Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Bedir TÜRKER

Münafıkların Temel Özellikleri


Bedir TÜRKER
11 Mart 2014 Salı 12:29

İnsanlığın en namerdi ve alçağı olan münafıklar, zıtlıklarla yaşayan, üzerlerinde her rengi bulunduran duruma göre renk değiştiren, iç alemlerindeki karışıklık ve tezatlıkların kendisini kıvrandırdığı halde dış görüntüleri ve konuşmalarıyla dikkat çekip ilgi toplamaya çalışan ve bunda da epey başarılı olup kendisini dinleyenleri hipnozlayabildiği, aldatabildiği, Müslümanlara Müslüman göründüğü ve kendisini ihlaslı ve samimi göstermeye çalıştığı ancak şeytani dostlarının yanına vardığında ise gerçek durumunu ortaya koyduğu ve Müslümanlarla alay ettiğini belirttiği gibi  özellikleri Kur’an-ı Kerim’in bir çok ayetinde dile getirilip biz Müslümanlara önemle-uyarıylabildirilmiştir…

Bu habis ruhlu münafıklar kimyacı tekniğiyle hareket ederler her şey den biraz katar terazinin kefesini gözetirler, İslam kefesi hafiflemişse biraz İslami nutukla bu kefeyi ağırlaştırır ancak dozajına dikkat eder kaybettiği sinerjiyi kazanacak kadar verir, şeytani dost ve müttefiklerini hiçbir zaman ihmal etmezler onlarla dostluğunu her geçen gün arttırır ‘şeytanlarının yanına gelince biz onlarla alay ediyoruz siz bizim gerçek dostumuz-sırdaşımızsınız’ ayetinin tecellisi oluverirler, ancak fark ettirmez çok dikkat çekerse istemeye istemeye dostlarını biraz veya gerekirse yapmacıktan acımasızca  eleştirir ve kendini dinleyenleri bu konuda ikna edici olurlar böylece teraziyi dengeye getirir, insanlar bu duruma bağışıklık kazandığı için her günkü gelişmeler olarak bakar ve inanır, sivrisinek hükmündeki şahıs ve olayları yılan gibi göstererek insanların dikkatini sivrisineğe çekerler öte yandan yılan ve akrep gibi zehirli ve insanlığın kanını emerek yaşayan vampir canavarları, İslam düşmanlarını ise dost ve masum, iyi niyetli olduklarını göstermeye çalışırlar ama zahiren de bazen onları eleştirmekten de geri kalmaz ki insanların zihinleri karışsında hakikat anlaşılmasın, her fırsatta İslam ve müslümanların yararını gözeten söylemlerde bulunurken ne hikmetse amelde bütün yaptıkları İslam düşmanları-frenkleri-Avrupalıları sevindirir onların işine yarar, onların güçlenmesini sağlar.

İslam tarihi incelenirse görülecektir ki bunlardır-bu süfyani deccal tiplerdir Hz.Aişe annemize iftira atıp insanlara vesvese verenler, peygamber efendimizi üzüp arkasından gülenler o dönemde bunların attığı çamuru-iftirayı ancak vahiy temizleyebildi-şüpheleri giderdi(-bugün ise vahiy de gelmeyeceği için müslümanlar basiretli ve uyanık olmak durumundadır yoksa şüpheler denizinde boğulabilir), bunlardır Uhud yolunda nice yalan ve şeytani hileyle İslam ordusunu parçalayıp üçyüz kişiyi Medine’ye döndürerek Peygamber Efendimizi yalnız kalmasını sağlayanlar- İslam’ın yok olmasını temenni edenler, bunlardır Hz. Ebubekir’in savaş açtığı Müseylime bin Kezzablar(yalancılar)-İslam Ümmetine önderlik taslayıp, müminleri bırakıp Frenkleri-Amerikaları-İsrailleri dost edinenler-, bunlardır Hz.Osman’ı şehit eden gerçek katiller ve kanı üzerine politika yaparak Hz.İmam Ali (ra)’yi suçlu göstermek isteyerek pirim elde etmeye çalışanlar, düşmanlık ateşi yakıp Cemel Savaşıyla müslümanları birbirine kırdırtan böylece dönemin kafirlerini sevindirenler. (İmam Ali (ra)’nin onca uyarı ve nasihatini etkisizleştirenler bunlardır, insanları yanlışa, uçuruma doğru yönlendirenler hep bunlardır.) Bunlardır İmam Ali’yi hüzünlere boğan çaresiz kılan süfyani şeytanlara karşı adım attırmayan ve hariciler namıyla İbn-i Mülcem gibi şeytanları yetiştiren ve günümüzün süfyanilerine köpeklik

