Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Newroz (Nevruz) Bayram Mı Savaş Mı?


20 Mart 2012 Salı 10:00
Hayat programımız olan Kur’an-i kerimde yüce Allah şöyle buyuruyor.’’Ey iman edenler! Kendilerine kitap verilenlerden bir fırkaya uyarsanız(onların örf ve adetlerini yaparsanız)imanınızdan sonra sizi yeniden inkârcılığa sevk ederler.’’Ali İmran A.100.
 
  Benim burada İslam itikat ve fıkhı açısında değerlendirmeye tabi tutacağım mesele İslami duyarlılığa sahip mükellefler içindir. İmanına zulüm bulaştırmayan sağlam itikat ve amel sahibi kimselerin nazar-ı dikkatlerinedir. Zira İslam; inanç ve amelleriyle bir bütündür Tecezzi kabul etmez. İslam insan hayatının her safhasına ve merhalesine dair bazı emir ve görüşler ve mükellefiyetler yüklemiştir müntesiplerine. Beşikten mezara kadar insan hayatına yön verir. İslam nizamının konu edinmediği ve ilgilenmediği hiçbir mesele yoktur.
  İslam Dini bir bütün olarak hayata hâkim olmak zorundadır. İslam dininin temel prensiplerinden bir tanesi de ferdi, ailevi ve içtimai hayatın her bir safhasında İslam’dan kaynaklanmayan batıl ve atıl din ve ideoloji mensuplarına benzemekten ve onların örf ve adetlerini işlemekten kaçınmaktır. Çünkü en basitinden en mühimine adetlerden itikat esaslarına kadar herhangi bir noktada benzeşme daha büyük benzeşmelere ve felaketlere sebep olacağı açıktır. Müslümanlara ait olmayan bazı örf ve adetlerde batıllara benzemenin doğuracağı çok tehlikeli neticelere dikkatimizi çekmek üzere Resul-i Ekrem sav efendimiz şöyle buyurmuşlardır.’’(isteyerek) bir topluluğa benzemeye çalışan kişi benzemeye çalıştığı toplumdandır.’’ ‘’(İnançta ve amelde) bizden (İslam toplumundan)başkasına benzeyenler bizden değildir.’’Hayat mektebimizin muallimi tek önder peygamber sav efendimiz biz Müslümanları; başta Yahudi ve Hıristiyanlar olmak üzere Mecusi ve diğer batılperestleri taklit etmek ve onlara ait bazı bayramları kutlamak suretiyle onlara benzemek felaketine karşı mucizevî bir şekilde ikaz ikaz etmiştir.
  Büyük İslam İnkılâpçısı, Hürriyet ve özgürlük peygamberi Mekke’den Medine’ye hicret edip oraya geldiğinde gördüler ki Medine halkı senede iki defa BAYRAM yaparak eğleniyorlar. HZ. Peygamber onlara sordu nedir bu yaptıklarınız. Medineliler de ya Resulallah bu iki bayram, atalarımızdan bize kalan neşe günlerimizdir.B u iki bayramın adı NEVRUZ VE MİHRİCAN dır.Peygamber efendimiz; tamam çok güzel iyi devam edin demedi bilakis Müslümanları hem uyarmış ve hem de onlara ait olmayan O iki günü bayram olarak kutlamayı yasaklamıştır.Ve şöyle buyurmuşlardır.’’Allah u Teala size bu iki bayram günlerine bedel onlardan daha hayırlı iki bayram günlerini hediye ve ihsan buyurmuştur.’’Yanı ramazan ve kurban bayramı günleri olduğunu haber vermiştir.
  Bu hadislerden anlaşılacağı üzere Türkiyeli Müslümanlara ait olmayan bu NEVRUZ denilen ve adeta bir savaş felaketini andıran günü kutlamak İslami şahsiyet ve kimlik noktasından büyük bir sorundur.Toplumsal huzur ve barışı zedeleyen ve inançsal hassasiyetlere sahip Müslümanlara ait olmayan ve hiçbir ahlaki değeri taşımayan Nevruz u kutlamak İslam dinine göre Müslümanlar için  haramdır.Nasıl ki yılbaşında miladi yılbaşının ilk gecesini(31 aralık) kutlamak haram ise buda haramdır.Laik rejimin dikte ettiği diğer gün ve geceleri kutlamakta   Müslümanlar için caiz değildir.Hatta İslam alimlerine göre bu gün ve gecelerin hürmetine bir insan başka bir insana bir yumurta bile hediye ederse O tazim