Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Müslüm Azizoğlu

Müslümanın Ertelediği İslami Hayat


Müslüm Azizoğlu
5 Mayıs 2015 Salı 12:34

Müslüm Azizoğlu

İslami Hareket; İtikat ve amelde Müşriki hayatı ve yaşantıyı reddeden, Vahyi nizamı ile hayatına yön veren, Tebliğine Salih amellerini şahit kılan, Tevhid nakışlı libaslarla Takva gereğince Emr-i Bil ma’ruf ve Nehy-i anil Münker atlasını işleyen ve Muhlislerden meydana gelen Rabbani Bir Harekettir.

İslam; sosyal ve siyasal bir İnkilab hareketidir. Putçuluk ve çarşı heykellerin gölgesinde yetişen sahte ilahların, (yanı Demokrasinin, Laikliğin, Komünizm ve Kapitalizmin)düzmelerine göre hareket eden, her şeyini onlara göre düzenleyen müşriki otoritelerle, zorba idare şekilleriyle amansız bir şekilde çatışır ve çarpışır. Çünkü İslam beşeriyetin hayatına yön vermek için gelmiştir. Hayata hükmetmeyen İslam; İslam değildir. İslam’ı hayata hüküm ettirmeyen Müslüman da Müslüman değildir. İslam hayatın her alanı ile ilgili hükümler bildirmiştir. Sosyal ve siyasal ilişkiler, beşeri münasebetler, içtimaı ve iktisadi ve hukuki ilişkiler İslam’a göre ayarlanmadıkça O İslam olamaz. İslam’ın kurtarıcı ilkeleri ve hükümleri günlük hayatın direktifleridir. İslam; Her yönü ile iktidara hükmetmediği ve hayata yaşanmadığı andan itibaren Hayat-ı beşeriye tefessüh eder.

Esasen İslam Nizamın dışında bir sisteme ve düzene yönelmek felaketlerin en büyüğüdür. Yüce Allah buyuruyor “ Kim İslam dininden başka bir din(bir hayat nizamı, yasa ve kanun) ararsa, O asla kabul edilmeyecektir. O ahrette de hüsrana uğrayanlardandır.” Burada Geçen DİN kavramı düzen ve nizam manasınadır. İslam sadece Akide de değil, hem akide ve hem de Amelde sekte kabul etmeyen bir hayat nizamıdır. Namaz kılmak, oruç tutmak, vb. ibadetler İslam ın bir parçasıdırlar. İslam’ın tamamı değiller. Asıl olan hâkimiyettir. Hükümler, hakimler ve Mahkemelerdir. Bunlar olmadığı zaman O yaşanan kâmil İslam değildir. Müslüman’ın Hayatına Demokrasi denilen İlahlar Rejimi ve Laiklik Yön veremez ve vermemelidir. İslam karışıklığı kabul etmez. Yaşantıya ve hayata yön veren kanun ve ilkelerin yarısı İslami yarısı da demokrasi Ve Laiklikten oluşuna rıza göstermez. İbadet İslami olsun, ama diğer tüm kanunlar, ilkeler, yasalar, tüzükler, yönetmelikler demokrasi ve Laikliğe göre olsun böyle bir şekli kesinlikle İslam kabul etmez.

İslam’ı yaşama vakti; Akil baliğ olma vaktidir. Mükellef olma çağıdır. Akil baliğ olan her Müslüman hayatında İslam’ı ileri bir tarihe erteleme yetkisine sahip değildir. Mükellef olduğu gibi önce İslami kendi nefsinde, sonra Ailesinde, sonra çevresinde ve daha sonra da içinde yaşadığı toplumun sosyal ve siyasal iktidarına hâkim kılmak zorundadır, mecburiyetindedir. Zira Akil baliğ olmuş bir Müslüman için en büyük tehlike kanun ve ilkeleri ertelenen İslami hayatta karar kılmaktır. Bilinmelidir ki İslam; Beşer irade ve idaresini; yeryüzü ifsad edildikten, Hayat bozulduktan, sevk ve idareler koktuktan ve bu kokuşmuş iradelerin altında beşeriyet her türlü dert ve ıstırabı çektikten sonra teslim almıştır. İslam; Tağuti rejimlerin zulmünden kurtardığı insanların bozulmuş fıtratlarını Tevhid iksiri ile tedavi etmiş, Kur’an ayetleriyle tezkiye ederek hayatı yeniden sağlıklı bir şekilde inşa etmiştir. Müslüman kişi; İslam’ı, daha sonra yaşarım diye erteleyemez. Hele gençliğin ve hayatın keyfini çıkarayım, ileriki yaşta İslam’ı ‘yaşarım’ın garantisi yoktur. Zira ölüm hayattan öncedir. Her an mukadderdir.

Müslüman hiç zamanı ve vaktini kaybetmeden gücü nispetinde İslam’ı kendi hayatına hâkim kılmakla mükelleftir. Çünkü Müslüman İslam’ın aynasıdır. Eğer O Müslümanca düşünmek ve Müslümanca yaşamaktan uzaklaşırsa, Müslümanca hayata tavır koymaktan kaçıp nesinin ve çıkarının kulu ve kölesi olup şahsiyet zaafları gösterirse İşte O zaman insanlar için bir fitne haline gelir. Dosdoğru yolun önündeki engel, yol kesici eşkıya olur.

Müslümanlar; Tağuti rejimleri, Demokrasi ve Laikliği devirmeden önce Mutlaka hayatlarındaki “ Ertelenen İslami hayatı” devirmelidirler. Müslümanca düşünüp, Laikçe ve Müşrikçe yaşamak ve hayat sürdürmek suretiyle İslami düzene kavuşacağını zannedenler, Müşrik düzende yaşamayı garanti altına alan hayalperestlerdir. Çünkü Gayri İslami hayatın sonu, Gayri İslami bir düzendir. Dolayısı ile ERTELENEN İSLAMİ HAYAT, Müşriki düzende sahip oldukları mevki ve makamları kaybetmek istemeyen şahsi çıkar ve menfaat cambazlarının değişmez temel prensipleri ve tercihleridir.

Dikkat edilirse halkı Müslüman olan ülkelerde hâkim olan müşriki düzenlerin makam ve mevkilerine kavuşmak uğruna İslami Potansiyeli istismar etmede gayet mahir olan Liderlerin ve etrafındakilerin asgari müşterek noktalarından bir tanesi de “Ertelenen İslami hayatta” karar kılmaktır. İşin dilhun tarafı bunlar İslami hayatı ertelemekle kalmıyorlar; Küfrün ve şirkin necis pratiğine İslami kılıflar bulmaya çalışıyorlar.

Müslümanlar kendi yaşantılarını İslami kanun ve ilkelere teslim etmedikleri müddetçe; İçinde yaşadıkları müşriki düzen ve rejim değişmeyecektir. Şirkin iktidar olduğu Rejimin adı ha Türk, Ha Arap, Ha Kürt Olmuş hiç fark etmez.Laik sağ gider, Laik sol gelir. Laik Türk gider Laik Kürt gelir. Ama netice de hayat ve yaşantıda değişen bir şey olmaz. Bu yüzden Yüce Rabbimiz Buyuruyor “ Bir kavim kendi kendini değiştirmedikçe, düzeltmedikçe, Allah onları değiştirmez.” Ra’d Suresi ayet,11


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com