Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Cennet NEVA

Ömrümün Bayramı‏


Cennet NEVA
4 Temmuz 2016 Pazartesi 12:02



Allah'ın izni ile Ramazanı hakkıyla idrak etmiş olmanın mutluluğunu yaşamakta, bu rahmet ayında  on bir ay süresince irademizle isteyerek yada isteğimiz dışında, maruz kaldığımız her türlü maddi ve manevi, negatif hallerden arınma ve kurtulma fırsatını ve imkânını bize bahşeden ,onda gizlediği leyle-i kadirle Ramazan'ı değerlendirmeyi nasip eden, yüce Rabbimize sonsuz hamd eder şükrederiz. Her yeni gelen günün eskiyi mumla arattığı bu ahir zaman da toplum olarak iyi taraflarımız olduğu gibi olumsuz, negatif yönlerimizin de bir hayli fazla olduğunu da üzülerek, söylemeden geçemeyeceğim.
Ah! Bir varmış bir yokmuş gibi şu kısacık zamanlarda bir çiçeğin yaprağına konan kelebek gibi çabucak uçar gider. Ramazan-ı şerif de, ömrümüzde böyledir. Ancak biz aciz kullarına dünya ile alışverişi sürsün diye uzunmuş gibi gelir, gelirde biz insanoğlu deriz ki! Ramazan ayında
Kur’an-ı Kerim okumakla ne büyük bir nimete nail olduk. Güzeller güzeli Cenab-ı Hakk’ın lütfüne bak ki bizim ağzımızdan kelamını çıkartıveriyor. Kıraat ederken daima böyle bir lütfa mazhar olduğumuz için hamdü sena duygularıyla niyaz etmek gerek, deriz amma durupta  düşünür müyüz hiç, acep sadece okumak için mi kur'anı Kerim? Kıraat etmek için mi gönderildi, yoksa yaşamak için mi? Ne demiş istiklal marşımızın yazarı
-İbret olmaz bize her gün okuruz ezber de
Yoksa hiç mana aranmaz mı bu ayetler de

Lafzı muhkem yalnız anlaşılan kuranın
Çünkü kaydında değil hiç birimiz mananın

Ya açar nazmı celilin bakarız yaprağına
Yahut üfler geçeriz bir ölünün toprağına

İnmemiştir hele Kuran şunu hakkıyla bilin
Ne mezarlıkta okunmak ne fal bakmak için.
(Mehmet Akif ERSOY)
Rahmetellil alemin!
Rabbimin kelamını okumak güzeldir, yüzüne bakmak bile şifadır amma velâkin Kur'anı Kerim biz insan oğluna yaşama kılavuzu olarak gönderilmiştir. Hani sahabenin zamanında o kadar günahla yaşadıkları hayattan silkelenip Peygamber Efendimizi can kulağı ile dinleyip Allah'a ulaşma dileğini canı gönülden yapmış, Peygamber efendimize tabi olup yani el öperek, biat ettikleri gibi. Nasıl o zaman asrısaadeti yaşadılarsa bu asrısaadetin coşkusunu Kuran'ı Kerim'e tam bir biatle birde Osmanlı Zaman'ında yaşanıldı. Ne zaman Kur'anı Kerim'i yaşamayı bırakıp ne dediğini manasını unutup sadece okumayla bir yere varamayacağımızı bakın ayetler bize ne anlatıyor.  30 - RÛM / 31 : Munîbîne ileyhi vettekûhu ve ekîmûs salâte ve lâ tekûnû minel muşrikîn(muşrikîne).
O'na (Allah'a) yönelin (Allah'a ulaşmayı dileyin) ve O'na karşı takva sahibi olun. Ve namazı ikame edin (namaz kılın). Ve (böylece) müşriklerden olmayın...
Allahû Tealâ: "Allah'a ulaşmayı dileyerek takva sahibi olun." diyerek en önemli olaydan bahsetmektedir. Allah'a yönelmek, Allah'a ruhu hayatta iken ulaştırmayı dilemek demektir. Allah'a ulaşmayı dilemek Kur'ân'ın OLMAZSA OLMAZ şartıdır. Allah'a ulaşmayı dilemeyen kişinin cennete girmesi mümkün değildir. ve bakara 256 da ifade ettiği gibi. 2 - BAKARA / 256 :
Dînde zorlama yoktur. irşad yolu (hidayet yolu, Allah'a ulaştıran yol), gayy yolundan (dalâlet yolundan, şeytana, cehenneme ulaştıran yoldan) açıkça (ayrılıp) ortaya çıkmıştır. Artık kim tagutu (şeytanı ve şeytana ulaştıran yolu) inkâr edip de Allah'a îmân ederse (mü'min olur, Allah'a ulaştıran yolu tercih ederse), böylece o, (Allah'tan) kopması mümkün olmayan urvetul vuskaya (sağlam bir kulba, mürşidin eline) tutunmuştur. Allah Sem'î'dir, Alîm'dir...


