Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Neslihan Sultan PALA

Şarkılarla Bir Öykü Yazdım Sana


Neslihan Sultan PALA
2 Ekim 2015 Cuma 12:27

90’lı yıllarda aşkla hayranlık arası karışık hisler beslediğim Tunca’nın imkansız aşkına "Rüyalarda buluşuruz" diye seslendiği şarkısı, dinleyenlerin de kimbilir kaç gençlik hayalini gelip geçirir gözünün önünden.

O zamanlar şimdiki gibi değildi aşklar. İçte yaşanırdı, yaşanmalıydı. Tüm şarkılar kalpteki gizlere söylenirdi, tüm şarkılar onlar için dinlenirdi. Gezip tozmak hak getire, şöyle bir uzaktan gördün mü günlerce mutluluktan sarhoş gezerdin. Karşılıklı hayallerden bahsederken uzaktan bir feryat yükselir. Sanki aşk denen meretin tek suçu şarkılarmış gibi Ayşe Tunalı eline almıştır sopayı acımadan vurur notalara “Ah bu şarkıların gözü kör olsun!”

Sonra yıllar insanı büyütmeye başlar, yaşın büyüdükçe kalbin de büyür. Bir yüreklenme, bir cesaret gelir ve aşkın dehlizlerine kendini çivileme atmaya hazırsındır. Hatta öyle ki gözlerinin içine baka baka sevdiğini itiraf edecek kadar. Usulca gelir en masum bakışıyla Sami Aksu: “Seni seven olabilir. Sen onlara dönüp bakma. Sana aşık olan benim. Sen sevgini bana sakla.”

Yasak elma çoktan ısırılmış, “Seni o ilk gördüğümde bir ateş düştü gönlüme. Bırakmam seni ellere” diye mırıldanmaya başlamışsındır bile. Aşk girdabı seni içine çekmektedir. Başın döner, gönlün şenlenir. Elinde gitarı ile gelir Coşkun Sabah senin yerine söyler hislerini yarenine: “Benimsin benimsin sen benim kaderimsin. Sen yok musun, ah sen yok musun ne güzel şeysin.”

Hayatında ilk kez yaşadığın bir histir ve deyim gerçek anlamını o anda bulur. Sen aşıksındır artık bulutların üzerinde yürüyorsundur. Sevgi dolu gönlün kanatlanıp uçmaya başlamıştır uçsuz bucaksız sevda göğünde. Ayşegül Durukan ile başlarsın nazlı nazlı süzülmeye  “Sen benim her şeyimsin, canımsın candan yakın.”

Artık bu hazzı hiçbir şekilde hayatından çıkarmaya, unutmaya niyetin yoktur. Tam o anda buldum sanırsın mutluluğu. Şarkılar başka çalar, güneş başka doğar, insanlar hep iyi olur gözünde, mavi daha mavi, kırmızı daha alacalı. Kızacak hiçbir şey yoktur koskoca canına yandığım dünyada.

Samime Sanay koşar gelir bir ilkbahar sabahı güneşin ilk ışıklarıyla. Aşkı neden bu kadar geç bulduğunu sorgular. Aşkın zirvesine yükselirsin onun sesiyle. “ Bir ilkbahar sabahı güneşle uyandın mı hiç? Çılgın gibi koşarak kırlara uzandın mı hiç? Bir his dolup içine uçuyorum sandın mı hiç? Geçen günlere yazık yazık etmişsin gönül sen. Öyle ise hiç sevmemiş sevilmemişsin gönül sen”

Çocuklar gibi şensindir. Kalbinin içinde başka bir kalp çarpmaya başlar. Bilirsin bir başka kalpte attığını. Ellerini iki yana açıp bağırmaya başlarsın “Seviyorum işte var mı diyeceğin?” O pırıl pırıl gülümsemesiyle gelir Metin Milli yanına ve başlarsın birlikte şakımaya “Derya olsan alem benim. Nefes olsan neyzen benim. Sen baharsan mevsim benim. Gönül olsan sevda benim. Seviyorum işte var mı diyeceğin?”
Hergün bayram, hayat bayram yeridir. Ta ki sonun başlangıcı çanları çalmaya başlayana kadar. Birden güneş kararır, rüzgar çıkar, kara bulutlar kaplar gökyüzünü. Maviler koyu griye, kırmızılar soluk sarılara dönüşür. Ve gönül yalvarmaya başlar gidecek sevgilinin ardından: “Beni böyle bırak git gidebilirsen!” Her mısrasında binbir ağıt yakılır bu şarkıda hele bir de Bülent Ersoy söylüyorsa. “Gözyaşımda saklısın ağlayamam ben. Düşeceksin sanırım kirpiklerimden. Damarımda kan olup dolaşıyorken, beni böyle bırak git. Git! Gidebilirsen!”

Gidecektir, gider. Sen ne kadar yalvarsan da, soluğunun tıkandığını, nefesinin tükendiğini, damarlarından kanın, dizlerinden dermanın çekildiğini anlatsan da anlamaz. Gidecek olanı durduramazsın. Çünkü o gitmeye karar verdiğinde çoktan yolun karşısına geçmiştir aslında. Binbir umutla aynı çatı altında kurulan yuvanda sarsıntıları görmezden gelmeye yok saymaya çalışırsın. Ezilsen de gıkın çıkmaz. Yılların yorgunluğunu sırtlansan da, senelerin boşa geçse de, çilelerin bitmese de “Aynı çatı altında aşkının bir yalan mış” demeye dilin varmaz. Kolun kanadın kırılmıştır bir kez. Bir daha uçmayı, bırakıp gitmeyi gözün kesmez. Ayşe Tunalı’ya fısıldarsın o söyler ama yine duymaz kimse. “Ne çıkar sararıp solsa da yüzüm, gönlümde baharsın gelse de güzüm. Çekilmez olsa da sitemin nazın. Başka yar seçmeyi gözüm kesmiyor.”

