Şanlıurfa özel şanmed hastanesi, şanmed hastane
Müslüm Azizoğlu

Kavmiyetçi Kölelerin Ve Gönüllü Gladyatörlerin Kafa Yapıları


Müslüm Azizoğlu
25 Şubat 2015 Çarşamba 12:05

Batılı filozof Montaigne denemeler adlı kitabında şunları beyan eder. “Kanunlar doğru oldukları için değil, kanun oldukları için yürürlükte kalırlar. Kendilerini dinletmeleri akıl dışı bir güçten gelir, başka bir şeyden değil. Mistik olmak işlerine gelir. Kanunları koyanlar da çok kez budala, ya da eşitlik korkusuyla haksızlığa düşen kimselerdir. Nasıl olursa olsunlar sonuçta insandırlar. Nihayet her yaptıklar şey ister istemez sudan ve değişkendir. Kanunlardan daha çok, daha ağır, daha geniş haksızlıklara yol açan ne vardır”.

Dikkat edilirse Kaos üreten Küresel Aktörlerin fitne ve fesat ocağı haline gelmiş BM şeytanlar birliğinde ki 5 daimi üye kendi aralarında anlaşarak yeryüzünde barış adı altında savaş çıkarmaya, işgal etmeye, sömürmeye ve kendi aralarında paylaşmaya devam etmek için BM toplayıp kanun çıkarırlar. Bu aldatma, kandırma ve sömürme kanunlarından ibret almak lazım değil mi?

Sanayi devrimini tamamlayan ve ham madde ihtiyacını gidermek için şirke ve zulme dayanan devletlerin galibiyetlerini kesin hatlarla ortaya çıkarmak için 20. Yüz yılın başında tüm İslam topraklar işgal edilmiş, zenginlik kaynakları talan edilmiştir. İslam coğrafyası paramparça edilmiş, Ümmet-i Muhammed arasına sun-i hudutlar çizilmiş, kavmiyetçilik ve ırkçılık büyük oranda hortlatılarak kitleler arasında büyük savaşlar çıkartılmıştır. Süleyman şah saygı Türbesi bu parçalamanın bariz bir misalidir. Osmanlı toprakları parçalanmış, Ümmet-i Muhammed arasına sun-i hudutlar çizilmiş denizden bir damla misali küçücük bir türbe yeri ise Suriye toprakları içerisinde bırakılarak Mülkiyet hakkını Türkiye ye bırakmışlardır. Şeytanlığın alçaklığın ve ihanetin daniskası buna derler. Ben-sen, Benim-senin kavgasını daha canlı olarak gündemde tutmak için… Ancak Türkiye; Gâvurların hile ve tuzaklarına düşmeden “ŞAH” dedi,”MAT” demedi. Böylece karanlık ve kirli mayın tarlasına ayak basmadan Şahını ve Askerlerini O çirkef ortamından basiretle tahliye ederek şeytani oyun ve hileleri boşa çıkardı.

   İslam topraklarını cebren ve hile ile işgal ederek keyfi ve küfri kanunların zoru ile Ümmetin zenginliklerine el koyan emperyalist Müşrik devletler yeni bir talan dengesini sağladıkları günümüzde İslam coğrafyasının hemen hemen tamamına da oluk oluk Müslümanların kanı akıtılmakta, canı alınmaktadır.

İslam toprakları üzerinde şirkin saltanatını, BM lerin baskı ve şiddetini göz ardı edenler, Amerikanın; Başta Afganistan olmak üzere Irak ta, Suriye de, Filistin de, Libya da, Tunus ve Cezayir de, Uganda da, Mısır da ve Türkiye döktüğü Müslüman kanını görmemezlikten gelen Kavmiyetçi ve ırkçı zihniyetler; zalim ve despotların kurdukları tezgâhlarda, hile ve tuzaklarda gönüllü kölelik ve işçiliğe razı olanlar bilmelidirler ki, Mü’minler Hz. Âdemden beri tarihin hiçbir döneminde şirke ve zulme dayanan şeytani düzenlere boyun eğmemişlerdir… Korkunç propaganda vasıtası ve sihirli hurafelerle Nato paktı vasıtası ile çizdikleri sömürü haritalarını insanlara kabul ettiren Müşrik zalimler ne pahasına olursa olsun İslam topraklarından kovulacaklardır.