Allah'ın iradesinin dışında, hiç kimse, kimseye zorla birşey yaptıramaz. Herkes kendi iradesiyle Allah'ın yolunda bir şeyler yapar veya yapmaz. Allah'ın âyetlerinden gâfil olanlar, insanı cehenneme götüren gayy yolunu seçerler. Şeytana kulluk edenler, insan, cin ve şeytan şeytanların hepsi beraber tagutu oluştururlar. Taguta bunlar dosttur.
Allah insanın, ya tagutun gayy yolunu ya da Allah'ın rüşd yolunu seçmesini ister. Rüşd yolunu seçenler mutlaka mürşidlerine ulaşacaklardır. Bunu haketmişlerdir. Yolun başlangıcı Allah'a ulaşmayı dilemektir. Bundan sonra Allah kişiyi mutlaka mürşidine ulaştırmayı garanti eder. ve bu âyet gereğince Allah mürşidine ulaştırır. Ve kişi Allah'tan kopması mümkün olmayan mürşidin eline sarılıp, öper. Allahû Tealâ'nın yolunda Allah'ın mürşidleri rüşd yolunun sahipleridir.Sadece bununlada bitmez (fetih 10 )48 - FETİH / 10 :
Muhakkak ki onlar, sana tâbî oldukları zaman Allah'a tâbî olurlar. Onların ellerinin üzerinde (Allah senin bütün vücudunda tecelli ettiği için ellerinde de tecelli etmiş olduğundan) Allah'ın eli vardır. Bundan sonra kim (ahdini) bozarsa, o taktirde sadece kendi nefsi aleyhine bozar (Allah'a verdiği yeminleri, ahdleri yerine getirmediği için derecesini nakısa düşürür). Ve kim de Allah'a olan ahdlerine vefa ederse (yeminini, misakini ve ahdini yerine getirirse), o zaman ona en büyük mükâfat (ecir) verilecektir (cennet saadetine ve dünya saadetine erdirilecektir).mümtehine 12)de söyledigi gibi 60 - MUMTEHİNE / 12 : Ey nebî (peygamber)! Mü'min kadınlar; Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zinada bulunmamak, evlâtlarını öldürmemek, elleri ve ayakları arasında bir iftira uydurmamak, maruf bir iş konusunda sana asi olmamak üzere, sana tâbî olmak için geldikleri zaman, artık onların biatlerini kabul et ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Muhakkak ki Allah; Gafur'dur (mağfiret edendir, günahları sevaba çevirendir), Rahîm'dir (Rahîm esması ile tecelli edendir)...
mürşidine tabiyetle zikrini yapan (mü'min 15)ruhunu Allah'a ulaştırarak hem dünya saadetini hem ebedi alemini garanti altına alan insan tüm teslimlerinide, ilerleyen zamanda zikrine parelel yapar. Böyle bir insandan hiç kimseye zarar gelmez ailesine karşı vazifesini bilir hanımsa eşine evlatlarına karşı tam bir hanım olur tam bir anne olur...
Yani insan, dünyanın ve nefsinin her türlü aldatıcı, vesvesesinden, çekici, çarpıcı süs ve albenisinden gam ve telaşından uzaklaşma imkanı bulur. Gözünü gönlüne çevirme, kalbinin ve vicdanının sesini duyma fırsatı elde eder. Oruçla birlikte incelen, naifleşen fizik bedenini yaratılışının sırrına, hayatını Yaşarken bir gün sonlanacağını, hayata sadece eğlenme, dert çekme, yeyip içip hiç hesap günü gelmeyecek gibi yaşanmaması gerektiğini düşünme, zeminine kavuşur. Kulluğun en devamlı ve en anlamlı olduğu haller bu hallerdir. Özetle tasavvuf tüm devirlerde olduğu gibi belki de onlardan da fazla, yirminci yüzyılın şu stresli, sinirli, gerilimli, bunalımlı, şüpheci, aceleci, dertli, hasta ve bedbaht insanını da “nerede?” diye gece gündüz aradığı, yalan yanlış yerlerden sağlamaya çalıştığı gerçek mutluluğun ilahî yolunun anahtarını Allah'a ulaşmayı dilemek olduğunun farkına varır.

O halde sen de gel kardeşim bu önemli ve hayati konuya ciddiyetle eğil, bu nurlu ilahî yola gir, iki cihan saadetini bul!
Ramazan'dan çıktığımız bayrama eriştiğimiz bu günlerin çok güzel geçmesini, hem bu dünyada Mutlu olmanın hem hiç ebedi alemi aklımızdan çıkarmamız, ona göre hayatımıza yön vermenize bir nebze ışık tutabilme mutluluğuyla, son olarak Görülüyor ki, gelişimizin gayesi belli; " ALLAH'A KÜLLİ KULLUKLA TESLİM OLUP, GERİ DÖNMEK ŞART."

İşte hayatımızda yaşayabileceğimiz gerçek bayram bu olsa gerek.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com