Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Emin YAPRAK

Nefis Terbiyesi ve Oruç


Emin YAPRAK
9 Temmuz 2015 Perşembe 19:50


    Kötülükler içerisinde bocalayan insanın kendine sahip olarak ve kendisini tanıyarak, yaptığı kötülüklerden vazgeçmesi acaba ne zaman gerçekleşir? Kendine sahip olarak ve kendisini tanıyarak yaptıklarından nasıl sıyrılır veya sıyrılmayı düşünebilir mi? Her türlü kötülük işlemekle donatılmış olan insan, nefis terbiyesini kendinde deneyebilir mi? Bütün kötülükleri işlemek üzere yaratılmış ve bu özelliklere sahip olan insan bundan sıyrılabilecek mi? Kendini tanıyan ve kendi sınırlarının farkında olan bir insan becerebilir.
    İnsanı insan yapan ve adeta canlı olarak farklılığını ortaya koyan özellikleri bulunmaktadır: Bunlar Nefis, Kalp, Akıl ve Ruh. Her türlü kötülüklerden uzak olan ve kendisine ait olan ve yüce yaratıcıya yakın olan en temel özelliği ruh olarak karşımıza çıkmaktadır. Ruh, sahip olunan en yüksek değer ve insanı madde olmaktan uzaklaştırıp, meleklerden de üstün olan özelliğidir. Kendisini en üst seviyelere ulaştıran ve her türlü kötülüğün gerilerde kalıp yücelmesini sağlayan temel vasfıdır. Fakat bu üstün özellik başlangıçtan bu yana keşfedilememiş ve insana Allah’tan üflenmiş bir durum olarak sadece zikredilen ve insana canlılık kazandıran bir durumdur.
    İnsanı hayvanlaştıran ve hayvani özellikleri güzelleştirip yapmasını sağlayan en kötü özelliği de nefistir. İnsanı sorumluluktan çok sınırsız isteklerinin peşinde koşturmasını sağlayan ve doyumsuzluk özelliği de bu boyutu olarak zikredilebilir. Her türlü kötülüğün kaynağı ve sebebi olarak karşımıza çıkan bu özellik sayesinde her şeyin bir anlamı olmakta ve her şeyi tadan bir insan ile karşılaşmaktayız. Hz. Adem ile eşinin cennetten kovulması bu özellikleri sayesinde; İblis’in yanılgısına aldanıp, nefislerinin isteklerine uymaları sonucu, kendi hatalarının ve yanlışlıklarının farkına vararak cennetin yapraklarıyla kendilerini örtüp, nefsin arzularını ve isteklerini akıllarıyla engellemeye ve güzelleştirmeye çalışmışlardır.
    Nefsin sınırsız istek ve arzuları insanın aklıyla dengeleyip, kendisini tanımasına ve üstün özellikleri sayesinde yeryüzünde Allah’ın halifesi olmasını sağlayan insan, kainatında hakimi olduğunu ispatlamaktadır. Akıl ile her şeyi anlamasına yol açarken şeytani yargılarla yanlışlıkların peşine de düşebilmektedir. Kendisini tanıyan, güçlerinin ve isteklerinin farkına varan insan her türlü yanılgının sahibi olduğunu da aklı sayesinde ortaya koymaktadır.
    İnsanı insan yapan değerlerden biri de kalp olarak zikredilen, biyolojik olan yürekten farklı bir boyut olarak kabul edilen özelliği de bulunmaktadır. Peygamber(sav)’in “insan da bir et vardır ki o temiz olduğunda bütün vücut temiz olur, o kötü olduğunda bütün vücut kötü olur, o da kalptir”, mealindeki hadisi ile ortaya konulan insani bu boyut sayesinde, özellikleri kısıtlanabilmekte veya genişletebilmektedir. İnsanı insan yapan bu dört boyut sayesinde kendisini tanımasına ve etrafındakileri anlamasına yol açan ve imtihanda başarılı olarak cenneti hak eden bir kul olarak karşımıza çıkmaktadır.