yapanlar ve acımasızca insanları hiç yoktan tekfir edip katledenler… dün Kuran-ı mızraklara takıp ümmeti aldatıp saptırmaya çalışanlar; bugün başlarına bandaj yapıp saranlar dillerine tekbir yapanlar hep bunlardır-aynı soydandır…

Peygamber Efendimizin ümmeti için kaygılanmasını sağlayanlar bunlardır çünkü bunlar açık ve net olmadıklarından kapkara şeytani plan ve hilelerini, canavar yüzlerini sütten çıkmış ak kaşık misali beyaza boyamışlardır, bunlar bir elleriyle müslümanlarla musafaha yaparken diğer elleriyle islam düşmanı Emperyalizmin-Siyonizmin hançerini İslam Halklarının bağrına saplamaktadırlar, bunlardır bir taraftan ayet okurken bir taraftan dünyada ne kadar şeytan yüzlü canavar tiynetli ve siyonist tasmalı kelbi beyaban varsa onları silahlandırıp gönderdiği İslam Ülkelerini, Kerbelalara çevirip Yezid misali katlettiği masum canlar üzerine şimdi Bedir’in intikamını aldık-müşrik atalarımızın intikamını aldık diyenler, şimdilerde emperyalizm ve siyonizm düşünceli insan bozması canavarlar tarihte haçlı seferleri gibi düzenledikleri bir çok savaşlarda ölen atalarının intikamını, İslam Ümmetini parçalayarak, bibirleriyle savaştırarak, gerekirse kendisi gelip katlederek alıyor- almak istiyor işte bu noktada en büyük görev de; yeri geldikçe namaz kılan, İslam’dan dem vuran, barışın önemini anlatan ancak her imkanı ve zemini-şartları emperyalizme, siyonizme hizmet için kullanan tam münafık ve yerli görünen bir güruha iş düşmektedir… Kur’an-ı Kerim başlıca bir sureyi bu konuya ayırmış ve adını da Münafikun diyerek meselenin tarih boyu her dönemde önem arz edeceğinden biz müslümanların dikkatini çekerek asla gaflete düşülmemesini ihtar etmiştir.

Bediüzzaman Hazretlerinin konuyu özetlercesine ve müslümanlara bir düstur hükmünde nurefşan olan sözü: “Bana ızdırap veren,” dedi, “yalnız İslâmın mâruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. Korkarım ki, cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü, düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basîret gözü böyle körleşirse, îman kalesi tehlikededir. İşte benim ızdırâbım, yegâne ızdırâbım budur. Yoksa, şahsımın mâruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeye bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate mâruz kalsam da, îman kalesinin istikbâli selâmette olsa!” (Tarihçe-i Hayat) “Ey bu vatan gençleri! Frenkleri (Avrupalıları) taklide çalışmayınız. Âyâ (acaba), Avrupa’nın size ettikleri hadsiz zulüm ve adâvetten (düşmanlıktan) sonra, hangi akılla onların sefahet ve bâtıl efkârlarına ittibâ edip emniyet ediyorsunuz? ( günahlarına ve batıl fikirlerine uyuyorsunuz onlara güveniyorsunuz) Yok, yok! Sefihâne (akılsızca) taklit edenler, ittibâ değil, belki şuursuz olarak onların safına iltihak edip (katılıp) kendi kendinizi ve kardeşlerinizi idam ediyorsunuz. Âgâh olunuz ki (biliniz ki), siz ahlâksızcasına ittibâ ettikçe, hamiyet (millet için fedakarlık yapmak) dâvâsında yalancılık ediyorsunuz. Çünkü şu surette ittibâınız, milliyetinize karşı bir istihfaftır ve millete bir istihzâdır ( alay etmek ve gülmektir).”(Lemalar:17)… vesselam.


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com