareket ettiği için sadece para basarak, kağıt dünyaya göndererek bütün ekonomik zenginlikleri devletine transfer etmektedir. Bunu bütün kesimlerin görmesi ve ona göre tedbirler almaları gerekmektedir. Suriye’de iç savaş, bölgemize yani Şanlıurfa, Gaziantep, Hatay gibi yerlere zarar verdiği gibi Türkiye’nin orayla yapacağı savaşta da buralar zarar görecek ve herkes bu ateşten etkilenecektir.
Savaş naraları atanların, ezilen halkın bu zulümden kurtulması gerektiğini söyleyenlerin aslında temel istekleri, çıkarları ve kendi ülkelerine bu pastadan ne kadar aktarılabileceğidir. İnsanların gözyaşını düşünerek bir eylem gerçekleştirme anlayışları yoktur.
Türkiye, savaşa gönüllü değil, fakat kendisine üç yıldır yüklenilmiş olan sığınmacıların sorunlarının en kısa yoldan halledilmesi için sorunun kökten çözülmesi gerektiğini düşünmektedir. Bunun yolu da Esed’in zulmünün sona ermesidir. Halkın kendi ülkesinde yaşayacağı bir ortamın oluşması isteğidir. Son günlerde barış sürecine doğru girilirken aslında mücadele yine orada kurulacak olan yönetimin kimin kontrolünde olacağı anlayışı üzerinde durulmaktadır. Irak’ta sergilenen yönetim modeli Suriye için yapılmaya çalışılmaktadır.
Savaşın en fazla zarar vereceği ülkelerden biri olarak Türkiye gözükmektedir. Tabii bunlar, dolaylı yollardan oluşacak olan zararlardır. Kimisi insanımızdan kaynaklanan zararlardır. Suriye’de yaşayan Kürtler, daha yeni kimlik kazandıkları, itibar kazandıkları yerden, itibarsızlaştırıldıklarını zannettikleri Türkiye’ye gelmiş bulunmaktalar. Burada yaşanan sorunlar, onların zorlanacağı yapılar ve eylemler olarak karşılarına çıkacaktır. PKK’nın sorunları onların başını ağrıtacaktır. Kuzey Irak’ta meydana gelen sorunlar, onlara yansıyacaktır. Kendi bölgelerinde yerel bir yönetim anlayışı onlardan uzaklaşacaktır. Türkiye’de PKK, bir kimlik, bir mücadele alanı kazanmışken, Suriye bölgesinde oluşan Kürt sorunlarının hamisi durumunu üzerlerine alınca, kendi sorunlarının çözümünden uzaklaşma ihtimali oluşacak, var olan kazanımlarını kaybetme durumuyla karşılaşmaktalar.
Fakat Güneydoğuda başlamış olan öz yönetim ayaklanmaları, PKK oyunlarının dumura uğramasına, halkın onlardan uzaklaşmasına yol açmaktadır. Oyun içinde oyunlarla Türkiye’de içerde oluşturulmaya çalışılan bir savaşa sürüklenmek istenmektedir. Halkı kim yanına alır ve onları gözetirse kazanacak olanlarda onlardır.
Seçimden çıkmış olan Türkiye, kendi içindeki sorunları çözmeye çalışıyor durumdayken yeni sorunlarla karşılaşması içinden çıkılamayacak bir maceraya sürüklenmesi anlamına gelmektedir. Hatta ekonomik sorunlar, Rusya, Irak, İran ve Suriye ile sorunların yanında Güneydoğu olayları işi adeta savaş girdabına sürüklenmesine zemin hazırlamaktadır. İsrail’in Türkiye’ye yakınlaşması, AB’nin Türkiye ile ilişkileri düzeltmeye çalışması ve ABD’nin ise sınırsız destekleri, Türkiye’yi bilinmezliklere doğru sürüklemektedir.
Yeni Anayasa çalışmalarında uzlaşmaya gidilip, askeri yönetimler tarafından yapılmayan, sivil bir anayasa yapmaya çalışılırsa, asker kafalı, askeri devrim özlemi çekenlerin istekleri doğrultusunda şekillenen bir anayasa yapmaya çalışarak, yapmış olmak için bir anayasa yapılmış olur. Fakat her kesimi kucaklayan, antidemokratik isteklerden uzak bir çalışma ile askeri vesayeti sona erdiren, halk için çalışan devletçilikten kurtulup, halkçılık anlayışının ön plana çıktığı bir kucaklaşma gerçekleşirse, bütün hamleler boşa çıkmış olur ve tekrar Türkiye için oyunlar yeniden inşa edilir.
Halkın refah seviyesini artıran, barışık ortamların oluşturulduğu, devlet baba anlayışı geliştirilerek, halkın etkilenmediği, fakat farklı kesimlerin taleplerinin de gözönünde bulundurulduğu bir anlayışla savaşlar son bulabilir. Hukuksuzlukların zemini olan çatışmalardan uzak durulması gerekir. Suriye ve Irak’ta oluşturulmuş olan fitnenin Türkiye’de zemin bulmasına izin verilmemelidir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com