    İşte öyle bir ayın içinde bulunurken bu insani boyutları terbiye eden ve nefsin isteklerini gemleyen bir ibadeti idrak etmekte ve bu ibadetin lezzetlerini tatmaktayız. Nefis terbiyesi olarak anlam kazanan oruç ibadeti sayesinde, davranışlarımıza ve isteklerimize sınırlar koymaktayız. Bu ibadet ile insan daha fazla gücünün sınırlarını anlayarak, hayatı anlamlandırmaya çalışır. Sınırsız istekler içerisinde mahkum olmaz. Bu ibadetin yaşandığı bu ayda şeytanlar zincirlenmekte olmasına rağmen kötülük esiri olan insanlardan bazıları, insani boyutlardan nefsin isteklerine yenik düşerek yanlışlıklar yapabilmekteler.
    Kendini tanıyan ve nefsin isteklerine esir düşmeyen insanoğlu, oruç tutarken dikkat etmesi gereken ve nefsin terbiyesini pekiştiren özelikler olarak bazı güzel hasletlerle bunları pekiştirebilir. Hayatta tam anlamıyla başarılı olamayıp fakir olan insanların durumlarını anlar ve Peygamber(sav)’in “Ya Rabbim beni açlıkla imtihan etme” duasının anlamını idrak eder. Yine Peygamber(sav)’in “Komşusu aç iken kendisi tok yatan bizden değildir” emrini anlamaya çalışır. Dünyada ve çevremizde fakir olan insanların hallerini anlayarak onlara yardımcı olmalıyız. Dilimizi kötülüklerden uzak tutmalı, gıybet yapmamalıyız. Yani ağzımızı yemek ve içmekten alıkoyduğumuz gibi cinsel arzuları gemlemeli onlardan uzak durmalı ve her türlü kötülüğü de kendimize yasaklamalıyız. Tabii kötülükleri sadece Ramazan ayında kendimize yasaklamamalıyız, her zaman ve yerde bir Müslüman olarak Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirmeliyiz.
    Kötülüklerin temelde herkesime zararı olduğunu bilmeli ve ona göre hep iyiliklerle hayatımızı düzene koymalıyız. Kendimizi yeryüzünde şeytanın temsilcisi olmaktan uzaklaştırıp, Allah’ın halifesi olduğumuzu ispatlamalıyız. Kan dökerek, bozgunculuk yaparak ancak İblisin öngörüsünü gerçekleştirirsek, nefsin terbiye edilme işlemini tam anlamıyla gerçekleştiremeyiz.
    Allah’ın emir ve yasaklarına göre hayatımızı tanzim ederken, insan olarak yaptığımız her davranışımız bizim için bir ibadet olarak kabul edilmekte ve mükafat almaktayız. Ticaret yaparken, helal ve haramı gözeten kişi ibadet yapmış olur. Çocuğun rızkını temin eden kişi, ailesinin geçimini temin eden eş ibadet yapmış olur. Hatta eşinin ağzına koyduğu yiyeceğin kişi için ibadet olduğunu belirten Peygamber görüşü bunun en kesin delili olarak karşımıza çıkmaktadır.
    Hayatı bir bütün olarak anlamlandıran insan, dört boyutu eşit derecede kendisine ilke edinip, her birine verilmesi gereken önemde değer verip uygularsa üstün insan, kamil insan olarak karşımıza çıkar. Nefis ve ruh arasındaki dengeyi akıl ile en iyi şekilde değerlendirip, ruh tarafına deyim yerindeyse ağırlık verirse meleklerden daha üstün olabilir. Tam tersine nefsin istek ve arzularına ağırlık veren bir tarafa kayarsa şeytandan daha kötü bir duruma kayar.
    İşte içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini barındıran ayda nefsin isteklerine esir olmayan ve nefsini terbiye eden insan kazanmış olur. İnşallah kazanan insanlardan olur, kaybedenlerden olmayız. Nefsin isteklerine hapsolmayan kişi mutlu olarak cennet yoluna düşebilir.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com