ve hürmetten dolayı O insanın elli yıllık ibadetleri heba olur.Allah ın şeriatı ile çelişen batıl sistemlerin kurucusu ve uygulayıcısı olan filozof,politikacı,siyasetçi lider ve Önderleri ve eylemci kişileri ve onların takipçilerini yüceltmek,heykel ve büstlerini evlerine, işyerlerine, cadde ve sokaklara asmak ve bunlar adına propaganda yapmak kesinlikle haramdır.Bugün NEVRUZ adı ile kutlanmaya çalışılan ve bayram diye Müslüman Kürt halkına dayatılan bu günün Müslümanlarla yakından ve uzaktan hiç ama hiç alakası yoktur.Farz edelim dediniz ki dinde olmasa da olsun yine kutlayacağız derseniz meseleye temel haklar noktasından hoş görü ile bakarak ve saygı duyularak kutlayın deniliyor.Peki O zaman kırıp dökmek,yakıp yıkmak neyin nesi.?
Halkın mal ve can güvenliğini tahrip ederek,milletin haysiyet ve şerefiyle oynamaya  ne hakkınız var?Arabaları ateşe vermek,cadde ve sokakları ve yolları kapatmak Müslüman Kürt halkıyla ne alakası var?Yaklaşık bir buçuk asırdan beri Türklük esas ve ilkeleri adına LAİK zorbalar Kürt Türk demeden bu millete kan kusturdular.Şu anda da sözün onlara Kürt laik zorbaları olarak bazılarının da çıkıp  Kürt Halkı adına milleti Terör ize etmeye hiçbir hakları yoktur.?Halkı kin ve nefrete ve adavete sevk ederek huzuru bozmaya  hangi ırktan olursa olsun hiç kimsenin hakkı yoktur.
  Burada üzerinde durulması gereken bir hususta; Toplumsal huzur ve güvenin sorumluluğunu yasayla yüklenen güvenlik güçleri de bu gibi durumlarda tahriklerden kaçınmalı, devlet millet düşmanlığına vesile olacak hallerden ve çatışma ortamından uzak durmalı kitlelerin sevincine katkıda bulunmalı, şiddetten kaçınarak insanlara karşı saygılı davranmalıdır.
  Kürt halkı asil ve adil bir halktır. Kendi ırkından olmayan diğer kavimlere karşı müşfik, merhametli, paylaşımcı, hoşgörülü ve adil davranan bir halktır. Aynı toprakları paylaşan insanlara hiçbir zaman silah çekmemişler ve emanete ihanet etmemişlerdir. Kürt halkı hangi ırktan olursa olsun bütün Müslümanları kardeş olarak gören ve kabul eden bir halktır.  
  Bu vesileyle ben Müslüman’ım diyenler Yahudilerden, Hıristiyanlardan ve Mecusilerden kalan örf ve adetleri bir kenara bırakmalı, İslamca ve insanca yaşamaya çalışmalıdır. Kalemlerimizi ve bedeni gücümüzü tefrikaya değil kardeşliğe, çekişmeye değil barışa, nefrete değil sevgi ve muhabbete katkıda kullanalım.
  Şunu bilelim ki Türkiye coğrafyasında laik zorbalığın mağdurları sadece Kürt halkı değil Müslüman olan tüm halklar olmuştur Laik zorbalığın dipçikleriyle Doğuda olduğu gibi batıda da Türk ırkına mensup yüzlerce kanaat önderi ve din âlimi istiklal mahkemelerince darağacında sallandırılmıştır. Türkiye coğrafyasında sorun Türk Kürt sorunu değil, laik rejim sorunudur. Yanı sorun şirk sorunudur. Bu kutsal topraklarda cebren ve hile ile şirkin galip gelmesidir. Zira laik rejim insan fıtratına ters bir zulüm ve ölüm düzenidir. Laik zorbalığın temel hedefi insanları ırklara ve fırkalara bölerek kendi hegemonyasını devam ettirmektir. Irkları bir birine kışkırtarak ve bir birleriyle savaştırarak sömürü hortumlarını ebedileştirmektir. Bize düşen görev; İSLAMİ OLMAYAN VE EHLİ BİDATIN İÇİMİZE SOKTUĞU AKIL VE SAĞDUYAYA AYKIRI OLAN ÖRF VE ADETLERİ TERK ETMEKTIR. HANGİ IRKA MENSUP OLURSAK OLALIM HEP BERABER KARDEŞCE YAŞAYIP, DİL VE DİN SORUNUNU HALLEDEN HUZURLU BİR MİLLET OLARAK MUASSIR MEDENİYET İLKELERİNE İMZA ATMAKTIR. ZİRA NECAT BUNDADIR.
 

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com