Hatırlanacağı gibi daha bundan bir asır önce Anadolu’muz Fransızların, İngilizlerin, İtalyaların ve Yunanların işgaline uğramış binlerce Müslüman şehid edilmişti. Kulaklarımızda hala acılı yemen Türküleri var. Yüreğimizde Çanakkale acısı, Balkan acısı var… Bunun sonunda İslam toprakları parçalanmış, Ümmet-i Muhammed darmadağın olmuş, Müslümanların birbirleriyle ilişkileri tamamen bozulmuş, yerli düşmanlar peydah olunmuş, Zenginlikleri talan edilerek sömürü hortumları Müslümanların ta ciğerlerine kadar uzatılmıştır. Bütün bunlardan daha acı olan ise; İslam topraklarında kavmiyetçi, ırkçı İdeolojik devletler kurdurulmuş, bu devletlerin bir kısmı Komünist Rusya nın, bir kısmı Amerika nın ileri karakolları ve jandarması haline gelerek gönüllü görevler üstlenmişlerdir. Batılı Filozofların kurduğu bu Cahili hâkimiyet, Baskı ve dayatma eğitim kanalı ile kitlelerde geniş bir taban meydana getirmiştir.

Bütün bu gelişmelerde en büyük rolü; kendilerine “aydınlar ordusu” adını veren Müşrik zorba devletlerin gönüllü işçiliğini ve bekçiliğini yapanlar oynamıştır. Bu azat olunmaz kölelerin büyük bir bölümü “sosyalist ve komünist” felsefeyi, bir bölümü ise Milliyetçi, mukaddesatçı, sağcı ve de kapitalist felsefeyi temel olarak almışlardır. Hal bu ki hepsinin de ortak bir yönü vardı ve buda Demokrasi ve Laikliği vazgeçilmez kabul etmeleridir.

   İster sağcı İster solcu olsun gönüllü gladyatörler Demokratik- Laik devletlerin İslam devleti, Müslümanların devleti olamayacağı gerçeğini gizlemek için bin bir hileye başvurmuşlardır. Dikkat edilirse seçimden seçime ister sağ, ister sol cephe olsun bütün politikacılar, sırf oy almak için İslami kavramları kullanır, İslami kıyafetleri giyerler, İnanmadıkları halde kitleleri aldatmak amacı ile her türlü hile ve desiseye başvurmayı kutsal bir görev addederler. Cahili sermayedarların, egemen zorba güçlerin; Gönüllü gladyatörler vasıtası ile İslam topraklarında gerçekleştirdikleri Şirke ve zulme dayanan cahili hâkimiyeti sevimli ve kalıcı göstermek için insanı ve İnsanın aklını putlaştıran Filozoflar; kendi yanlarından çıkardıkları hükümleri insanların “ortak arzuları” şeklinde kitlelere sunmuşlardır. Çağdaş uygarlık adına kitlelerin zihinlerine yerleştirilen ideolojik kavmiyetçi devletler sürekli Mazlum ve masum halkın kanını akıtmaktadırlar. Dikkat edilirse Halkı Müslüman olan tüm ülkelerde aynı vahşet, aynı canilik, aynı barbarlık ve gaddarlık üç aşağı beş yukarı yaşanmaktadır. Tedhiş örgütler, anarşist gruplar ortalıkta cirit atmaktadırlar. Bu kirli ve karanlık savaş şekliyle Müşrik zorba devletlerin gönüllü işçileri ve gladyatörleri İslam Topraklarının talan edilmesini ve Müslümanların kanın akıtılmasını, kitlelerin hor ve hakir kılınmasını sağlamaya devam ediyorlar.

Çare; İslam nizamına, Tevhid düzenine teslim olmak, hayatımızı Allah ın indirdiği emirlere göre tanzim etmektir. Müslümanlar kendi aralarındaki kirli savaşa son vermek barışı ve kardeşliği tesis etmek zorundadırlar. Müslümanlar arasındaki Fikri ayrılıklar, Fiili ayrılıklara sebep olmamalıdır. Tarihin; İnsanlığın tecrübelerini sergileyen ve düşünen topluluklar için hale ve istikbale ışık tutan sosyal ve siyasal bir bilim olduğu unutulmamalıdır.


YORUMLAR
  • yorum2015-03-03 15:13:13Mehmet CENGİZ

    Üstadım kaleminize kuvvet,duamız mevlam İslam dinini sahte müslümanlardan korusun,tecrube ile sabittir ki islam toplumunda tapınaklar ağlama duvarları yok olmadığı,hortumları kesilmediği müddetçe Müslümanlardan birlik olmaz.Syagılar

Şanlıurfa organize sanayi müdürlüğü, yatırım için herşey hazır
Kurumsal

İçerik

Gündem

Siyaset

Teknoloji

Yukarı Çık
Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları haber kaynaklarına aittir, hiçbir şekilde basılı ya da elektronik bir ortamda (CD, Internet vs.) kaynak gösterilse bile izin alınmadan kullanılamaz. © Copyright 2015 Balikligol.com