Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Emin YAPRAK

Ortadoğu Labirenti


Emin YAPRAK
17 Ocak 2016 Pazar 16:43


Yeryüzünün belki en sorunlu bölgesi olarak karşımıza Ortadoğu çıkmaktadır. Batılı devletlerarasında sayılan fakat Ortadoğu’nun temelini oluşturan ülke de Türkiye olarak gözükmektedir. Kendi durumunu bir türlü belirleyemeyen Türkiye hem batılı hem de doğulu değerlere sahip olarak kendini yenilemektedir. Kendilerini anlamlandıran ve hatta ne olduğu belli olmayan bir yapı ile karşı karşıyayız.
IŞİD olarak lanse edilen ve gerçekte kimin ekmeğine yağ süren bir yapı olduğu anlaşılamayan bir tuhaf yapı ile karşı karşıyayız. En ilginç olan tarafı, ABD, Avrupa, İran, Suriye, Irak her kesimin düşman ilan ettiği bir yapıdır bu. Radikal İslami bir kimliğe, söyleme sahip olduğu dillendirilmesine rağmen, demokratik istek ve arzular diğer Müslümanlar tarafından dışlanmalarına neden olmaktadır.

Kimsenin sahip çıkmadığı ve İslami ilkelere sahip olduğunu söyleyen, Halifeliği ilan ettiğini söyleyen bir yapı ile karşı karşıyayız. Sadece ilginç olan tarafı yüzü maskeli olanların bulunması ile maskeli bir balo edasıyla savaşan bir insan topluluğu. Ne zaman Müslümanlar yaptıklarından utandılar veya korktular acaba? Tabii her toplumun, çetenin veya örgütün içerisinde samimi olan insanların olduğunu hiçbir zaman unutmamak gerekir. Söylemleri ve eylemleri İslami olarak ortaya konan bu kitlenin içerisinde kötü niyetli insanların olduğunu da unutmamak gerekir. Burada ilginç olan bütün kesimlerin eylemlerini kabul etmeme hususunda uzlaştıkları(!?) bir durumun ortaya çıkmasıdır.
Türkiye’yi içine sürüklemeye çalıştıkları bu yapının aslında neresinde haklılık var neresinde yanlışlık? Batıyı yani küfrün vurulması hususunda ittifak ettiği bu işte yine gavurun hainliği yok mudur acaba? İran yine mezhep taassubu ile olaya yaklaşmıyor mu? Eğer öyle bir yaklaşım sergiliyorsa yine Müslümanların gözünden düşerek, yaptığı mücadelede Allah rızasından uzak bir atmosferdedir.
Sadece İsrail’e düşmanlığı ile olaydan uzak durması, IŞİD tehlikesi olarak algılanan yapının ne olduğunu kimse bilmeden düşman ilan etmekte, demokrat ve liberal Müslümanların uykularını kaçıran radikal İslam, etrafa zararlı bir yönetim biçimi olarak lanse edilmeye devam edilmektedir. İşin ilginç tarafı yapılan açıklamalarda İslam’a düşman olmadıklarını, sadece bu tür bir anlayışa düşman olduklarını açıklamalarıdır.

Aslında genel olarak ortaya konulan, zihinleri bulanık olan Müslümanların kafalarında demokratik, liberal ve ahlaki bir İslam oluşumu sağlamaktır. Demokrasiyi her şeyde temel alan yapının, aslında dinden soğutma gayesi güttüğünü görmemezlikten gelmekteler. Kendi istekleri ile bir din oluşturulmaya çalışılmaktadır. İki başı daha doğrusu dört başı mamur bir İslam anlayışı istememekteler. Suudi Arabistan’ın halktan kopuk, kraliyet ailesinin istekleri ile idare edilen, Hanbeli, Vehhabi karışımı bir yönetim anlayışına ses çıkarılmamakta, halka uygulanan Şeriat kuralları normal görülmektedir. Çünkü ne kadar Şeriat iktidarda uygulansa bile yönetim, Batıya, Amerika’nın çıkarlarına hizmet etmektedir. Onun için bir tehlike teşkil etmez. İran İslami bir yönetim uygularken aynı zamanda İslam siyaseti güttüğünden küfrün tek millet olduğunu kabul etmesi dolayısıyla yıllarca, petrol zengini olmasına rağmen ambargolarla geriye gitmesi, yönetimin zayıf düşmesi hep istenmiş, insanların nefretini kazanması sağlanmıştır.
İşin tuhaf ve garipsenecek tarafı, dünyada bütün Müslümanların güvendiği İran’ın mezhep taassubu ile İslami siyaseti birbirine karıştırmasıdır. Ali Şeriati’nin fikirleri hep havada kalmakta, mezhep taassubu ile yetişen Ayetullah ve mollalar kendilerini en yetkin kişiler olarak görmekteler.
Ortadoğu siyasetinde bunların hepsinin yanında Türkiye gibi demokratik laik olan ülkeler ile Batı-İslam arası köprü vazifesi görmesi, dinler arası diyalog ile olaylara yaklaşıldığı siyasi yapılarda mevcuttur. AK Parti, oyunu % 50 üzerine çıkarmış olmasına rağmen, herhangi dini bir hükmü uygulamada aktif duruma getirmediği halde, demokratik ve laik sınırlar içerisinde özgürlükleri genişletmesi bile bazı kesimler tarafından yanlış görülmektedir. Yıllardır yasak olan başörtüsü olayını, sadece özgürlüklerin her kesime ait olduğu gerekçesi ile genelleştirmesi, başörtülü olan da gelebilir anlayışını uygulamada kabul ettiği için din adına baskıcı bir rejim olarak lanse edilmekten çekinmemektedir bazı kesimler.
    Demokratik kabullerin nasıl olabileceği hususunda tereddütler hala mevcuttur. Hala orman kanunu geçerlidir. Hala güçlü olan her şey yapabilir ve her şeye hakkı vardır. Bunların yıkılması gerektiği söylenmesine rağmen İsrail’e karşı bir oluşum yoktur, Suriye yönetimini durduracak bir eylem planı bulunmamaktadır.
    Ortadoğu’nun çıkmazında fikirler hala çelişmekte, tutarlı kararlar verilememektedir. Palazlanan siyaset, iç dengelerle bir düzene oturtulmaktadır. Haklının yanında olma siyasetinden çok, hakkın kendisinde olduğunu, anarşinin istenilen seviyede işletildiğine dair oluşumlar ve fikirler kabul görmektedir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com