Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
İsmail Şahinalp

Mabed Ve Market


İsmail Şahinalp
13 Haziran 2016 Pazartesi 10:41

İdealist felsefeye göre tarih boyunca toplumlar her zaman (az veya çoktanrılı) bir dine ihtiyaç duymuş; ona iman ederek varlıklarını sürdürmüş ve böylece günümüze kadar devam etmiştir. Bu nedenle dini olmayan ve dine dayanmayan ‘Dinsiz Bir Toplum’ yoktur. Şehir yapılanmalara bakarsanız bu gerçeği daha net bir şekilde görürsünüz; çükü genellikle yerleşim alanları bir mabed etrafında kurulmuştur. Urfa Göbekli Tepe’deki arkeolojik bulgular bu tezimizi daha da güçlendiriyor.

İnsanlar dine neden gerek duydu; önce hangi din biçimi hakim idi; toplumlar Çoktanrıcılıktan Tektanrıcılığa mı geçti; yoksa tersi mi oldu? gibi sorular felsefeyi de ikiye ayırdı.

Materyalist dinbilimcilerine göre ise durum farklıdır; onlara göre din; sonradan edinilen bir olgu ve “tamamen bilgisizlikten; manevi ihtiyaçtan zuhur edip; korkunun bir ürünü, bazen toplumun ezici çoğunluğuna karşı küçük bir azınlığı ve bazen bir ailenin bile çıkarlarını koruyan; kollayan; halk yığınlarını uyuşturan bir alet ve devamı için ona meşruiyyet sağlayan bir faktördür.”

Bu bakış açısını Şirk Dinleri için geçerli sayıyor; en iyi teşhis ve tanım olarak kabul ediyoruz ancak onların bu tespitleri Tevhid Dini için geçerli değildir. Önceki yazımızda daha ilk insana bile Risaletin verildiğini ve Kabil’in bu projeyi altüst edip ilk fitne ateşiyle tarihin seyrini nasıl değiştiğine tanıklık etmiştik. Kabil’i ruhun Kerbela’da zirve yaptığı; tüm zamanlarda hakim olduğu ve bugün Batı’nın şahsında somutlaşıp Doğu’nun ruhunda yeniden anlam kazandığını üstü kapalı olarak belirtmiştik! Yazımızla ilgili olarak sanki “Batı Medeniyetinin bir suçu yokmuş gibi çuvaldızı insafsızca kendimize batırdığımız” tarzında itirazlar oldu; bizleri hep sömürge olarak görüp insan bile saymayan Batı Medeniyetinin o kirli ve necis ismini anmaya bile tenezzül etmedim. Kaldı ki onları eleştirip iğneyi de biraz onlara BATI’ralım !!

Zira sosyolojik ve teolojik manada Tevhid Dini; kamil insanlardan meydana gelecek sınıfsız bir toplumun inşası için mevzi alır; insanı çamurun ağırlığı ve pisliğinden arındırıp yüceliğe davet eder; bunun yanında “ahiretin yolu dünyadan geçer ve yoksulluk bir kapıdan girerse diğer kapıdan iman çıkar; bizi aldatan veya komşusu aç iken tok sabahlayan bizden değildir; insan Ka’be’den daha kutsaldır..” gibi sözlerle evrensel değerleri esas alır. Adalet; eşitlik ve özgürlük isteyenlerin gönlünde yatan tüm özlem ve söylemleri barındıran ilahi bir program ve bir yaşam tarzıdır. Buna karşılık Şirk dini; insanlığın maneviyatını istismar edip servet sahiplerinin hesabına çalışarak halkın cebini boşaltır; statükoyu korur; istihmar ile istibdatın yolunu açar; ameliyat öncesi anestezi rolündedir. Sütünü; etini ve derisinden kolayca faydalanmak için İnsanları koyunlaştırıp sürü haline getirir; sırtını kullanmak için adeta eşekleştirir.

Genelde ‘alemlerin’ özelde ise ‘zayıf bırakılmışların Rabbi’ bu noktada kamil insanlardan elçiler seçerek onları “insanların ve dinlerin zulmünden kurtarmaya” çalışır. Peygamberler de işte tam bu manada Şirk’i devirip yerine tevhidi yerleştirmek isterler. Köleler ve mahrum bırakılmış sınıfların çıkmayan sesi olup onlar için kurtuluş vadederler. Ancak karşılarına çıkan ilk sınıf din adamlarıdır. Çağdaş bir filozofun deyimiyle bu yüzden tarih “Dine Karşı Din”in mücadele alanıdır. Dolayısıyla her peygamber kendi döneminin mevcut dini ve din adamları ile mücadele etmiştir diyebiliriz.

İlk dalgada Peygamberlere karşı çıkıp göz açtırmayan Sarih Şirk yenildikten sonra Müzmin bir şekilde onun Tevhid davasını içerden kemirerek varlığını gizler.

Onun adına tapınaklar inşa eder; “hedefe giden yolda her şeyi mubah” sayar; mabedleri onarıp kendi saltanatını onure eder; akan paralarla klozetlerini bile altınla kaplar; altın kaplamalı arabalara biner; artık İblis’i bile para ile taşlatır; dolayısıyla parası olmayanlar Şeytan’ı bile taşlayamazlar.. O yüzden kadınlarla ilgili Miras Ayeti’ni görmezden gelerek Allah’ın evini görmek için her yıl memleketindeki tarlasını satan milyonlarca insan; Bayan Felankes’in kuşbakışı odalarını kiralar ve Arafat’ta “Lebbeyk!” diye nutuk atarlar!! Haydi bakalım Allah kabul etsin..


YORUMLAR
Henüz kimse yorum yapmamış, ilk yorum yapan siz olun.
Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com