Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane

Ne İş Yaparsınız?


28 Haziran 2012 Perşembe 16:48



Çetin Altan’ın görüşüdür,” Bizde meslek sahibi yok iş sahibi var” der. Zanaatkârlıkla ifade edilecek şeydir meslek sahipliği o da pek yok bugünlerde. Yani adım başı cep telefonu dükkânı, giyim mağazası, ayakkabıcı,”kuyumcu”,”araba kiralama” açılması oradaki insanların (sahibi veya çalışanı) meslek sahibi olduğunu değil iş sahibi olduğunu gösterir. Çünkü bir üretim yoktur ortada, sadece birilerinin ürettiğini sunum vardır. Bu bağlamda garsonluk, aşçılık, doktorluk, avukatlık, eczacılık, öğretmenlik, reklamcılık, berberlik, nacaklık vb. birer meslektir, çünkü bir üretim vardır. Kısaca eskilerin altın bilezik dediği şeydir meslek sahipliği.
Tüm bunları son günlerde iki farklı yerde şahit olduğum benzer olaydan dolayı kaleme alıyorum. İlki, halk otobüsünde, yanındaki arkadaşına neden askere gitmeye karar verdiğini açıklarken bir delikanlının kullandığı “Bilisen önce cep telefonu tükeni açtım, kapadım. Sonra emniyet caddesindeki mağazayı açtım, ama olmi lo insanın önünde askerlik varken, bi yerde dikiş tutturamisan, onu da kapadım, şimdi askere gidiyem” cümlesiydi. Diğerine geçen sabah internetten gazeteleri tararken rastladım. Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim’in kızı Buse hanımı kızdırmış birileri “Baban olmasa seni kim tanır veya Baban olmasaydı buralarda olmazdın ” gibi birşey demişler. O da cevap vermiş bunu diyenlere “Ben üniversitesi mezunu, kendi ayakları üstünde durmaya çalışan, kendi işinin başında duran ve parasını kazanmaya çalışan biriyim. İşim nedir diye sorarsanız da? Stil danışmanı, blog yazarı ve Buse Terim markasının sahibiyim.” demiş. Yani mesleğim yok işim var demiş bir yerde. Tabii Buse hanımın saydığı bu üç işinden nasıl para kazandığını, geçimini nasıl sağladığını, merak etmiyor değilim. Kendim için değil, inanın, memlekette üniversite mezunu ama işsiz veya mezun olduğu okulun edindirdiği meslekten başka bir iş yapmak zorunda olan yığınla gencimiz var, onlar için, onlara örnek olur diye soruyorum.
“Efem tüm bunlar 1980 askeri müdahalesinin bir sonucudur, toplumu kısa yoldan zengin olmaya, üretmeden tüketmeye alıştırdılar” gibi bir söylemin içine girmek istemem, ama doğrusu budur. Fakat birader demek bizim de içimizde varmış ki bu kısa yoldan zengin olma, üretmeden tüketme isteği, örneğini görünce hemen bizde isterik demişiz. Hatırlıyorum eskiden okumasında umut olmayan veya okuyan ama yazın haylazlık yapmasın da bir iş öğrensin diye çocukları ustanın yanına verirlerdi. Şimdi bu pek yok gibi geliyor bana, ya o ustaların yanında eziyet gördüğünü düşünen çocuklar büyüyüp baba olunca çocuklarına kıyamıyorlar ya da çocuğum benim gibi işçi olacağına rahat etsin diyorlar.
1990’ların başında Japonya’dan bir grup akademisyen Türk eğitim sistemini araştırmak ve önerilerde bulunmak için Türkiye’ye davet ediliyor. Araştırmalarının sonunda hazırladıkları raporun bir yerinde “Sizde ara eleman açığını giderecek meslek okulları var fakat işlevsel değil, çünkü kimse ara eleman olmak istemiyor herkes müdür veya genel müdür olma isteğinde” mealinde cümleler kullanıyorlar. Sanırım elin Japon’u bizi taa o yıllardan çözmüş. İşçilik, tamircilik bizde nedense pek muteber görülmez. Çocuğumuza yakıştıramayız. Belki de asıl sorun burada.Eyvallah

YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com