Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Emin YAPRAK

Protestonun İstenilen Hareket Olması


Emin YAPRAK
2 Mart 2016 Çarşamba 15:27

 

Protesto, bir kitle hareketi olarak incelenmelidir. Meşru olan düzene karşı koyma, ona başkaldırı olarak isimlendirilen bir hareket olarak görülürken amaç hep kurulu düzenin yanlışlıklarının zaman içerisinde halk tarafından benimsenmeyip yeni ortamların oluşması için eylemlere dönüşme oluşumunu sağlamaktadır. Her şeyin temeli insanın bulunduğu ortama karşı bir memnuniyetsizlik belirtmesi ve bunu eylemlerle pekiştirmeye çalışma gayreti olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumun içerisinde çıkan gerek ferdi gerekse toplumun her boyutuna sirayet edebilecek mahiyette olan protesto, düzenin yıkılmasına veya kendisinin sona ermesine kadar devam eder.
Protestonun amacı hiçbir zaman kurulu düzenin yıkılmasını amaçlayarak yola çıkmaz. Amaç aksaklıkların düzeltilmesidir. İsyana giden protesto devletin yıkılmasını sağlarken hep istenilmeyen mecralara doğru akması ile toplumun istemediği bir yapıya doğru gidilmesini sağlamış olmaktadır.
Çıkmış ve oluşmuş olan bir protesto hareketi, mutlak olarak sona ermez. Çünkü kalplere yerleşmiş olan kin, öfke, memnuniyetsizlikler kolay silinmez. Ancak geniş halk kitlelerine zarar verecek bir duruma ulaştığı zaman bir anlam ifade edebilir. Yapısal olarak kurulmuş olan isyanlar, protestolar hiçbir zaman dayanaklarını yitirmezler. Uluslar arası normlara ve değerlere göre oluşmuş olan yapılar, kolay bir eleme, yok etme anlayışı ile silinemezler. Yapısal reformlar, ideolojik bağlantılar veya kendiliğinden oluşmuş olan yığınlar tamamıyla kitlesel bir yapı ile kendini oluşturmaktadır. Yapısal değerler, ideolojik uzantılar onları güçlendirir.
Tüm evrensel dinler, gelişmelerinin belli başlı eğilimlerine karşı, periyodik itirazlara karşı koymak zorundadırlar. Bu protestolar, dini anlatımın üç alanında ortaya çıkarlar; İlahiyat, ibadet ve teşkilat. Onlar, bir taraftan kilise bünyesinin aşırı yayılmasına karşı geçici uzlaşmalar ve onların sonucu ortaya çıkan değişikliklere karşı ve öte yandan, gayet tembel bir surette ilerleme ve gelişme imkanları ile ilgilenen, herkese yaranmak için uğraşan bir bünyenin başkanlarının eksiklik ve iktidarsızlıklarına karşı yöneltilmişlerdir. Bunu yerine getirirken dini ilkelere uzanarak hatta onları revize ederek kendilerini meşrulaştırma gayretleri gütmelerine rağmen sağlıklı bir yapıdan uzlaşmaz bir yapıya doğru kendilerini yönlendirmiş olmaktalar.
Protestonun köklü olduğu yerde, gerçekten bir itizalin hasıl olması tehlikesi vardır. Kopmanın meydana gelmediği yerde, yeni hareketin bütün tarafından kabul görmesi ve yeni doktrinin tilmizlerini kabul etmeye mahsus, büyük dinin içerisinde özel bir teşkilatın yaratıldığı vakidir. Genel olarak dört çeşit protesto mevcuttur: münferit protesto, ferdi tenkit ve cemaatın yaşama biçimine nispetle inhiraf; ikincisi olarak kolektif protesto, her iki protesto çeşidi cemaatın içerisinde kalabilirler yahut diğer protesto çeşitleri olarak gruptan çıkan ve ayrılıkçı durumlar ortaya koyan protesto tiplerini görmekteyiz.
Bu dört tip protesto çeşidi ilkel kilise ve Ortaçağ kilisesinin tarihinde ve reformunkinde temsil edilmiş bulunmaktadırlar. Bu protestoların kilise yapısına karşı olan operasyonları başarı kazansa da hiçbir zaman reform hareketlerinde temel olarak kilisenin üstünlüğü yok sayılmamış sadece toplumda etkinliği azaltılmış, demokratik anlayışa ağırlık verilerek ferdin toplum içerisindeki etkinliği ve istekleri artırılmaya çalışılmıştır.
Protestoların, ferdi kalabilecekleri veya kolektif hale dönüşebilecekleri, geçici yahut sürekli olabilecekleri, müminler cemaati içerisinde kolektif bir tarzda ifade edilebilecekleri yahut da tersine bir ayrılmaya götürülebilecekleri görülmektedir. Bu oluşumların yapıldığı ortam ve şartlar onun yapısını şekillendirmeye ve kendi hareketlerini meşrulaştırmak için çalışmalar yaptıklarını görmekteyiz. Protestonun amacı, hareketin ortaya çıkış amacını başarılı kılacak eylemlerin gerçekleşmesini sağlamaktır. Yapısal reformların oluşması hareketi başarılı kılarak, kendi iktidarlarını sağlamış olurlar.
Dini anlatımın geleneksel şekillerine karşı olan protesto, zorunlu olarak “yeni bir dini cemaat tesis eden” planları yahut geleneksel cemaatin bir yeniden teşkilatlanması ve yeniden bir yöne doğru teveccühünü sağlayan tercihi dışarıda bırakmamaktadır. Burada dini anlatından kaynaklanan anlayış, dinin kendisinden çok din anlayışından kaynaklanan farklılaşmalar diğer bir deyişle yozlaşmalar akla gelmektedir. Dinin kendisinden uzaklaşılarak yapılan bu yanlışlıkların devlet gücü ile baskıcı bir anlayışa bürünmesi işi daha çok içinden çıkılamayacak bir yapıya dönüştürür.
Bireysel oluşumlarla başlayan protesto, halk kitlelerini etkilediği ve arkasına aldığı oranda toplumsal bir yapıya dönüşür. Protestodan beklenen düzen içerisinde kalması, düzenin aksaklıklarını gidermesi, kendi düşüncesini iktidara getirirken başkalarının haklarına ve isteklerine saygılı olması, onları yok saymaması, zarar vermemesidir. Kendi düşüncesinin hakimiyeti gölgesinde başkalarına yaşama hakkı tanımayan bir değerlendirme ile başkalarının gölgesinde kalan evrensel bir yapıya dönüşmemiş olur.
Hukuki ilklere değiştirilinceye kadar var olanlara saygı gösterilmesi kurulu düzenin devamını gerektirmektedir. Anarşist bir yapı ile yıkıcı bir görüşü benimsemek düzene zarar verir. Yanlış yapılan bir uygulamadan dolayı yanlışları meşrulaştırma anlayışı güdülemez. Geçmişte devletin yaptığı bir yanlıştan yola çıkılarak, yanlışlığa kurban giden kişinin yanlış olan ideolojisi doğru olarak insanlara lanse edilemez.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com