Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Müslüm Azizoğlu

Müslümanlar Ve İnanç İnkılabı


Müslüm Azizoğlu
2 Haziran 2015 Salı 12:12

İslam tarihi boyunca İnsanlara önder ve rehber olarak gönderilen peygamberlerin ilk vazifesi inanç inkılabını gerçekleştirmek olmuştur. Zira İnanç inkılabı; İnsan fıtratının emniyet sigortasıdır. Hürriyetin aslı ve esasıdır. Bunların temel esası ise “Lailahe İllallah”ın pratik hayata yansımasıdır. Bu kelime İnanç ve pratikte bir kurtuluş projesidir. Anne hükmündeki Cahiliyet memesinden şirkin ve küfrün sütüne emerek, onun kucağında terbiye gören İnsanın yegâne kurtuluş yolu İnanç inkılabını gerçekleştirmesidir. İnanç İnkılabı sonu gelmeyen bir hayat hazinesidir. İnanç inkılabı Lider ve önder olan Peygamberler tarafından; İnsanlarla sahte İlahlar olan putlar, düzenler ve rejimler arasına çekilerek yerleştirilen ebedi ve edebi bir hayat perdesidir. İnanç inkılabı Kopması mümkün olmayan sapasağlam olan Allah ın ipine sımsıkı sarılmaktır. Allah’ın red ettiği her şeyden içtinap etmektir. Sadece Allah tan gelen emir ve nehiylere inanarak hayatı ona göre düzenlemektir. Yaratıcımız ve yaşatıcımız olan Yüce Allah Hayat programımız ve reçetemiz olan Kur’an-ı Kerimde Şöyle buyuruyor.” An dolsun ki, biz her ümmete:” Allah a ibadet ve kulluk edin, Tağut’a kulluktan kaçının “ diye (tebligat yapması için) bir peygamber göndermişizdir.”Nahl s.a.36. Demek ki; İnanç inkılabı hem Peygamberlerin Muhteşem bir mirası ve hem de Müslüman İnsanın tertemiz mayasıdır. Allah a ibadet emek için; Allah ın emirlerine sımsıkı sarılıp, dosdoğru olarak onları yaşamaktır. Çağı, çağdaşlığı bahane ederek İslami bazı hükümleri red edenler Allah a iman etmiş olamazlar. Tağut’a kulluktan kaçınmak ise; İnsanların tek başına veya herhangi bir mecliste toplanarak, Allah ın hükümlerine mukabil çağdaş ve muasır medeniyet adına yeni kanunlar ihdas etmek ve O kanun ve tüzüklere göre bir hayat, bir yaşam sürdürmemektir. İnanç İnkılabının ilk Şartı Tağutları ve Tağutların şekillendirdikleri Rejimleri, düzenleri, sosyal sistemleri Red ve İnkar etmektir. Bakınız değişmez hayat rehberimiz olan Kur’an-ı Kerimde Yüce Allah şöyle buyuruyor.” Dinde zorlama yoktur. İman ile küfür kesin olarak meydana çıkmıştır. Artık kim TAĞUTU inkar edip, Allah a iman ederse, Muhakkak ki O, kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işiten ve bilendir.” Bakara s.a 256.

İnsanlar İman etmek için hiçbir şekilde zorlanamazlar. Fertler, aileler ve toplumlar kendi hür iradeleriyle iman etmede serbesttirler. Hatta zorlama ile Cebren İslam dinine girmiş, iman etmiş bir kimse daha sonra dinden dönerse ona Mürted muamelesi yapılmaz. Çünkü İnanç inkılabı İnsanın kendi hür iradesi ile tercih ettiği ve mutlulukla gerçekleştirdiği kutlu bir inkılaptır. Ancak İman ettikten sonra bazı Müeyyideler başlar. Zira kendi hür iradeleriyle iman ettikten sonra, heva-i nefisine hoş gelmiyor diye İnanca dayalı Dini hükümlere hakaret etmeye, kabul etmemeye de kimsenin hakkı yoktur. Bu konuda Din emniyetinin sağlanması kesin bir mecburiyettir. Yani Müslümanlar İnanç noktasında kimseyi zorlama hakkına sahip değiller. Kimsenin de Müslümanların İnancına dilini ve elini uzatma hak ve hürriyeti yoktur. Bu Konuda Said Nursi şöyle der: ”İman hem nurdur, hem kuvvettir. Hakiki İmanı elde eden bir insan, bütün kâinata meydan okuyabilir. Çünkü İman Tevhidi, Tevhid teslimi, Teslim tevekkülü, Tevekkül ise saadet-i dareyni iktiza eder”

Firavuni ve Tağuti zorbalığa karşı kahramanca savaşan Hz. Musa As.ın Mücadelesinden bize Kur’an-ı kerimde şöyle haber verir.” Musa için Nasihat ve her şeyin açıklamasına dair ne varsa hepsini levhalarda yazdık.(ve Musa ya dedik ki)Bunları kuvvetle tut, kavmine de onun en güzelini tutmalarını emret…(Tur’a giden) Musa’nın ardından kavmi, zinet takımlarından, böğürmesi olan bir buzağı edindiler. Görmediler mi ki O, onlarla ne konuşuyor ve ne de onlara yol gösteriyor. Onu ilah olarak benimsediler ve Zalimler oldular.

Musa kavmine öfkeli ve kederli olarak dönünce şöyle dedi; ”Ben ayrıldıktan sonra yerime geçtiniz de ne çirkin iş yaptınız.! Rabbinizin emriyle dönüşüme sabretmeyip buzağı mı yaptınız.? Hz Musa Öfkesinden elindeki levhaları hemen yere bıraktı ve kardeşi Harun’un başından tutup kendine doğru çekmeğe başladı. Harun şöyle dedi; Ey anamın oğlu! Gerçekten bu kavim beni zayıf gördüler. Az kaldı ki beni öldüreceklerdi. Sen de bana düşmanları sevindirecek harekete bulunma. Beni bu zalimler topluluğu ile bir tutma.” A’raf suresi ayet 145-148-150 Kur’an’ın bu olayda dikkatimizi çekmek istediği şey Tevhiddir. İnançtır. Dikkat edilirse Hz. Musa kendi kavminin akide değiştirdiğini görünce dehşete kapılıyor. Tevhidsiz ve İnançsız bir kavme Ahkâmı teklif etmekten imtina ediyor. Hemen Ahkâmı içeren Tevrat’ı bir kenara bırakıyor ve bütün güç ve kuvvetiyle İnanç İnkılabını gerçekleştirmeye çalışıyor.

Demek ki Önce İman, sonra amel, önce İnanç, sonra ahkâmların tatbiki... Çağımız Tevhidi İhtilalin bütün yeryüzünü kapladığı bir çağdır, Tevhid yerine Şirk ve küfür uygulanmaktadır. Allah ın kanun ve ilkeleri yerine sahte ilahlara tapılmaktadır. Yanı Gayri İslami düzenlere göre hayat şekillenmektedir. İnsanların İnanç dünyaları kirlenmiş, Fikir tarlaları fitne ve fesat fidanları ile bezenmiştir. İnsanların İnanç dünyalarının Vahiy ile temizlenmesi, Fikir tarlalarının Kur’an ile hayat bulması, Sahte ilah olan Demokratik-Laik düzenlerin tüm etki ve yetkilerine son verilerek Allah’ın Hâkimiyet gücüne dönülmesidir. İnanç inkılabı; İnsanoğlunun aklen, fikren ve kalben tüm düzme ilahları reddederek kayıtsız şartsız Allah ın hâkimiyetine teslim olmasıdır.


YORUMLAR
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com