Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Nesep Asabiyeti Veya Kavmiyetçilik


23 Mart 2012 Cuma 08:48
Kâinatı yoktan var eden, insanı kâinatın efendisi ve yeryüzünün halifesi kılan ve kâinatı idare etmek için insanlar içinden peygamberler gönderen ve bu peygamberlere onlarla hükmedilsin diye kitaplar inzal eden Allah u zülcelâl kitabı kerimi olan kur anda şöyle buyuruyor.’’Ey İman edenler! Doğrusu biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Ve bir birinizle tanışmanız için sizi şubelere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki Allah yanında en değerli ve en üstün olanınız, en çok Allah tan korkanınızdır. Şüphesiz  Allah bilendir ve her şeyden haberdar olandır.’’( Hucurat A.13.)
Bu ayeti kerimeden anlaşılacağı üzere insanların atası birdir. Yaratılış noktasında insanlar hepsi kardeştir.  Bir anne ve bir babadan doğmuşlardır. Daha sonra kabile ve aşiretlere ayrılmışlardır. Ve insan olarak mekânlarımızın, renklerimizin, kavimlerimizin ve dillerimizin değişik olmasının hikmeti; kavimlerin ve dillerin birbirleriyle kavga etmesi ve savaşması değil, aksine kavimlerin bir birleriyle tanışması ve dayanışmasıdır. Yanı aynı mekân ve coğrafyalarda yaşayan ayrı ırklara sahip olan kavimlerin tanışma ve yardımlaşma sebebidir.
Görüldüğü gibi kavimleri birbirinden üstün kılan soyları,renkleri,mekanları, ve kaba kuvvetleri değildir.Kavimleri birbirlerinden üstün kılan tek bir şey vardır O da TAKVA dır.İyilikleri yapan kötülükleri terk edenlerdir.Kavimler arasında ayrım yapmak,kendi kavmini üstün görüp savunmaya geçmek nesep asabiyetini doğurur. Nesep asabiyeti; kavim ve aşiret birliğine dayanan gayri İslami bir tarafgirliktir. Daha doğrusu nesep asabiyeti KAN birliğini DİN birliğine tercih etmektir. Günümüz deyimi ile ırkçılık olan nesep asabiyeti; Hem beşeri ve ideolojik düzenlerin damgasını taşıyan bir ‘’TEFRİKA AŞISI’’ ve hem de zulümdeki eşitliğin ‘’KANLI VE CANLI KAVGASIDIR’’Kavmiyetçilik/Nesepçilik doğrudan doğruya ümmet şuuruna indirilen şeytani bir darbedir. Bundan dolayıdır ki kendilerini kavimlerin kavgasına kaptıranların en çok korktukları ve çekindikleri ümmet şuurudur. Kavmiyetçilik mükellefin kalbinde kavminin putlaşması, hayatında ise TAPINAK haline gelmesidir. Her mükellef şunu iyice bilmelidir ki, Türkçülük, Kürtçülük, Arapçılık ve bunlara benzer diğer ırkçılıklar nesep asabiyetidirler ve bunların her birisi birer putturlar. Tabii ki bunların kavgasını verenlerde birer putperesttirler. Nesep asabiyeti kurtuluşu dinde değil, kavmin faziletinde görmektir. Kavmiyet davasıdır. Aslında kavmiyet davası ümmetin helak sebebidir.