Yüreğinin feryadını yorgunum diye haykırmak da çare etmez, ferahlatmaz yüreğini. İçinin gençlik ateşi sönüp kül olmuş, aşk bahçen kuruyup çöle dönüşmüştür. Yar bildiğinin sana el olmasının acısı bir kor olup yakmaya başlar her bir hücreni. Dostlarla hasbihal bile kar etmez. Değil insanlara yıllara bile dargınsındır. Faruk Tınaz alır ağzından lafları bu kez. “Baharı beklerken ömrüm kış oldu."

Yalnızlığın öyle derin bir kıskacındasındır ki; seni başka bir yüreğin yakmasından korkarsın adeta. Vakit o vakit, dem o demdir. Kalbin için için kanamasını hiçbir tabip durduramayacaktır. Artık gözler yolda, kalp boş bir umuttadır. "Mehtaplı hiçbir gece" onu getirmeyecek, sen yandığınla kalacaksındır. Üstelik senin için seslenen Müzeyyen Senar olsa bile. 

Neşe Karaböcek’in şarkısı dolanır diline “İzlerini nerede bulurum senin?”

Ömrün beklemekle geçer. Kişiler farklı olsa da aşklar hep aynı, acıları hep aynı tazeliktedir. Ve hep kirpiğinin ucundan hüznün düşer, nerede bir şarkı çalsa, hep gidenler hatırlanır. Ve o yağmur gözlüler hiç gelmez.

Duaların acabalara karıştığı noktada düşünüyor insan “Nereye gidiyorum?” diye. Meral Mansuroğlu ile söyleşirsin bu kez.  Artık sevgi dilenciliği yapmaktan vazgeçersin. Kendinin yavaş yavaş farkına varmaya başlarsın. Böyle yaşamak gücüne gitmeye başlar. Emel Sayın yumuşacık sesi, deniz gibi sakin gözleri ile gelir siler gözlerini. Senin yerine o söyler ahını.

“Bir gün bensizliği anlayacaksın. O zaman ellerin bomboş kalacak. Beni kaybedecek ağlayacaksın. Gücüme gidiyor böyle yaşamak. Beklesem saçıma aklar dolacak. Ağlasam gözümde yaş kalmayacak. Unutursam aşkıma yazık olacak. Gücüme gidiyor böyle yaşamak.”

Aşkın yollarına ekilen ümitler çürümüştür. Umut bağladığın sevdan yoktur, umut bağlayacağın yeni bir aşka ise yüreğin hazır değildir. Hayat o an bitsin istersin ya, bir daha ne güneş doğsun, ne de kimse gönlüne girsin. Onun gözleri her gece güneş gibi doğmaya devam etsin geceleri. 
Derken acılı bir ses yetişir ardından. Kendinden emin ama yılların yorgunluğunu sindirmiş tok bir kadın sesidir bu. Giden sevgilisinin ardından yalvarır adeta “Ne mektup geliyor ne haber senden, söyle de bileyim bıktın mı benden?” Ayşe Mine’dir. 90’lı yılların sonunda ilk onun sesinden duymuştum bu şarkıyı. Duvarlara yazı olmuştu o bir cümle tıpkı kalplere kazındığı gibi. Her sevenin unutamadığı aşklarının ardından bir dua gibi söylenir o şarkı: “Gözlerin doğuyor gecelerime”

Çocukluğumun en güzel sesi, gençliğimin yoldaşı, şimdiler ise özlemle andığım Rahmetli Zeki Müren yine o kadife gibi sesiyle gelir kırık kalpleri onarmaya.  “Nasıl olsa her şeyin zamanla sonu yok mu, ömür dediğimiz şey küsecek kadar çok mu?”

Zaman… Zaman ne acımasız bir yara bandı. Ne kadar çok şeyi unutturup gibi yapıp da derinlere gömdüren kara delik. Unutmak için harcadığın her çabada yine aşkın duvarına çarparsın. O gökyüzünde duman duman bir bulut iken onu unutmak mümkün müdür ki? Ziya Taşkent bile soruyorsa üstelik “Söyle seni kalbim nasıl unutsun?” diye…

Ama unutmak zorundasındır. Unutup yeniden ayağa kalkmak. Unuttum dediğim anda onu hatırladığının bilincinde olarak tamamen silmek tek çözümdür. Yaralı atları vurdukları gibi vurursun kalbinde atan o kalbi. Kulağında “Dediler ki gün gelir unuturmuş gidenler. Olsun bana aşk dolu geçen yıllarım yeter.” nameleri, yeniden ayağa kalkarsın. Çünkü seni sevmeyen sevgiliye veda etme zamanı gelmiş de geçmiştir. Hayatından gideni ruhundan da ayırmaya çalışırsın yine şarkılarla. Artık bir çiçek gibi boynunu büküp kadere razı çizgisine gelmişsindir. Son sözlerini söylersin eski canına. 
"Gözlerin yollara dalarsa bir gün
Kalbin için için kanarsa bir gün 
Ve mazi kapını çalarsa bir gün
Hatırla sevgilim beni hatırla!”


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com