Batıl dinlerin, sistemlerin, ideolojilerin saldırıları karşısında Hak dinin kavgasını bırakıp kendi kavminin üstünlük kavgasını vermeye kalkışanlar nesep asabiyetine KURBAN gidenlerdir. Tarih boyunca müşriki rejimlerin insanlığa takdim ettiği değişmez armağanlardan bir tanesi de nesep asabiyetidir. Nesep asabiyeti Müslümanları paramparça eden faktörlerin en tehlikelisi ve en mühimidir. Çünkü nesep asabiyeti kavimler arası zulmün zulme tepkisidir. Kavimlerin kıyamına kalkıp iştirak edenler aydınlığı olmayan karanlık bir dehlize girenlerdir. Büyük İslam mütefekkiri İbn-i Haldun ‘’Aile, Asabe, Aşiret, Kavim ve Devlet’’ Kavramlarını değişik açılardan tahlil etmiştir. Ona göre Asabiyet: sadece bir birlik duygusu değil, ortak bir yaşayışı, teşkilatlanmayı ve dayanışmayı hedefler. Tarih boyunca da iktidar mücadelesini veren her siyasi hareket meşru veya gayri meşru bir Asabiyete dayanmıştır. Ancak İslam nizamının temel hedefi meşru ve makul ölçüler dairesinde hareket eden asabiyettir. Hayat mektebimizin muallimi tek önder peygamber efendimiz sav bir hadis-i şeriflerinde’’Haksızlıkta kavmine yardım edenin durumu, kuyuya düşüp kuyruğundan çekilen deveye benzer.’’diye buyurmuşlardır. Türkçülük, Kürtçülük veya Arapçılık yaparak kavmine yardım edenler kuyuya düşen ve kurtuluşu bekleyen devenin durumuna düşerler. Sadece bir hakkın mücadelesi için karşı taraftaki insanların bütün haklarını ortadan kaldıranların vay haline… Sahabe-i Kiramdan Vesile bin esga Resul-i Ekrem sav efendimizden şöyle rivayet ediyor.’’Ben Resulüllah tan sordum; asabiyet, ırkçılık, milliyetçilik nedir ya Resulüllah? Dedim. Resulüllah sav ‘’zulüm üzere kavmine yardım etmendir. Buyurdular’’Dikkat edilirse burada sırf kavminin hatırı için zulme ortak olmak vardır. Yine Efendimiz sav başka bir hadis-i şeriflerinde ‘’İnsanları asabiyet için toplanmaya çağıran, asabiyet için savaşan ve asabiyet yolunda ölen kimse bizden değildir.’’Hatta İslam âlimleri göre sırf ırkçılık uğruna kavmine yardım eden o esnada ölürse cenaze namazı kılınmaz. Görüşünde ittifak etmişlerdir. Ancak her Müslüman kendi kavmini hakka davet etmesi, marufu yayması ve kavmini münkerlerden men etmesi Salih bir amel olarak kabul edilmiştir. Asrımızda globalleşen bir dünyada,30 a yakın AB ülkelerin hudut ve sınırlarını adeta kaldırdıkları bir vasatta bazılarının çıkıp ‘’az olsun ama benim olsun’’ dercesine ülkeyi bölme çaba ve gayreti içine girmeleri akıl ve izan karı değildir. Şair yıllar önce bu tehlikeye işaret ederek haykırmış:
TEFRİKA GİRMEDEN BİR MİLLETE DÜŞMAN GİREMEZ
TOPLU VURDUKÇA YÜREKLER TOP DAHİ SÖNDÜREMEZ.
Allah’u zülcelal Kuran-i mübininde hangi ırktan olursa olsun hiçbir fark gözetmeden toplu halda bütün Mü’minlere şöyle hitab ediyor.’’Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin(Türkçülük ve Kürtçülük etmeyin);sonra korkuya kapılırsınız da (birliğiniz, devletiniz)kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.’’ Ali İmran A.46. Bu ayetten de anlaşılacağı gibi kalplerinden ve ruhlarından nesep/kevmiyetçiliği asabiyetinin izlerini silmeyenler İslami VAHDETİ oluşturamazlar. Sırf kavminin ve aşiretinin hatırı için mü’minlere ve mü’minlerin cemaatine muhalefet edenler sonu hüsran olan bir karanlığın içine gömülürler. Yüce Rabbimiz kur an-ı kerimin başka bir ayetinde de şöyle buyurmuştur.;’’Hep birlikte Allah ın ipine (İslam vahdetine,İslam dinine)sımsıkı sarılınız.Parçalanmayın….’’Ali İmran A.103. Bu ayette de yüce Allah emir siğası ile mü’minlere emretmiş, ırkı ve rengi ne olursa olsun birlik içinde olmalarını zaruri kılmıştır.Bu birliktelik keyfi değil mecburidir.Başka bir ayet-i kerime de ise şöyle buyurmuştur.’’Mü’minler ancak kardeştirler.Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah tan korkun ki esirgenesiniz.’’Hucurat a.10.Bu ayeti kerimede Allah sadece Türkler,Kürtler ve Araplar kardeştir dememiş,hangi ırktan ve hangi coğrafyadan olursa olsun bütün yeryüzü Müslümanları birbirlerinin kardeşidirler.
Irklara dayalı ulus devletçiklerin iflas ettiği bir çağda aynı toprak parçaları üzerinde yaşayan insanları Kürt, Türk diyerek yeni uluslara ayırmak ve insanları çatışma ortamına sevk etmek hangi akıl ve hangi vicdan sahibi kabul eder. Halkların çatışmasından nemalanan, insanların akan kanları ve gözyaşları üzerinden Rant elde eden haydutlara fırsat verilmemelidir.

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com